CHP’lilerin 6 saat boyunca polise direneceğini düşünebilir miydiniz?

|

 CHP’lilerin 6 saat boyunca polise direneceğini düşünebilir miydiniz? A  CHP’lilerin 6 saat boyunca polise direneceğini düşünebilir miydiniz?

İBRAHİM VARLI-UĞUR KOÇ

CHP’yi daha fazla alanlarda görür olduk. 1 Mayıs'la birlikte billurlaşan Gezi Parkı direnişiyle ayyuka çıkan bu yeni sürecin mimarı İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı. Salıcı hem CHP'nin yeni yönelimini hem de yerel seçimlere dair partisinin tavrını BirGün'e anlattı.

»Gezi parkı direnişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizi şaşırtan ne oldu?
Bizi şaşırtan kendiliğinden gelişen bir eylem olmasıydı. Toplumda bir birikmişlik vardı. Herkese saldıran bir iktidara karşı “artık baş kaldırmak lazım” duygusunu özellikle 1 Mayıs'tan sonra çok net görmeye başlamıştık. Daha önce de bunun emareleri vardı ama 1 Mayıs çok daha net göstermeye başladı. Ama böyle bir eylemin Gezi Parkı'ndan dolayı patlayacağını ya da ortaya çıkabileceğini, buna toplumda çok farklı yerlerde duran, siyaseten farklı yerde duran ya da daha önemlisi şimdiye kadar siyasi bir tavır göstermemiş olan insanların bu işi bu kadar sahipleneceğini görmek bizi şaşırttı. Şu ana kadar Türkiye siyasi tarihinde ilk defa olmuş bir sürü şey oldu/oluyor.

»CHP olarak daha önce böyle bir patlama olacağını öngörmemiş miydiniz? Sıkıntılar size yansımıyor muydu ?
Sıkıntılar yansıyordu. Toplumda böyle kabaran bir dalga olduğunu görüyorduk. Kendi örgütlerimizde de, sokakta da görüyorduk. Fakat bunun böyle bir eylem tarzıyla ortaya çıkabileceğini tahmin etmedik ya da ne zaman ortaya çıkabileceğini kestiremedik. Bir sürü yenilik içeren bir eylem çıktı ortaya ve toplumun genelini kucaklayan bir yapı oldu. O tarafı sürpriz.

»Genel Başkan Yardımcınız Faruk Loğoğlu “Gezi Parkı süreci toplumsal paradigmada birtakım farkı değişikliklere yol açtı. CHP'nin de kendisini bu yeni duruma göre toparlaması, yaratıcı fikirler üretmesi lazım” dedi. CHP kendisini toparlayabilecek mi?
Şöyle söyleyeyim; 68 kuşağı birçok toplumsal hareketi etkiledi. O dalgaya dayanarak CHP kendisini daha solda bir yerde konumlandırdı. CHP o dalgayı yakaladı kendince. Kendisine oradan bir kanal açtı. Oradaki gençlerle, insanlarla buluşan bir kanal. CHP’nin şu anda yapması gereken şey tam da bu: O insanlara bir kanal açacaksınız. Siyaset yapmak isteyen ya da bireysel sıkıntım var ve ben bu bireysel sıkıntımı daha örgütlü bir şekilde dile getirmek istiyorum diyen insanlara bir kanal açacaksınız. Bu CHP'yi değiştirecek.

»Gezi direnişi dolayısıyla önemli bir toplumsal dinamizm ortaya çıktı. Bunu CHP'ye kanalize edecek bir reçeteniz var mı ?
Arıyorum (gülüyor). Oradaki insanlarla, o eylemin içinde bireysel olarak ve örgütlü bir tavır alarak yer alan insanlarla konuşuyoruz. Buradan Türkiye siyasetini daha yenilikçi ve daha sol bir siyaset anlamında kavrayacak bir iş nasıl olabilirin peşindeyiz, bununla ilgili kafa yoruyoruz. Baştan beri anlamak istiyoruz. Sayın Loğoğlu'nun açıklamasında da var. Bu yapı Türkiye siyasetini değiştirir.

»CHP’nin bu dalgayı göğüsleyebilecek veya istediği mecralara akıtabilecek bir hazırlığı var mı ?
Hayır şu an içerisinde yok. Eylem belli bir noktaya geldi. Artık daha soğukkanlı değerlendirmeler yapabilecek durumdayız. Parti şu anki pozisyonuyla hazır mı? Hayır değil. Şu andaki yapımızla buna cevap veremeyebiliriz. Ama cevap verme niyetimiz var. Dolayısıyla bu niyetle yapıyı değiştirmek zorundayız.

»Bu niyet ne zaman pratiğe dökülecek? Önümüzde üç seçim var.
Yerel seçimlere kadar ilk emarelerini ortaya koyabileceğimiz kanaatindeyim. Bu tür şeyler bir anda olmaz, yıllar sürer bazen. Bazen o değişimi çok somut şeylerle göremezsiniz ama bir dönemi incelediğinizde o değişimi görürsünüz. Onun için yerel seçime kadar CHP’nin bu konuda ilk sinyalleri verecek işler yapacağını düşünüyorum. Şimdiye kadar İstanbul'da CHP şunu yapar bunu yapmaz denebilecek ezberlerin tamamını altüst ettik. CHP'den beklenmeyen işler yapıyoruz. Beklenmeyen derken biz bunu yapma iradesindeyiz ama toplumda farklı bir CHP algısı var. O algıdan bu beklenmiyor. Siz CHP'lilerin altı saat boyunca Beşiktaş Meydanı’nda polise direneceğini düşünebilir miydiniz bundan beş sene önce? Bırakın beş seneyi bir sene önce ?

»Bu algıyı yıkmak için somut olarak ne yapmayı planlıyorsunuz?
Onu planlamadık daha. Şunu yapalım ve ondan sonra bu algıyı yıkalım ortadan kaldıralım şeklinde bir noktaya gelmedik. Bu biraz anlık gelişen bir olay, anlık gelişen işler için CHP'liler zaten kendiliğinden bir şekilde harekete geçiyorlar.

AKP’DEN VE TOBBAŞ’TAN KURTARACAĞIZ İSTANBUL’U

»CHP’nin bu yeni ivmeyi doğru kullanması halinde Büyükşehir Belediyesini alamaması işten bile değil” yorumları yapılıyor. Bu ivmeyi seçime yansıtma iradesini gösterebilecek mi CHP?
Ortadaki araştırmaların tamamı Gezi olaylarının sandık davranışını etkileyeceğini gösteriyor. Gezi eylemlerine katılan henüz seçmen olmayan ama yerel seçimlerde seçmen olacak gençler var. Çünkü oradaki ana yaş grubu 15-24 arası. Daha önce oy vermemiş, protesto etmiş ya da umursamamış insanlar var. Şimdi bu insanların ortak duygularını topladığınızda CHP’nin talepleri bu insanların talepleriyle aynı. Dayanışmanın ya da Platformun Cumhurbaşkanına sunduğu taleplerle CHP’nin bu zamana kadar söylemiş oldukları arasında bir fark yok. Biz oradaki taleplerle doğru orantılı işler yapıyoruz. Büyükşehir ile ilgili bizim iddiamız çok açık. Büyükşehir’i AKP’den alacağız ve ortada görünmeyen sayın Kadir Topbaş’tan kurtaracağız İstanbul’u.

»İsim belli mi ? Yaklaşık 9 aylık bir süreç var önümüzde.
Değil. İsim seçime 4-5 ay kala belli olacak. Biz şu anda plan programla uğraşıyoruz, isim boyutu daha sonra belli olacak. Şimdiye kadar biz adaylarımızı 60 gün kala 70 gün kala belirlerdik. En son 2009 seçimlerinde sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 60 gün kala belediye başkanlığı adaylığı belli oldu. Uluslararası kampanyaları yürüten uzmanlar en etkili siyasi kampanyanın 4 ay kala başlatılan kampanya olduğunda hemfikir.

»Kamuoyunda özellikle iki isim çok sık telaffuz ediliyor: Mustafa Sarıgül ve Gürsel Tekin. Bu isimlerin olabilirliği nedir?
Bu isimlerin dışında da isimler var aslında. Dönem dönem konuşulan ya da kamuoyunda konuşulmayan ama bizim bildiğimiz isimler var. Ben şununla ilgileniyorum, hangisiyle kazanırız. Hangisiyle kazanacaksak onunla girelim. Seçimi kaybettikten sonra kaybedilmenin üzerine yazılan teorilerle ilgilenmiyorum. Benim İstanbul İl Başkanı olarak herkesle temasım olur. Elbette adayın kim olacağıyla iligili bir yerlerde görüşme yapıyor olmam çok normal. Ama bu genel merkez ve İstanbul’un oturup beraberce vermesi gereken bir karar. Ben kazanacak olan kişiyle ilgileniyorum. AKP iktidarını değişterecek olan kişiyi bulup onunla beraber yürüyeceğiz.

»Üç dönem üst üste kaybettiniz, bundan çıkardığınız dersler nelerdir?
Ben ne yapacağımızı söyleyeyim: 1) Toplumda karşılığı olmayan adaylarla yürümeyeceksiniz. Aday olarak koyacağınız kişilerin toplumda bir karşılığı olması lazım. 2) Yönetebilecek vasıflara sahip olması lazım. Yani o kadroları toplum gördüğü zaman evet bunlar yönetebilir duygusuna kapılması lazım. 3) Adayınızı son dakikada belirlememeniz lazım. Ona verimli bir kampanya hazırlaması için bir süre tanımanız lazım. Kişileri değil fikirleri tartışıyor olmanız lazım. 4) Nasıl yöneteceğinizi, nasıl projeler üreteceğinizi önceden taahüt ediyor olmanız lazım. 5) Olabildiğince demokratik mekanizmaları açık tutuyor olabilmeniz lazım. 39 ilçenin tamamında ön seçim istiyoruz. Bizim gibi partilerin temel dinamiği üyeleridir. Bizim kendi üye dinamiğimizi harekete geçirmemiz lazım. Ön seçim ya da eğilim yoklaması bunun için müthiş bir avantaj.

»39 ilçeden kaçında ipi göğüsleme ihtimaliniz var, ilçe örgütlerinden aldığınız izlenim nedir?
20'den fazla belediye kazanacağız. Hayalci değiliz. Her yeri kazanacağız falan demiyoruz. Ama şu az önce bahsettiğim şeyleri yaparsak ki bunların hazırlığını uzun zaman önce yapmaya başladık, yapmamamız için bir neden yok. Zaten yirminin üzerinde belediye kazandığınız zaman aynı zamanda büyükşehir belediyesini de kazanmış oluyorsunuz. Onun doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor. CHP açısından kazanılması çok zor olan ilçeler var. Esas hedefimiz ise oyları belli bir noktaya yükseltebilmek. Örneğin Sultanbeyli, Bağcılar, Arnavutköy... Evet bizim için zor ama biz orada büyükşehire oy kazandırabilecek ve seçimde iddialı bir hale gelebileceğimiz adaylarla karşılarına geleceğiz.

»Sosyal demokrat bir CHP'nin bu ilçelerden daha fazla oy alması gerekmiyor mu? Oysa tersi yaşanıyor...
O bir algı. Mesela Silivri, Çatalca çok varsıl bir ilçe değil. Ama CHP'li belediye başkanları yönetiyor. Şu algıdan kurtulmak lazım. O 2009 öncesiydi. CHP'nin Bakırköy, Beşiktaş ve Kadıköy gibi üç ilçeye sıkıştığı bir siyaset süreci yaşanıyordu. Eyüp'ü kazanacağız desem şaşırır değil mi toplum! Biz kazanacağız Eyüp'ü. Beyoğlu'nda Misbah Demircan'ı emekli edeceğiz desem şaşırır değil mi insanlar? Emekli olacak, bence bir an önce hazırlığını yapmaya başlasın. CHP'nin daha varlıklı kesimlerden oy alma duygusu Kemal Kılıçdaroğlu öncesine ait bir algı. Bugün öyle bir algı yok. Yukarıda adlarını söylediğim iddialı olduğumuzu bildiğim ilçeler.

 »Bir yurttaş niçin CHP'ye oy versin?
1) Hayat şekline kimse karışmayacak. Nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşayacak. İnsanların günlük hayatındaki tüketimlerine karışılmayacak. Sizi özel olarak başka bir şeye dönüştürmekle uğraşmayacağız. 2) Size daha geniş bir özgürlük alanı açacağız. Şu anda sıkışmış olduğunuz durumun ötesine geçmiş olacaksınız. 3) Kentle ilgili olan kararlarda sizin görüşünüz sorulacak. Siz bulunduğunuz yerle ilgili kendi kararınızı verebiliyor olacaksınız. 4)İstanbul'da daha katma değeri yüksek işlerin yapıldığını göreceksiniz. Bu daha nitelikli bir işgücü ve daha yüksek bir gelir seviyesi anlamına geliyor.

»Başbakan Gezi Parkı sürecinde CHP'ye çok sert ifadelerde yükleniyor. Siz bu durumu neye yoruyorsunuz? Özellikle CHP'yi hedef alması genel bir stratejisinin sonucu mu?
Sayın Başbakan şu an toplumu bilerek ve isteyerek kutuplaştırmaya çalışıyor. Altındaki zeminin kaydığının farkında, dolayısıyla kendi seçmenini kontrol etmeye çalışıyor. O çözülmeyi, belirli bir noktada durdurmaya çalışıyor. Bakın Başbakan ilk açıklamasında bu eylemleri CHP’lilerin organize ettiğini söyledi. Sonra eylemcilere sordular, “Hayır bu işin içinde CHP yok” dediler. Gezi Parkı’ında yüzlerce insanın kendi yazdığı dövizler vardı. Siyasi partilerin amblemleri vardı. CHP'nin bir tane bayrağını gördüm diyen varsa buyursun ifade etsin. CHP bayrağı yoktu. Başbakanın söylediği her şey halka çarpıp orada sönümleniyor. En son “Faiz lobisi” dedi. Ben böyle bir lobinin varlığından haberdar değilim. Başbakan literatürümüze yeni bir şey katmış oldu. Sayın Başbakan sürekli yalan üzerinden siyaset yapıyor. Biz CHP olarak mitinglerimizi iptal ettik. ÖDP mitingini iptal etti. Türkiye'nin farklı yerlerinde başka partiler mitinglerini iptal etti. Sayın Başbakan kavga etmek istediğini çok açık gösteren bir şekilde mitingler yaptı ve orada nefret söylemi kustu. O mitingin sonucunda benim il binama saldırı oldu. Gelen insanlar sayın Başbakanın ismini sloganlaştıran insanlardı.

»İl binanıza yapılan saldırı planlı organize bir saldırı mıydı?
Bence planlı değildi. Ben o sırada Beşiktaş'daydım. Saldırı haberini alınca yarım saat içinde buraya ulaştık. İki milletvekilimiz ve il yöneticilerimiz vardı. 15 -20 kişilik bir grup elleri sopalı ve kesici aletler taşıyorlardı. Etrafta ciddi bir polis kordonu varken bu insanlar İstanbul’un ortasında rahat bir şekilde dolaşabiliyorlardı. Sonra televizyonlarda polis araçlarının önünde bu insanların dolaştığını gördük. Şimdi ben böyle bir ülkede yaşamak istemiyorum. Hani dediniz ya neden CHP’ye oy versinler; alın size gerekçe.
Herşeyi yalan üzerine kuran bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. Başbakan partisinin bir grup konuşmasında “Polis silah mı kullandı?” dedi. Ethem Sarısülük gripten mi öldü? Ortada Adli Tıp raporu var; 4,8 metreden mermi sıkılmıştır, hiçbir yerden sekmemiştir, doğrudan gelmiştir diye. Sayın Başbakan topluma on bir yıldır yalan söylüyor. Ama bu yalanlar artık belli bir noktaya geldi; insanlar yeter artık diyor.

»Gezi Parkı'nda başta sol olmak üzere birçok kesim yan yana durdu. Herkesin yan yana durduğu bu süreci geliştirecek bir tasarrufunuz var mı? Sadece seçimlere yönelik değil, örgütlerin arasında olan kesim örgütsüzlerin arasında olan kesimle bu bağları sıkılaştıracak bir yere sevk etmeye çalışacak ya da bunları dinleyecek bir tasarrufunuz var mı?
Bakın biz sendikalarla, odalarla, sivil toplum örgütleriyle ya da demokrasiye inanan siyasi partilerle ortak zeminde bir çok yerde bir araya gelebiliriz. Bunu daha önce gösterdik, şimdi de göstermeye hazırız. Bizim derdimiz üzüm yemek. Bizim bağcıyla derdimiz yok. Bu sürecin içinde olabilecek, “Ben bu sürecin içinde olmak istiyorum” diyen her grup ya da her birey bu sürecin içinde olabilmeli. Bu bir demokrasi mücadelesi, CHP mücadelesi değil. Demokrasi isteyen herkesle yan yana bulunabilmeliyiz. Hem de hiçbir kıskançlığa kapılmadan yan yana olabilmeliyiz. Gezi Parkı'na rozetimi çıkartıp gidiyordum. Çünkü orada yeni bir dayanışma filizleniyordu.

»CHP sola mesafeli bir partiydi ancak İstanbul İl Örgütü 1 Mayıs ve Gezi Parkı direnişinde bunu kırdı. Solla birlikteydi. Alanlardaydı. Saldırılara da uğradı. Bu devam edecek mi? Sol için bir şemsiye işlevi görebilecek mi?
Gezi farklı bir şey öğretti bize. Hepimize öğretti. Bunu bir ay önce konuşsaydık başka kelimelerle, kavramlarla konuşmak zorundaydık. Ama bu Gezi sürecinden öğreneceğimiz ve çıkaracağımız sonuçlar var. Onun için SYRIZA meselesi tartışılmaya muhtaç bir şey. İkincisi İstanbul'da partinin yapması gerekeni yapıyoru. Azını yapmamaya çalışıyoruz. Fazlasıyla, işimiz yok. Ama 1 Mayıs'lara kuvvetli katılmak sosyal demokratların görevidir. Biz emek eksenli siyasi hareketiz, dolayısıyla özümüzü inkar ederek siyaset yapamayız.

»Bu tavrı CHP'nin genelinde göremiyoruz, İstanbul'a özgü bir durum...
Bir başarı hikayesine dönüşürse, toplumsal tavır almalar toplumda karşılık bulursa onun üzerinden genişleyebilir. İstanbul'da bizim yürütmeye çalıştığımız şey parti programıyla uyumlu ama daha aktif daha sokağın içinde olan insanlarla birlikte sağındakinin hangi partiden olduğunu solundakinin hangi partiden olduğuna bakmadan birlikte hareket etmek. Buradan bir başarı hikayesi çıkarsa bunu tüm Türkiye'ye yayarız. Ama bu bir başarı hikayesi üzerinden yayılmak durumunda.

»Sol açısından daha kapsayıcı olmak için var mı bir projeniz?
Taksim Meydanı'nda beraber olduğumuz herkesle seçim sandığında da beraber oluruz. Neden olmayalım? Mücadeleyi beraber veriyoruz. Bunun siyasi sonucunu da tescil edecek olan sandıkta da beraber olabiliriz.