‘Polis halkın mı, rejimin mi bekçisi?’

|

‘Polis halkın mı, rejimin mi bekçisi?’ A ‘Polis halkın mı, rejimin mi bekçisi?’

Gezi Parkı ile başlayarak tüm ülkeyi saran direniş devam ederken birçok ilde polis şiddeti sürüyor. Halka karşı devletin sopası haline getirilen Emniyet teşkilatının içinde, AKP hükümeti döneminde ciddi bir ideolojik kadrolaşmaya gidildiği yönündeki iddialar da hafife alınmayacak kadar ciddi. Polisin aşırı şiddet içeren bu tutumu tartışmalara yol açarken, polis halkı koruyacağına artık halk kendini polisten koruyor. AKP iktidarı, kendi siyasi iradelerinin bekçisi olarak gördüğü polisin halkın gözünde var olan itibarını da yaptığı açıklamalarla yok etmeye devam ediyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Polis rejimin sigortasıdır" sözlerinden sonra önceki gün İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın "Polis rejimin bekçisi"dir  sözleri, polis teşkilatının içinde de tartışmalara yol açtı.
Polis memuru Y.A’ya bu tartışmaları sorduk.

»İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın "Polis rejimin bekçisidir" sözlerini nasıl yorumluyorsunuz? Polis rejimin mi, halkın mı bekçisidir?
Emniyet teşkilatı ve Polis Salahiyet Kanununun 1. maddesini okuduğunuzda bu sorunun cevabını bulabilirsiniz. Polisin rejim bekçisi olduğu yönünde bir kanun yoktur. Böyle bir görevden bahsedilmez. Polis esasen vatandaşın malını, canını ve huzurunu temin ile görevlidir.

»Rejimden kasıt siyasi irade olduğu söylenirse, polis siyasi iradenin bekçisi midir?
Polis hükümetlerin değil halkın ve devletin güvencesidir. Buradaki devletten kastımız rejim değildir aslında. Onların kastettiği şey değildir. Rejim derken neyi kastettiklerini de tam olarak ortaya koymamışlardır. Devletin polisi rejimin bekçisi olamaz. Bu kanunun neresinde yazıyor?

»Polisin atama ve terfilerinde kendi içinde bir otonom sistem var mıdır?
Atama ile terfi yönetmeliğinde hükümetlere geniş yetki verilmiştir. Bizler polisin her daim iktidara gelen hükümetlere bağımlı olmasına karşı çıkıyoruz. Bu yönetmelik değişmedikçe siyasi iradeler polisi rejim bekçileri olarak göreceklerdir. AKP iktidarı tarafından İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmiş bir kişi rejimden neyi kastedebilir? Onun rejim anlayışı nedir? Rejimi korumaksa Anayasa’nın 3. maddesinde laikliği korumak da yazıyor. Polis rejimin koruyucusu ise laikliği korumak adına ne yapılmış bu güne kadar?

»Turgut Özal döneminde de aynı söylemlere rastlamak mümkün. ‘’Darbeleri önlemek istiyorsanız polis teşkilatını güçlendirin’’ sözlerini nasıl yorumluyorsunuz? AKP hükümetinin bu söylem yönünde ki projesini hem emniyet teşkilatı için de, hem de askeri kolluk güçlerinde hayata geçirdiği söylenebilir mi?
Biz hükümetlerin kullanıp bir tarafa attığı bir teşkilat olmak istemiyoruz. Siyasete bağlı bir teşkilat iktidarın güdümüne girmekten geri durmayacaktır. Elbette ki her gelen bu teşkilatın üst düzeylerine kendi adamlarını yerleştirecek ve birkaç atama ile tüm teşkilatın gücünü yanına almış olacaktır. Teşkilatın başına iktidara yakın sözünden çıkmayacak, yeri gelirse anayasayı, kanunları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını dahi hiçe sayabilecek gücü kendinde hisseden idareciler yöneticiler olacaktır. Bu, teşkilatların organik olarak hükümetlere bağlı olmasından kaynaklanıyor.

»Hükümetlerin Emniyet teşkilatını halka karşı kendi sopası olarak gördüğünü söyleyebilir miyiz?
Muhalefetteyken herkes bunun yanlış olduğunu savunur ama her iktidara gelen emniyet teşkilatını kendi sopası olarak kullanıyor. İktidar yanlısı olanlar halkı ezerken, tarafsız olan halka eziyet etmek istemeyen polis de arada kalarak eziliyor. Olan memurlara, komiserlere, başkomiserlere oluyor.

»Polis, hükümetlerin arka bahçesi midir? Polisin bir ideolojisi var mıdır?
Emniyet Genel Müdürlüğü sürekli sendikaya üye olunmaması yönünde tehdit içeren genelgeler yayınlıyor. Bu genelgelere uymayarak sendikaya üye olan bazı kişiler ihraç edildi. Ancak emniyetin içinde sendikaya ciddi sempati duyan insanlar var. Çünkü biz kimsenin arka bahçesi değiliz. Biz sağcı değiliz, biz solcu değiliz, ama futbolcu da değiliz. Bizim bir ideolojimiz varsa o da vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bunun dışında herhangi bir siyasi oluşumun bayraktarı değiliz

»Ortada AKP tarafından ezilen bir Emniyet teşkilatı var diyebilir miyiz?
Evet diyebiliriz. Her gelen iktidarın işine geldiğinde kullandığı ve hiç arkasında durmadan bir kenara attığı, saatlerce çalıştırılan, en ufak bir özlük hakkı bile verilmeyen, emekliliğinde sıkıntı çeken, diğer memurlar ortalama 75-80 yıl yaşarken emekli olduktan birkaç sene sonra ölen teşkilatın mensuplarıyız biz. Biz derdimizi kimseye anlatamıyoruz ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabiliyoruz.

»Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 2. maddesinde "Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis; amirinden aldığı emri, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir... Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getirenler sorumlulukta kurtulamaz" der. Peki polis Gezi Parkı olaylarında neden bu emirleri yerine getirerek suç işliyor. Neden iradesini kullanmıyor?
Mevzuat açıktır. Bu sadece polisle alakalı değildir, anayasamızın bir ilkesidir, kanunsuz emir yazılı istenir, konusu suç teşkil eden emir yerine getirilmez. Ama bu realiteye nasıl yansır. Karısı hasta, çocuğu öğrenci bir polis düşünün ve bu polise suç teşkil eden bir emir verildiğini düşünün. Kim "Hayır müdürüm bu şuç teşkil ediyor" diyerek yerine getirmez ve görevden atılmayı göze alır. Kim bu cesareti gösterebilir. Sendika özgürlüğümüz olsa polis bunu yapacaktır. Çünkü yaptığı zaman tek kalmayacaktır. İşte bu yüzden teşkilatın içinde polisin sendikalaşmasını istemiyorlar. Öyle bir disiplin tüzüğü var ki, iki polisin yan yana gelmesi ve bir şeyler konuşması bile cezai nedendir. Bu kanunlarla yönetilen teşkilatın hukuka uygun davranması suç teşkil eden emir aldığında yapmama cesaretini göstermesi mümkün değildir.

»Şu an siyasi irade polisi kullanarak kanunları mı?
Siyasi irade her türlü kanunu çiğniyor. Yargı kararlarını hiçe sayıyor. Kendi kabul ettiği Avrupa Birliği normlarını hiçe sayıyor. Polis sendikasının oluşumunda bizzat Recep Tayyip Erdoğan 'Toplu İş sözleşmesini' imzalamış bir insandır. Bu sözleşme polise sendika hakkını tanır. Aynı şekilde Anayasanın 51. maddesinde polisin sendika hakkı vardır. Ama siyasi iktidar bu kanunu çiğniyor ve sendika kurma hakkı yok sayılıyor. Mesela Avrupa'da sendikası olmayan polis teşkilatı yoktur. Ancak Türkiye’de bu suç gibi kabul ediliyor.

»‘Gezi Parkı olaylarına ölen insanlarla ilgili Emniyet teşkilatı içinde failleri bulundu mu?
Olaylarda insanlar öldüyse bunu ortaya çıkararak failleri bulmak yine teşkilatın görevidir. Profesyonellikten uzaklaşan, işinde acemice davranan ve bireysel hata yapan arkadaşlarımızı biz de tasvip etmiyoruz. Görevin verdiği yoğunluk ve yorgunluk bahanesiyle bir kadının saçından sürüklenmesini dahi asla doğru bulmuyoruz. Çevik kuvvet birkaç yıllık memurlardan oluşur ve siyasi iktidarın çevik kuvveti bu olaylarda değerlendirmekte başka siyasi amaçları vardır. Çadır yakma olaylarında siyasi iktidar sadece polisi değil zabıtayı da kullanıyor. Çadırları zabıtanın yaktığını biliyoruz ve bunun hesabı Emniyet teşkilatına değil İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na sorulmalı.

»Sizce AKP hükümeti insan haklarını ve Avrupa normlarını kendi halkına ve kendi teşkilatına karşı ne kadar uyguluyor?
AKP iktidarı Avrupa Birliği normlarını askeri vesayeti ortadan kaldırmak için kullandı ancak bu normları kendi içinde içselleştiremeyen ve özümseyemeyen insanlar tarafından yönetiliyoruz. Ortada bir samimiyetsizlik var.