Çalışırken ölmek veya hastalanmak istemiyoruz

|

Çalışırken ölmek veya hastalanmak istemiyoruz A Çalışırken ölmek veya hastalanmak istemiyoruz

HAZIRLAYAN: BURAK ÖZ

BAŞLARKEN...
Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre sadece 2011 yılında 17.00 emekçi iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirdi. Türkiye iş cinayetlerinde Avrupa birincisi oldu, dünyada üçüncü sırada yer aldı. Üstelik, Türkiye'de iş kazaları sonucu ölümler tam tespit edilemiyor, yani 17.00 iş cinayeti buz dağının sadece görünen yüzü.


Meslek hastalıklarında durum daha vahim. SGK'ye göre 2011'de meslek hastalıkları nedeniyle sadece 123 kişi sürekli iş göremez raporu aldı, 10 işçi hayatını kaybetti. Oysa gerçekte, sadece mesleki nedenlerle kansere yakalananların sayısının bile 9-15 bin kişi olduğu tahmin ediliyor.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 28 Nisan'da "İş Cinayetlerinde Ölenleri Anma/Yas ve Kalanlar İçin Mücadele Günü" için toplanacak.  İSİG iki yıldır yaptığı çalışmalarla iş kazaları ve meslek hastalıklarında farkındalık yarattı. Bu yazı dizisi, bu farkındalığın ürünüdür.





Türkiye hariç birçok ülkede İş Cinayetlerinde Ölenleri Anma/Yas ve Kalanlar İçin Mücadele Günü olarak kabul edilen 28 Nisan'da, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi(İSİG), "Çalışırken Ölmek, Hastalanmak İstemiyoruz!" temasıyla bir etkinlik düzenleyecek. İSİG, 2 yıl önce kurulduğu günden bu yana yaptığı çalışmalarla Türkiye'de iş güvenliğine ve iş cinayetlerine karşı belli bir duyarlılık ve mücadele bilinci yaratmayı başardı. Bir çatı örgütü olan ve bünyesinde KESK, DİSK ve Sendikal Güç Birliği içindeki sendikalardan TMMOB, TTB gibi meslek örgütlerine ve birçok akademisyene uzanan geniş bir bileşen topluluğunu barındıran İSİG'den Murat Çakır çalışmaları hakkında, “Meclisin 2 yıllık çalışması sonucunda en azından söylem düzeyinde, işyerlerinde işçilerin ölümüne neden olan olayların kaza değil, 'cinayet' olduğu söylem düzeyinde oturtuldu. Sendikalarda daha fazla duyarlılık yaratıldı. Bu yılın başından itibaren farklı sendikalar ya da meslek odaları iş cinayetlerine karşı basın açıklaması ya da tepkiler ortaya koymaya başladı. Geçen seneden önce biz işçi ölümlerinden sonra çağrılarda bulunuyorduk, artık sendikalar bu görevi üstlendi. Ama bunun altının oturması gerekiyor. Sadece söylem düzeyinde kalmamalı” şeklinde bilgi verdi.

EN ÖRGÜTLÜ KESİM BİLE GÜVENLİKSİZ

İş güvenliği konusunda eksikliklerin çok olduğunu söyleyen Çakır bunun nedenini, “İşçilerin Türkiye'de büyük çoğunluğu güvencesiz, sendikasız, SGK'nin 10 milyon çalışan gösterilen sendika istatistiği abartılı, 1 milyon sendikalı var deniliyor ama bu olsa olsa 600 bin. Bu 600 binin de çoğunluğunun toplusözleşme hakkı yok. Zaten sendikalı işçilerin güvenli çalışma şartlarında çalıştığı da tartışılır. Sendikalı işçilerin bile iş güvenliği sağlanamıyor. Geçtiğimiz yıl Harb-İş'in örgütlü olduğu MKE'de patlama oldu. 2-3 gün kaç işçinin öldüğünü tespit edemediler. 4 işçinin öldüğü, birisinin patlama sonucu eriyerek diğer işçinin cesedine yapıştığı DNA sonucuyla tespit edildi. İşçi güvenliğine önem verdiğini söyleyen askeriyenin tesislerinde çalışan kadrolu işçilerin durumu buysa diğerlerini düşünün”diye anlattı.

SENDİKALAR SORUMLULUĞU ALMALI

Sendikaların, iş güvenliği konusunu örgütlenmesinin ve mücadelesinin önemli parçası haline getirmesi gerektiğini kaydeden Çakır, “ İşçi sağlığı ve güvenliği emek örgütlerinin asli örgütlenme sorunudur. Aynı ücret sorununda olduğu gibi anlık tepkisini vermeli. Artık vermeye başladı. Bunu daha organize ederek güçlendirebilir miyiz? Yapmaya çalıştığımız bu. Artık sendikalarımız ve meslek örgütlerimiz duyarsız, şeklinde bir tartışmanın anlamı yok. Bundan sonra ne yapabilirizi tartışmalıyız. Basın çalışanlarından da ricamız bunu yayarak, kamuoyu oluşturulmasını sağlamasında aracı olması. Bu konuda belli kampanyalar oluşturulabilir, mesela örgütlenme kampanyaları, oluşturuluyor, 'sendikalı ol' diye, işçi sağlığı sorunu üzerinden bunlar hayata geçebilir. Yine eksik kaldığımız, meslek hastalıkları sorununu ele alırız”diye konuştu.

***
Meslek hastalıkları kayda geçmiyor

MURAT Çakır, iş cinayetleri dışında meslek hastalıkları konusunda da çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekerek, “İş cinayetlerinden SGK verilerine göre yılda 1.700 işçi ölüyor. Meslek hastalıklarından ise güya verilere göre 10 işçi ölüyor. Bu hiç gerçekçi değil. 'Çalışırken hastalanıyoruz' diye bir sloganımız var. Ankara'dan doktor Arif Müezzinoğlu arkadaşımız, ABD'de yapılan son araştırmaya göre iş kazalarında ölümlerin 5 katı kadar meslek hastalığı ölümü olduğunu kaydetti. 1.700 işçinin 5 katını düşünün. Bir de hekim Coşkun Canıvar’ın, Türkiye'de her yıl 130 bin kanser vakasının olduğunu bunun yüzde 6'sının mesleki kanser olduğunu açıklamasını düşünün. Türkiye'de yılda bir tane dahi mesleki kanser tanısı konulmuyor. Böyle düşündüğünüz zaman bambaşka bir sonuç ortaya çıkıyor. Binlerce insan ya emekli olmadan ya da emekli olduktan sonra kayıtlara geçmeden meslek hastalıklarından ölüyor.”

***
Diş teknisyenleri tehlike altında

ÇAKIR meslek hastalıkları konusunda diş teknisyenlerinin somut, çarpıcı bir örnek olduğunu belirterek bu konuda şunları dile getirdi, “İstanbul’da silikozis tehdidi altındaki diş teknisyeni arkadaşlarla girişimlerde bulunduk. Şimdi meslek hastalıkları hastanesinde silikozis hastası olduğu tespit edilmiş bir diş teknisyeni arkadaşımız dava açacak. Eğer bu kabul edilirse bir ilk olacak. Bu diş teknisyenlerinde yaygın bir hastalık, çalışanların yüzde 15-20'sini etkilediğini gördük. İstanbul'da özellikle Atakent'te merdiven altı atölyeler var. Türkiye’de özellikle bu atölyerin Maraş'ta çok olduğunu, hatta 2 yıl çalışan bir genç arkadaşımızın öldüğünü biliyoruz. Buradan derinleştirmeye çalışacağız, yine meslek hastalıklarına karşı aldığımız 3 karar var. Ankara'da galvaniz işçisi arkadaşların girişimi vardı.”

***
Kadın ve çocuklar görülmüyor

KAYITdIŞIlIĞa da dikkat çeken Çakır, SGK'nin 2011 verilerine göre yaşamını yitiren 17.00 işçiden sadece 42'sinin kadın olması kaydedilmesine karşın İSİG'in 61'i kadın işçinin öldüğünü sadece görsel ve yazılı basından tespit etmesi gibi çarpık rakamlar olduğunu, SGK'nin 2,3 tane çocuk ölümü olduğunu duyurmasına karşın gerçekte çok daha fazla çocuk işçi ölümünün olduğunu Adana'da traŞk kazası geçirdi gerekçesiyle getirildiği hastanede ölen 13 yaşındaki Ahmet Yıldız'ın ölümünden çok iyi bildiklerini kaydetti. Çakır, göçmen işçilerin ölümünün ise, “İzmir açıklarında ölen işçiler de belki en kötü şartlarda da olsa çalışmak için Avrupa'ya gidiyorlardı. Bu anlamda daha geniş açıdan bakmamız gerekli” şeklinde düşünülmesi gerektiğini kaydetti.