Başlarken....

|

Başlarken.... A Başlarken....

Batman"a daha önce bir kere, Mayıs 2000"de gitmiştim. Bizim oğlan Hasan orada komando, askerliğini yapıyor, kerataya bir moral olsun diye. Batman Barosu"nun eski başkanı Sabih Ataç"la Eylül 2003"de yaptığımız Diyarbakır seyahatimizde tanışmıştık. Grubu Hasankeyf"e götürmüş, herkes bu geziden pek memnun kalmıştı. O zaman bir de konferans sözü verdiğimi hatırlıyorum. Sonra, başkan Zekeriya Aydın telefon etti, davet etti. Bu sefer onun için geldik. Size hem Batman"ı, hem de eşlerimizi alarak Sabih beyin arabasıyla yaptığımız Batman, Midyat, Cizre, Şırnak, Siirt, Batman turunun ilginç noktalarını anlatacağım. Süryani kültürü Avrupa görgüsü Zamanında Avrupa’ya canını zor atanlar bugünlerde eski köylerine dönüyor. Türkiye böyle imaj çalışmasını mumla arasa bulamaz Batman"a vardığımız gün, 12. yüzyıldan kalma Malabadi köprüsüne gittik. Hemen yakın. Ansiklopedide görmüşüm ama, bu kadar görkemli olduğunu bilmiyordum. Ayaklarının içinde, iki tarafında birer oda var. İniyoruz. Yörenin çocukları da arkamızdan. Yöreye daha önceki gelişlerimizden biliriz, burada bütün çocuklar gönüllü turizm rehberi. Ezberlemişler, sen dolaşırken peşinde dolaşıp teyp gibi anlatıyorlar. Çıkarıp ufak bişeyler veriyorsun. Burada da okuyorlar ama turistik izahat değil, Türkçe pop okuyorlar! Ben anlamıyorum, Feyhan farkına varıyor: 1970"lerdeki Rana ve Selçuk Alagöz"ün “Malabadi Köprüsü” şarkısı! Matrak dünya. Hani, artık her inşaatta moda ya, bizim devlet de katılmış. Köprü yanındaki kocaman levhada aynen şöyle yazıyor, dikkatli okuyun: "Değerli Vatandaşlarımız. Sizlerin emniyet ve güvenliği için yaptığımız yol kontrol ve aramalarından dolayı özür dileriz. İyi yolculuklar." Bölge halkı buna kafiye tutturmasa olmaz ya, iki adım ötedekinde aynen şöyle yazıyor, yine dikkatli okumanız ricasıyla: "Köpri Başi Canlı Balık Dinleme Tesisleri."

GERCÜŞLÜ FIKRALARI!

Diyarbakırlı dostum Behlül"den de (Yavuz) bilirim zaten, Kürtler cidden içten ve de esprili adamlar. Bir kere, kendileriyle enfes dalga geçiyorlar. Batman"da kaldığımız, kentin içinde tam anlamıyla bir vaha olan TPAO arazisindeki Kristal Park konuk evinde yemek yerken sofradaki avukat arkadaşlardan biri solcu gençlik dönemini anlatıyor: "Vallah hocam, elime boyayı verdiler, köy ağası amcamın duvarına slogan yazdırdılar! Ben de yazdım!." Benim konferanstan sonra da şöyle diyecek: "Hocam, ne güzel yaşıyoduk, geldin bi konuştun kafamızı hepten karışık ettin!." TV"den dinlemişsinizdir; galiba Kahtalı Mıçı idi. Bunlar okulda her biri birer sevgili ediniyorlar. Kızları paylaşıyorlar. Ama kızların katiyen haberleri filan yok. Okul bitiyor, hepsi dağılacaklar, arkadaşlar sıkıştırıyor: "Git, kıza sevdiğini söyle!" Sonunda canını dişine takıyor, "Arkadaş olabilir miyiz?" diyor. Kız da "Hadi ordan, terbiyesiz!" diyor. Reddedilmiş aşıktan cevap: "Yaa? Demek öyle, şimdi böyle mi olduk?" Sabih bey bir yandan araba kullanıyor, bir yandan da bana çok dokunan şu içten sözleri söylüyor: "Ben çok fakir bir ilçe olan Dargeçit"in Halila köyünde doğdum ve Batman"ın en fakir mahallesi Karşıyaka"da büyüdüm. Babam zorla imam-hatibe yolladı. Ben zorla Ankara Hukuk"a devam ettim. O zamanlar futbol oynuyordum. Bir maçı kazandık, sınıf arkadaşlarımızdan bir hanım kız sevinçten sarılıp iki yanağımdan öptü. 3 ay aşık gezdim..." Kendisiyle dalga geçen adam başkalarıyla geçmez mi? Midyat yolunda Gercüş"ten geçiyoruz, başlıyorlar Gercüşlülerle ilgili hikayelere. Efendim, Gercüşlülerin tümü ağa olduklarını iddia ederlermiş. Bigün üç Gercüşlü bir taksiye binmişler, ikisi hemen şoförün yanına atlamış, üçüncüsü arkaya oturmak zorunda kalmış ve Gercüş"e girerken şoförün ensesine makineyi dayamış: "Geri geri gideceğsen!" Daha fazla anlatmayalım, yolumuz Gercüş"e de düşer bir gün.

TAHTLARINDA OTURMUŞ GÖMÜLEN METROPOLİTLER

Gercüşlü fıkralarını, Mareto dağında yaşayan Kozluk - Hamzuvat aşiretine ilişkin hikayeler izliyor. Bu eşhas çok soğan yemekle ve sinirlendikleri zaman çarşı içinde bile adam vurmakla ünlüymüş. Bu iki niteliği birbiri ardına anlattılar, ilişkili midir tam anlayamadım. Hikayeler bitmeden Midyat"a varıyoruz. Altı aktif Süryani manastırının bulunduğu Tur Abdin bölgesindeyiz. Sabih bey haber vermiş, bizi kasabanın girişinde Yusuf Beğtaş karşılıyor. Önce, yöreyi terk etmiş zengin bir Süryani"nin muazzam evinden devlet konuk evine dönüştürülen "Midyat Çevre Kültür Evi"ne götürüyor. Sonra da, herşeyine koşuştuğu Mor Gabriel Deyrulumur Manastırını ahırından çatısına kadar gezdirmeye.

“TÜRKİYE’Yİ BÖLEN BÖLENE”

Giriş katındaki eski inek ahırları "çok amaçlı kongre kompleksi" olarak restore edilmiş; enfes bir akustiği var. Büyük kiliseye geçtiğimizde, asıl akustiğin burada olduğunu göstermek isteyen Yusuf başlıyor mu orada sana, güldür güldür bir Süryani ilahisi okumaya, ıpıssız kilisenin koca mihrabı önünde? Ensemdeki tüylerin kirpi gibi dikildiğini hissediyorum. Yusuf"suz gezilse, yine hoş bir turistik seyahat olurdu. Ama Yusuf örneğin sizi mihrabın arkasına çağırıyor, yerdeki bir halıyı ucundan tutup kaldırıyor, altındaki tarihi mozaiği gösteriyor. Yusuf sizi Kripta"ya (mahzene) indiriyor; hangi metropolitin hangi duvarın arkasına, tahtına oturmuş vaziyette tören giysileriyle gömülmüş olduğunu anlatıyor Ayrılmadan, Metropolit Samuel Aktaş bizi odasına davet ediyor. Ateş kırmızısı upuzun giysi, onun üzerinde uzun simsiyah ceket, yine aynı kırmızıdan başlık, uzun bir kır sakal. Görünümü ve sakin tavrıyla çok sade ve dingin bir tablo. Yalnız, biraz mütereddit gibi: "Bugün askerler gelmiş manastırın kapısına" diyor. O sırada çaylar geliyor, içiliyor, arkasından birer poşet konuyor yanımıza: Tekirdağ rakı şişesi içinde manastır mamulatı Süryani şarabı. Birer torba da fıstık. "Fıstıkları elimle topladım" diyor Samuel Aktaş. Çok teşekkürler niye zahmet ettiniz diye mırıldanırken bizler, kapı tıklanmadan açılıyor, genç bir jandarma astsubayı giriyor: "İspanya ataşesi gelecekmiş. Geldi mi?" diyor. Belki misafir misafiri sevmediği içindir ama, bu tablodan huzursuz oluyorum; artık metropoliti bilemem. Biz izin isteyip kalkarken, genç astsubay kalıyor. "Ben biraz daha oturacam, çay içecem" diyor. Metropolit bizi arabamıza kadar geçirirken içeride çayını içiyor. Samuel Aktaş bize bir de, tartsan rahat 1,5 kg gelecek büyük boy bir kitap armağan etti: Avusturyalı profesör Hollerweger"den üç dilde "Canlı Kültür Mirası Turabdin." Arka kapakta, Tur Abdin bölgesini gösteren bir Türkiye haritası. Sonradan öğreniyoruz ki Akşam gazetesi 27 Haziran 2002 tarihli sayısında bu haritayı manşetten şöyle vermiş: "Türkiye"yi Bölen Bölene!" Arkasından, mahkeme kararıyla bir tekzip yayınlamış, olmuş bitmiş... Yusuf Beğtaş tam bizi Cizre"ye yolcu ederken, yanımızdan geçen bir otomobille selamlaştı. Direksiyondaki adam indi, Yusuf tanıştırıyor: "Gabriel Uygur. Hollanda"dan kesin dönüş yaptı. Köyüne ev yaptırıp yerleşiyor".

GÖÇ TÜRKİYE’NİN ŞANSI

Cizre"de öğle yemeği için bekleyenleri bekletme pahasına bu köyü mutlaka görmemiz lazım. Yol yok; zıplaya zıplaya 20 dk. kadar gidiyoruz. Terk edilmiş harabe köy evleri ile hemen diplerinde yükselmeye başlayan dört katlı villaların kontrastı acayip. Bu saray yavrularında böyle kalın taş duvarlar varken kışın içeride mangal yaksan kafidir, yazın da klima istemez. Adam arabasına bir garaj yapmış, ki iki adet gecekondu sığar, dışarıdan baktığında sırf taş örme görüyorsun. Bu taşlar nasıl tutuyor, beton kolon yok, kemer de yapmamış diyorsun, içine giriyorsun, kolonu o zaman fark ediyorsun. Bunu yaptıran, Midyatlı bir Süryani köylü. Avrupa"ya canını atmak zorunda kalmış, çalışıp para kazanmış, köyünde şimdi villa yaptırıyor. Bin yıllık Süryani kültürü üstü Avrupa görgüsü... Köşe yazısında dediğim gibi, ne oluyor, temizlenen Haliç"e balığı geri dönüyor! Hiçbir şey açısından almayınız, sırf dış tanıtım açısından alınız ve bunun Türkiye için nasıl bir imaj düzeltmesi olduğunu düşününüz... Midyat Çevre Kültür Evi (solda) ve Gabriel Deyrulumur Manastırı Midyat’ın iftihar kaynaklarından... Ahırından çatısına kadar gezdiğimiz manastırda yerdeki bir halıyı kaldırınca altında tarihi bir mozaiğin gizli olduğunu hayretle farkediyoruz (sağda) Yarın: Cizre"de yer sofrası sohbeti... Tek karta sekiz hat... Şırnak - Cizre yolunda çatışma var! Paris köyü... Siirt"in girişinde özel tim...

oran@politics.ankara.edu.tr BASKIN ORAN