Alınan yeni kararlar ulusaşırı şirketler için

|

Alınan yeni kararlar ulusaşırı şirketler için A Alınan yeni kararlar ulusaşırı şirketler için

2006 yılında da ülkemiz tarım ve hayvancılığında sürdürülen politikalar ulusaşırı şirketlerin çıkarına, çiftçilerin aleyhine sürdü

ABDULLAH AYSU
Yaşadığımız bu dönemde ulusaşırı şirketlerin tamamen serbest davranabilmesi için yeni yapılar inşa ediliyor. Alınteri / yoğun emek ile birikmiş her ama her şey özelleştiriliyor.

Şirket hakları insan haklarının üstüne çıkarılıyor. Yaşama anlam ve değer veren her şey, 'ekonomik gereklilikler' öne sürülerek insanların aleyhine şirketlerin çıkarına yeni kurallar içine alınıyor ve yasaklanıyor.

Ulus devletleri yönetenleri yönetenler ile IMF ve Dünya Bankası, ulusaşırı şirketlerin koruyacaklarını yapıyor, bütün dünyayı onlar için değiştiriyor, dönüştürüyorlar...

Bugünkü çiftçilerin yaptığı çiftçilik mesleği, tarım sektöründeki ulusaşırı şirketlerin yeni ihtiyaçlarına göre şekillendirilmeye, dönüştürülmeye çalışılıyor.

Türkiye'de de tarım politikaları ulusaşırı tarım ve gıda şirketlerinin çıkarlarına yanıt verecek şekilde değiştiriliyor, dönüştürülüyor...

2006 yılında da ülkemiz tarım ve hayvancılığında sürdürülen politikalar ulusaşırı şirketlerin çıkarına, çiftçilerin aleyhine devam etmiştir. Bir dizi yasal düzenlemeler, fiyat politikaları ile üretimden pazarlamaya çiftçileri baskılayacak yaptırımlar uygulanmış, ulusaşırı şirketlere yeni, özgür alanlar açımıştır.

HAYVANCILIK
IMF ve Dünya Bankası'nın yaptırımıyla Et ve Balık Kurumu (EBK), Süt Endüstrisi Kuru-mu(SEK) ve Yem Sanayi (YEM-SAN) özelleştirilmeden önce 80 milyon olan hayvan sayımız şimdilerde 41 milyona kadar geriledi.

Rakamlar uygulanan neoliberal politikaların yıkımına böylesine tanıklık yapmasına karşın hâlâ kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirerek geleceğe umutla bakabilmemizi sağlayacak, yürüttüğümüz / yürütebildiğimiz sektöre ilişkin somut bir projemiz bulunmamaktadır. 'Biz önceki hükümetlere göre şöyle şöyle ve daha fazla destek ayırıyoruz' gibi lafın ötesine geçmeyen propagandalar 2006 yılında da devam etti. AKP tarafından sektörü geliştirebilecek, olumlu olarak dönüştürebilecek bir atılım ufukta gözükmüyor.

Diğer hükümetler gibi AKP de, IMF ve DB'nin dediklerini yapmanın dışına çıkmama itaatkârlığına devam etti. Bu durumda hayvancılık sektörünün geleceği için ne yazık ki iyimser olamıyoruz.

Bilindiği gibi, yıllık kişi başına kırmızı et tüketimimiz 5,5 kg, dünya ortalaması ise 9,9 kg.dır. Hayvancılık sektöründe et fiyatlarının gerçekleşmesine baktığımızda; yetiştiricilerimiz, yaptıkları harcamanın karşılığı olabilecek bir fiyatı al(a)mıyor. Ayrıca bizim yetiştiricilerimiz AB'li hayvan yetiştiricilerine kıyasla devede kulak oranında bir destek almaya devam ediyor.

Oysa Türkiyeli tüketiciler eti 16 milyon liraya alıp (yaklaşık 8 avro) tüketmekte, Avrupalı tüketicilerin ise en kaliteli eti 2,5 en fazla 3 avroya tükettiğini Tarım Bakanı Mehdi Eker açıklamaktadır. Bakan, 'Türkiyeli tüketici ile Avrupalı tüketicinin gelirini mukayese edin' diye çarpıklığa dikkat çekerken, çözücü noktada olduğunu "atlayarak" durumu eleştirebilmekte; bu yaklaşımıyla zekâ düzeyimizle dalga geçebilmektedir.

Et ve süt fiyatları artmazken et ve süt üretimindeki en önemli girdi olan yemin artışı engellenememiş, artmıştır. Bu konuda rakamlar şöyle: Et fiyatları, 2004-2005 yılında dana kesim fiyatı kilo 7.20 ile 7.50 YTL arası (şu an 8-8,5 YTL arası), inek 5,5 ile 6,5 YTL arası olarak gerçekleşmiştir. Koyun baskül 5 YTL, keçi baskül 3,5 YTL olmuştur. Süt fiyatları 2004'de 53 YKr (530 bin lira), 2005 ortalarından 2006 Eylül'üne kadar 42,5 YKr (425 bin lira), şu an 45,5 YKr (455 bin lira) olarak gerçekleşmiş, 2004 yılı fiyatlarının gerisinde kalmıştır. Buna karşılık hayvancılık için en önemli girdi olan yem fiyatları, 2005 yılında 300 milyon TL/ton iken, 2006'da 400 milyon TL/ton'a yükselmiştir.

SÜT İLE YEM PARİTESİ
Hayvan yetiştiriciliğindeki giderlerinyüzde 70'ni yem oluşturur. Hayvan yetiştiricilerinin mesleklerini sürdürebilmeleri için süt ile yem değer eşitliği (paritesinin) 2 civarında olması arzulanır. Yani ıkg süt parası ile 2kg yem alınabilmelidir. 1997 yılı ile 2001 yıllarında ıkg süt parası ile ıkg yem alınması bile mümkün olamamıştır. Bu dönemlerde hayvan yetiştiricileri batmıştır. Türkiye'de uzun bir süredir süt ile yem değer eşitliği (paritesi) 1,5 'u bul(a)mamaktadır.

TÜRKİYE VE AB DESTEKLERİ
AB ve Türkiye'deki destekler arasındaki uçurum kapanamayacak kadar derinleşmiştir. Bu uçurumun rakamsal ifadesi şöyledir:

TÜRKİYE'DE ETE DESTEK
Türkiye'de sığır ve dana destekleri, en son 2004 yılında karkas ağırlığı 190 kg ve üzerinde olan hayvanlar için kg başına 1000 TL destek belirlenmiş sonra bu destek 500 bin TL'ye çekilmiştir. Buna göre; 190 kg. karkas ağırlıktaki bir hayvana ödenen destek: 53,3 avro/ baş tır.

AB'DE ETE DESTEKLER
» 9 aylık ve 21 aylıkken iki kez pirim veriliyor. Toplam: 248 avro/baş

» Bu hayvanı yılın ilk 15 haftasında kestirirse bu miktara ilave olarak; 72,45 avro/baş daha destek veriliyor.

» 80 avro/baş ek bir destek daha veriliyor.

» 80 avro/baş kesim pirimi veriliyor.

» AB'nin hayvan başına toplam desteği 480,5 avro/baş veriliyor. AB'deki sığır yetiştiricisi hayvan başına 480,5 avro destek alıyor.

AB'DE SÜT DESTEKLERİ
Geri ödemeler, müdahaleler, yağsız süt için yardım, yağsız süt depolaması, tere yağ fazlaları ve süt üreticilerine yardımlar olmak üzere toplam 2.672.000.000 Euro destek verilmektedir. Bu oran FEOGA'nın %5, 97'si-ne denk gelmektedir. (2003)

Türkiye'de süt teşvik pirimi ise 2002 yılında 10 bin TL/kg, 2003 yılında 20 bin TL/kg, 2oo4yıhnda 20 bin TL/kg dır.

AB'nin sadece süt üretimi için verdiği desteğin, Türkiye'nin tarım ve hayvancılığına ayırdığı bütçenin tamamına yakın bir miktar olduğunu belirtmekle yetinelim.

BİTKİSEL ÜRETİM
Hayvancılık sektörümüz için 2006 yılı iyi geçmedi. Şimdi de bitkisel ürün üreten üretici çiftçiler için 2006 yılı nasıl geçti bir de ona bakalım.

BUĞDAY
Asyalılar için pirinç nasıl vazgeçilmez temel besin maddesi ise buğday da Türkiye için vazgeçilmezdir. Türkiye'de çiftçiler buğdayı üretir; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), tüccar ve sanayici satın alır. Hükümetler, TMO aracılığıyla her yıl buğday hasat mevsiminden önce bir alım fiyatı belirler. Açıklanan bu fiyat üzerinden TMO, piyasayı üretici ve tüketici lehine dengeleyecek / düzenleyecek yeterlilikte alım yapar.

Tüccar ve sanayici TMO'nun açıkladığı fiyatın altında fiyat vermeye kalktığında ise çiftçiler, alınteri dökerek ürettiği ürününü tüccar ve sanayiciye satmaz / vermez, götürür TMO'nun açıkladığı fiyat üzerinden TMO'ya satar(dı). Yani, TMO çiftçinin garantisi, sigortasıydı. TMO'nun açıkladığı fiyat bu manada her zaman anlamlı olmuştur. Çünkü TMO açıkladığı fiyattan buğdayı alır, böylece çiftçiyi tüccara ezdirmezdi. Bu nedenle kurulduğundan bu yana TMO için; "TMO Çiftçinin Kara Gün Dostudur" denir. Bu yazı bütün silolarda da büyük harflerle yazılıdır.

Ancak son yıllarda hükümetler tarafından fiyatlar maliyetlerin altında belirlen(ebil)mek-te, bunun için çiftçilerin değil, tüccar ve sanayicinin yüzü gülmektedir.

Hükümetler, buğday alım fiyatlarını sadece maliyetin altında belirlemekle kalmıyor, çiftçilerin ürettiği buğdaydan piyasayı dengeleyecek miktarda almıyorlar da.

TMO 2005'ten bu yana alacağı buğdaya kota getirdi. 2005 yılında çiftçinin 30 tona kadar olan ürünlerini aldı, fazlasını almadı. 2006 yılı içinde de 50 tondan fazlasını almama kararı aldı. 2005 yılında çiftçiler, 30 tondan sonraki buğdayını tüccar ve sanayicinin belirlediği fiyattan satmak mecburiyetinde kaldı. Bu nedenle geçen yıl TMO buğday alım fiyatını 350 bin TL olarak açıkladı, ama tüccar üreticinin kota fazlası olan buğdayını 260-270 bin TL gibi düşük fiyattan yani ölü parasına düşürüp aldı. TMO bu politikasını 2006 yılında da düzeltmeden sürdürdü.

Hükümetlerin bu yanlış ve çiftçiden yana olmayan politikaları sonucunda çiftçilerde üretecek mecal kalmıyor. Çiftçiler yoksullaşıyor. 2006 yılında ekecek tohum, kullanacak mazot ve gübre için para bulamayan çiftçiler 100 bin hektar araziye buğday ekemedi. Arazileri boş bırakmak zorunda kaldı. Açıklanan fiyatlarla adeta; "çiftçiler siz üretmeyin, tüccarlar ve sanayiciler sizler de çiftçinin sırtından semirebildiğiniz kadar semirin" deniliyor!

2006 yılı ürünü buğdayın maliyeti, 0,41 Ykr/kg (410 bin TL/kg) olmuştur. Buna karşın hükümet buğdayın kilogram fiyatını 38,5 Ykr/kg (385 bin TL/kg) olarak açıklayabilmiştir. Üstelik 38,5 Ykr/kg olarak açıklanan durum buğdayı toplam üretimin içinde en az ekimi yapılan buğday çeşididir. Durum buğdayına göre fiyatı daha düşük belirlenen diğer çeşit buğdaylar çiftçiler tarafından daha çok yetiştirilmektedir. Dolayısıyla durum buğdayı fiyatını öne çıkararak buğdayın kilogram fiyatı 38,5 YKr'tur demek son derece yanıltıcıdır. Çiftçilerin mağduriyetini az göstermekten başka bir işe yaramamaktadır. Vicdan sahibi insanları yanıltmaktan ve aldatmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Anadolu kırmızı ve sert buğdayın kilogram alım fiyatını 37,5 Ykr, (375.000 lira), Kırmızı yarı sert buğdayın535,5 Ykr (355.000 lira), Beyaz yarı sert buğdayın; 34,5 Ykr (345.000) diğer buğday türlerinin kilosu ise; 33 Ykr (330.000 lira) olarak belirlenmiş ve açıklanmıştır. Yukarıda da söylendiği gibi yeterli alım yapmayan TMO yüzünden çiftçiler, alınteri buğdayını açıklanan fiyatın çok altında tüccar ve sanayiciye satmak zorunda kalmıştır.

Hükümetler ve onların şakşakçıları bazı ekonomistler ile bir kısım medya mensubu her fırsatta Amerika'da buğday verimliliği yüksek, maliyetler düşük, Türkiyeli çiftçilerin buğdayda verimlilikleri düşük, üretim maliyetleri yüksek diyorlar. Dolayısıyla Türkiyeli çiftçilerin devletin üzerinde yük oluşturduğu kimi odaklar tarafından sürekli propaganda edilmektedir. Bu külliyen yalandır. Bu propagandaların hepsi maksatlıdır. İnsaf ölçülerine sığmayacak ölçüde çiftçilere dostça yaklaşımdan uzak bir iddiadır!

Bu yorumları yapan resmi ve sivil kesimler ABD'nin kendi çiftçilerinin üretim girdilerini büyük oranda desteklediğini bilerek veya bilmeyerek bu yorumları yapmaktadırlar. Onlar içimizdeki Amerikalılardır. Bir de bize IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla 'tarımınızı desteklemeyin' diyen gerçek Amerika var ki onlar, üretim girdilerinde kendi çiftçilerini aşırı bir biçimde desteklemektedirler.

AMERİKA-TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Amerikalı çiftçilerin bir dekarda buğday yetiştirmek için yaptığı harcama (tohum, ilaç, gübre ve mazot için) ne kadar olmuş, Türkiyeli çiftçi bir dekar buğday alanı için ne kadar harcama yapmış karşılaştıralım. (2004)

» Biz bir dekar alana atacağımız tohum için; 13.500.000 TL ödemekteyiz. Amerikalı çiftçi; 2.649.822 TL ödemektedir.

» Biz bir dekar alana saçacağımız gübre için; 11.325.000 TL vermekteyiz. Amerikalı çiftçi; 8.425.067 TL vermektedir.

» Biz bir dekar alana kullandığımız ilâç için; 3.500.000 TL vermekteyiz. Amerikalı çiftçi; 2.372.515 TL ödemektedir.

» Biz bir dekar alana harcayacağımız mazot için; 25.144.000 TL öderiz. Amerikalı çiftçi; 4.101.404 TL öder.

2004 yılı buğdayda verimlilik ortalaması Amerika'da 1 dekar alandan 289 kg., Türkiye'de 1 dekar alandan 250 kg. olarak gerçekleşmiştir. Kısacası; 2004 yılı verilerine göre Türkiyeli çiftçi, 1 kg. buğdayı üretebilmek için cebinden 343.616 TL harcama yapmak zorunda kalmıştır. Amerikalı çiftçinin cebinden çıkan para ise, Türkiyeli çiftçinin harcadığının yarısı kadar bile değildir. Yani Amerikalı çiftçinin bir kilo buğday üretmek için cebinden 168.023 TL para çıkmıştır.

Peki, ABD'li çiftçi Türkiyeli çiftçiye göre neden daha ucuza üretiyor? Çünkü ABD kendi çiftçilerinin üretim girdilerine sübvansiyon uyguluyor. Aradaki farkı hazinesinden çiftçilerine destek olarak veriyor. Amerika kendi çiftçilerini böylesine desteklerken bilindiği gibi IMF ve DB aracılığıyla Türkiye benzeri azgelişmiş ülke çiftçilerine destek verilmesin diye yaptırımlarda bulunuyor. Buğday üreticisi çiftçilerin alım gücünde ve refahında AKP Hükümeti döneminde de azalmalar olmuştur. Şöyle ki;

 » 1 Litre mazotT satın alabilmek için, 2002'de 4,0 kg. buğday satarken, 2006'da 6,0 kg. satmak zorunda kaldı.

» 1 Dekar alanın sulanması için, 2002'de 38,5 kg. buğday satarken, 2006'da 71,4 kg. satmak zorunda kaldı.

» 1 Kg. toz şeker satın alabilmek için, 2002'de 4,5 kg. buğday satarken, 2006'da 5,2 kg. satmak zorunda kaldı.

» 12 Kg. tüp gaz satın alabilmek için, 2002'de 57,3 kg. buğday satarken, 2006'da 83,6 kg. satmak zorunda kaldı.

YARIN: Pamukta ithalat artıyor