'Marksist teoriyi kendime uyarladım'

|

A

Bursaspor'un şampiyonluk kupasını kaldırmasında büyük pay sahibi olan marksist futbolcu İvan Ergiç, Türkiye Futbol Federasyonu’nun aylık dergisi TamSaha’da, Engin Akdemir'le yaptığı röportajda, Türkiye'de geçen bir yılını anlattı... 

Bursaspor'un şampiyonluğuna en çok emek koyan oyuncuların başında geliyor. Ancak onu futbolculukla sınırlamak büyük bir haksızlık olur. Karşımızdaki adam, Sartre, Camus, Heideger ve Nietzsche okumaktan bıkmayan, hayatı "Büyük paralar kazandığım doğru ama önemli olan o parayı nasıl harcadığım" diye yorumlayan, kırmızı spor otomobil hayali kurmayan, ikinci el arabaya binen, hiç kırmızı kart görmeyen, kendi işini kendi yapmak adına menajer kullanmayan ve tüm bunları Marksist teoriyi hayatına uyarlamasıyla açıklayan farklı bir kişilik.

 
Hayli ilginç bir futbol serüvenin var. Bunu bizimle paylaşır mısın?
Belgrad'ın minik takımında futbola başladım. Sırpım ama Yugoslavya dağılmadan önce Hırvatistan'da doğdum. Daha sonra Avustralya'ya taşındık. Institute of Sport takımında oynamaya başladım. Sonra Perth Glory'e geçtim. Ardından Juventus beni transfer etti, Basel'e kiraladı ve sonra bu kulüpte 9 yıl geçirdim.
 
Basel'de geçirdiğin sakatlık ve sonrasındaki tedavi süreci futbol hayatının dönüm noktalarından birini oluşturuyor. Bu süreci anlatır mısın?
Basel'de ikinci ya da üçüncü sezonumda bir sakatlık geçirdim. Sakatlıktan kurtulmak için ameliyat oldum ama bu çare olmadı. Ameliyattan bir virüs kaptım. Bu dönemde çok zayıf düştüm. Psikolojim bozuldu. Yaklaşık bir yıl oynayamadım. Bir yıl boyunca hem fiziksel hem de psikolojik tedavim sürdü. Maddi manevi birçok sorun üst üste geldi. Futboldan vazgeçmeyi bile düşündüm. Bütün bunların sonucunda da psikolojim iyice bozuldu. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Gittiğim psikologlar kliniğe yatmamın benim için iyi olacağını söyledi. Bu benim için çok büyük bir olay değildi. Vücudumun herhangi bir yerindeki rahatsızlık gibi ruhsal yönden hastalığımı kabullendim. Dört ayı aşkın bir süre klinikte yattım. Orada kendimi dinleme şansı buldum. Hayatımı gözden geçirdim. Klinikten çıktığımda yenilenmiş bir Ivan'la yola devam ettim.
 
Türkiye'ye geldiğinde "Heyecan yaşamak için buradayım" şeklinde bir açıklama yapmıştın. Beklentilerin nelerdi?
Basel'de yeteri kadar para kazandım. Para için oynamayacaktım artık. Gelen teklifler arasında en ilginci Bursaspor'dandı. Önce şehre gelip, kültürünü görmek istedim. İnsanları, yaşayışlarını inceledim. Sonra imza attım. Çünkü farklı bir yer istiyordum. Basel'de her yıl UEFA ya da Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ediyorduk. Artık sıkılmıştım ve yenilik istiyordum. Bir de taraftar faktörü var elbette. Basel'de Barcelona'ya karşı bir maç oynadık. Ama taraftar bunun farkında bile değildi. Sanki tiyatroda gibiydiler. Barcelona, Bursa'ya gelse heyecanı düşünemiyorum. İşte tam da böyle bir şey istiyordum ben. Kendi takımına sahip çıkan, onu ateşleyen, her deplasmanına gelen, hırslı ve teslim olmayan taraftarlar.
 
Bursaspor'a imza atmakta kararsız davrandın. Kente ilk gelişinde kesin anlaşma sağlanamadı ve düşünmek için zaman istedin. Bu sürede neler düşündün?
Bir ülke değiştirmek, bir takım değiştirmek öyle hemen karar verilecek bir durum değil. Üstelik sadece Bursaspor'dan teklif almadım; diğerlerini de değerlendirmem gerekiyordu. Hayatımda belli aralıklarla çok büyük değişiklikler oldu. Yugoslavya'dan Avustralya'ya gittim. Bu büyük bir kültür değişikliğiydi. Avustralya'dan İsviçre'ye döndüm. Bu da büyük bir değişiklikti. Oradan da Türkiye'ye gelmek çok kolay karar verilecek bir durum değildi. 
 
Bursaspor'u tercih ettiğin için mutlu musun?
Çok mutluyum Geriye baktığımda, bana verilen diğer tekliflerle kıyasladığımda çok mutluyum. Çok güzel bir kent, taraftar ve takım arkadaşlarım var. Bunun sonucunda şampiyonluk kupasını kaldırdık. Gerçekten çok mutluyum.
 
Sen şampiyonluklara alışıksın ama Bursaspor böyle bir başarıyı ilk kez yaşadı. Hem de ligin son haftasında nefes kesen bir finalle. Burada yaşadığın şampiyonlukta neler hissettin?
Bursaspor tarihinde ilk şampiyonluğuna ulaştı. Bu başarıda payım varsa ne mutlu bana. Bursa'da şampiyonluğun ardından insanların sokaklardaki sevinci, kupa törenindeki ilgi inanılmaz boyuttaydı. Bu yakaladığımız başarıda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Benim hayatımda bu kupanın yeri bambaşka olacak.
 
Bursaspor'un bu sezonki başarısının sırrı neydi. Güçlü rakiplerin arasından sıyrılıp nasıl şampiyon oldunuz?
Ertuğrul Hocamızın önceki deneyimleri, hırsı ile kurduğu takımın oturması bize bu büyük başarıyı getirdi.
 
Beşiktaş'a attığın mükemmel bir gol var. Bu gol kariyerinin en güzel golleri arasında yer alır mı?
İnönü Stadı'nda attığım o gol gerçekten çok önemli bir goldü. Güzel de bir gol oldu. Daha önce oynadığım takımlarda da güzel gollerim vardı. Bu gol de en iyilerim arasında yer alır.
 
Bursaspor yıllar sonra Avrupa'ya açılıyor. Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olabilecek misiniz?
Bizi gerçekten çok zor maçlar bekliyor. Ancak biz de çok iyi bir takıma sahibiz. Unutulmaması gereken şey, Avrupa'daki maçlarda en ufak bir hatanın bile sorun yaratabileceği. Elimizden gelen en iyi mücadeleyi yapıp, Türkiye'yi en iyi şekilde temsil ederiz.
 
Bir orta saha oyuncusu olarak hem defansif hem de ofansif oyunda başarılısın. Seni farklılaştıran ve öne çıkaran bu özelliği nasıl kazandın?
Futbolcular genelde ofansif oynamayı severler. Bu iki özellik günümüz futbolunda çok önemli. Ben bu iki özelliğimi geliştirmek için çok çalıştım. Genç oyuncularımıza bu şekilde çalışmalarını öneriyorum.
 
Çok tecrübeli bir oyuncusun. Deneyimlerini Bursaspor'daki gençlerle paylaşıyor musun?
Genç oyuncularımız kendilerini geliştirmek için bizleri izliyor. Bizim genç oyuncularımız çok yetenekli ancak taktik açıdan eksikleri var. Onlar da bizleri izleyerek bu özellikleri kazanmaya çalışıyorlar.
 
Türkiye'nin futbol iklimini nasıl buluyorsun? Medyanın, taraftarın futbola bakışını nasıl değerlendiriyorsun?
Türkiye'de futbol Avrupa'ya göre çok büyük bir ilgi görüyor. Medya, taraftar motivasyon yönünden futbolcuya büyük katkı sağlıyor.
 
Hakemlerimiz çok eleştiriliyor. Sen bir yabancı gözüyle Türk hakemlerinin performansını nasıl buluyorsun?
Türkiye'deki hakemler bence çok eleştirilmiyor. Avrupa'da hakem eleştirisi çok daha fazla. Bu benim gözlemim.
 
Daha önce Sırbistan Milli Takımı'nda oynadın. Dünya Kupası'nda Sırbistan'ın şansını nasıl görüyorsun?
12 kez Sırbistan Milli Takımı'nda forma giydim. Bence Güney Afrika'nın ev sahipliği yapacağı 2010 Dünya Kupası'nın gizli favorisi Sırbistan.
 
Sibenik doğumlusun. İç savaş aileni ve seni önce Sırbistan'a, oradan da Avustralya'ya sürdü. İç savaş ve göç döneminde neler yaşadın?
Uzun bir hikâye. İç savaş dönemi bizim için çok zorlu yıllardı. Annem ve babam Hırvat. Oradan Sırbistan'a göç etmek zorunda kaldık. Elimizde hiçbir şeyimiz kalmadı. Birbirimize kenetlenerek zorlukları atlatmaya çalıştık. Mecburiyetten Avustralya'ya gitmek zorunda kaldık.
 
Futbolcuların çok ilgisini çeken bir konu değil ama senin felsefeye ilgin olduğunu öğrendik. Bu ilgin nereden geliyor? Neler okursun?
Evet, ben de felsefeye meraklı fazla futbolcu görmedim. Felsefe okumak benim en büyük zevkim. Okuduklarımı özümseyip hayatıma yansıttığım kadarıyla var olduğumu düşünüyorum. Sartre, Camus, Heideger, Nietzsche okumaktan hiçbir zaman bıkmadım. Okumaya futboldan önce başladım. Sadece felsefe değil, başka birçok alanda okumayı seviyorum.
 
Karl Marx'a olan hayranlığın basında çıkan haberlerde yer aldı. Büyük paraların döndüğü bir sektörde bu felsefeni nasıl koruyorsun?
Evet, futbolcular büyük paralar kazanıyor ama o parayı nasıl harcadıkları konusuna kendileri karar veriyor. En iyilerini alabilecek duruma sahip olmama rağmen her zaman ikinci el araba kullandım. Marka meraklısı değilim, bunu kıyafetlerimden de anlayabilirsiniz. Hiç kırmızı bir spor araba hayali kurmadım. Oynadığım takımlardaki arkadaşlarım beni hiçbir zaman anlamadı. Futbol hayatım boyunca hiç kırmızı kart görmedim. Bu karakterimin sahaya yansımasıdır. Marksist teoriyi kendime uyarladım ve çok para kazanıp kendimi şımartacağıma, kişiliğime çok daha önem gösterdim, kendimi korudum. Sadece bununla kalmadım, her işimi kendim yaptım. Benim hiç menajerim olmadı mesela. Karl Marx'a olan hayranlığım babamdan geliyor. Bana felsefe okuma alışkanlığını da babam kazandırdı.
 
Daha önceki bir röportajında "Futbolcu olmasaydım yazar olmak isterdim" demişsin. Şimdi bir futbol kitabı yazsan, Bursaspor'u ve Türkiye'yi bu kitapta nasıl anlatırsın?
Türkiye'deki futbolu yazmak isterdim. Taraftarın gözüyle futbol nasıl? Asya ve Avrupa'nın kesiştiği yerdeki futbolu yazmak çok ilginç olabilir. Spor sosyolojisi üzerine yazılar yazmayı seviyorum.
 
Yine bundan önceki söyleşinde, “Orhan Pamuk okumak isterdim” demiştin. Bu yazarın kitaplarını okudun mu?
Orhan Pamuk'un ününü biliyorum. Ama kitabını okuma şansım olmadı.
 
(Tam Saha)