Daum'a yemek vermeyin

|

Daum A Daum

Daum'a yemek vermeyin!
 
İki hafta önce Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği ile birlikte Londra’ya gittim. Maksat, “Türk Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi”nin İngilizce baskısını futbolun beşiğinde de tanıtmak. Çünkü böyle bir çalışmayı daha önce bir tek İngiliz Futbol Federasyonu yapmış. Türkiye ikinci oldu. Şaşırtıcı bir durum. Kulüplerimizdeki yönetim hataları hakkında uzun uzun konuşuldu.
 
Bursaspor’un şampiyonluğu esasen bir çarpık yapılanmanın ürünüdür. Bursaspor’un şampiyon olması aynı zamanda “dört büyükler”in ne kadar yanlış yönetildiğinin de göstergesidir. Bir kulüp bütün unsurlarıyla bir yıl kenetlenip sabrederse şampiyon olmak çok kolay. Bursa, tarihinde bunu ilk kez yaptı ve şampiyon oldu. Zaten, her şampiyonun öyküsü anlatıldığında ortaya çıkan temel başarı anahtarı şu oluyor: Birlik ve beraberlik! Para pul çok geride kalıyor. Bursaspor, epi topu bir Tabata parasıyla şampiyon oldu. Ha şimdi onlar da “biz büyük takım olduk, şanımıza yaraşır büyük transferler yapalım” derlerse Trabzonspor’un akıbetine uğrarlar.
 
Şunu kabul etmeli: Bursaspor, öyle ahım şahım bir futbol modeliyle şampiyon olmadı. Dört büyüklerin büyük hataları kendilerinin en büyük avantajı oldu. Bursaspor, bu saatten sonra başarısını daim kılmak istiyorsa, dört büyüklerin hatalarından yola çıkarak, kendi topraklarına uygun bir model yaratıp onunla yola devam etmeli; taviz vermeden.
Mesela, Insua’yı aldıkları için “İstanbul medyası”nın yeterince gürültü kopartmamasına alınmasınlar, bilakis sevinsinler. Evet, Insua değil Galatasaray’a gelmek, adı speküle edildiğinde bile günlerce manşete çıkmıştı. Ama Bursaspor, üç beş davul eşliğinde imzayı attırdı. Yeter de artar zaten. Statlarda imza atılanların sonunu biliyorum.
Bursaspor, otursun Beşiktaş ve özellikle de bugünlerde Fenerbahçe’ye pür dikkat kesilsin.
 
Geçen yıl, aylardan bu zaman Fenerbahçe Kulübü’ndeyiz. Aziz Yıldırım, “10+3” adını verdiği planını açıklıyor. Yani “10 yılımı doldurdum hedefim 3 şampiyonluk” diyor. Üst üste 3 kez şampiyonluk vaadiyle yola çıkıyor. “Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak, tek büyük Fenerbahçe” ısrarında olduğu gibi ısrarlıydı; üst üste 3 defa şampiyon olacaklarında.
Bunun için de dürüstçe “Avrupa mavrupa umurumda değil” diyerek Daum’u getirdi. Ona göre bu işin kurdu Alman, hedefe kendisini ulaştıracak doğru isimdi. Peki bu yaz yaşananlara bakar mısınız?
Hani “yanlış şampiyonluk kutlaması”nı bile gölgede bırakan bir trajik oyun sahneleniyor Fenerbahçe’de. Kulüp Daum’u en az parayı ödeyerek göndermek, Daum ise sözleşmesinde yazılı olan kaidelerle gitmek için belge oluşturuyor. Kaç yıldır memleketin yedek kulübelerinde oturan Daum, önceki gün gazetecilerle Türkçe konuştu. Maksat şirinlik! Kulüp yönetimi ise yardımcılarını yollayıp kendisini sportif direktöre bağladı. Yani tenzil-i rütbeyle kolunu kanadını kırıp onu gitmeye mecbur etmeye çalışıyor.
 
Dün okuduğum haberler doğruysa, daha vahim bir olay yaşanacak. Fenerbahçe yönetimi, sağlık kontrolünde Daum’dan saç teli alıp uyuşturucu kontrolü de yapacakmış. Böyle bir test yapılırsa şahsen buranın bir bireyi olarak hicap duyarım. Geçen sene kendisiyle anlaşma yapılırken de Daum’a bu test yapıldı mı? Daum, Beşiktaş’ı çalıştırdığında Fenerbahçe tribünleri sahaya uyuşturucuya gönderme yaparak, sahaya içinde beyaz toz olan poşetler atmıştı. Sonraysa hocaları olarak alkışladılar. Bugünse 2 şampiyonluk gördükleri Daum ile yaşanılanlara bakın hele.
“Tek büyük Fenerbahçe”, ayrılmak istediği hocasını böyle mi gönderir? Neyse sözleşmedeki hakkı hukuku, karşılar olur biter...
 
Bütün bu yaşananlara karşı Sportif Direktör Aykut Kocaman’ın sessiz kalmasını da yadırgıyorum. Susmak onaylamaktır! Kocaman, bugün kalemlerini Daum’u harcamak için kullananların yarın ilk başarısız sonuçta kendisi için kağıtlarını karalayacaklarını benden daha iyi bilir. Daum gönderilecekse bile inisiyatif alıp halletmesi lazım. Sportif direktör dediğin zaten bu değil midir? Uyuşturucu testleriyle, yardımcıları görevden almalarla Daum’un gönderilmesine Kocaman, kocaman bir itirazda bulunmalı. Çünkü herşeyden önce Daum onun meslektaşı. Oldu olacak Daum’un üç öğün yemeği de bire dönüştürülsün!
 
Beşiktaş’ın da Mustafa Denizli ile yollarını ayırma şekli şemali de ortada. İşte Bursaspor, şu bir aylık dönemde Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın yaptıklarını yapmasa bile şampiyonluğun yine en büyük adayı olur.
Türkiye’nin en “kurumsal” kulübü olduğu söylenen Fenerbahçe’nin artık bu iddiayı taşıması mümkün değil. Milan, Terim’i görevden aldı ama parasını kuruşu kuruşuna ödedi. Terim, bir başka kulüple anlaşana kadar Milan’ın bir çalışanı olarak kaldı. İşte buna kurumsallaşma diyorlar. Kurumsal Yönetim Derneği’nin önce Türkçe, sonra da İngilizce bastığı rehberin özü de bunu anlatıyor. Ne var ki daha bugüne kadar hiçbir kulüp “Yahu verin bakalım şu rehberi, bir okuyalım” demedi. Bursaspor, işe bu rehberi alıp okuyarak başlayabilir...
 
Son kelam, siyah/beyazlı taraftarlara: Schuster’i omuzlarda taşıyarak karşıladınız. Peki  size çifte kupa kazandıran Mustafa Denizli’yi nasıl uğurladınız? Yolu Çeşme’ye düşünler hocaya bir gül versin hiç değilse...
 
Kenan Başaran