Rıdvan Akar'dan Beşiktaş yönetimine açık mektup

|

Rıdvan Akar A Rıdvan Akar

CNN TÜRK Haber Müdürü Rıdvan Akar, Beşiktaş yönetimine açık bir mektup yazarak bilet fiyatlarındaki artışa dikkat çekti. Akar, Feda kampanyasının giderek paraya endeksli bir hal almasını hatalı bir yaklaşım olarak gördüğünü yazdı.

 
CNN TÜRK Haber Müdürü Rıdvan Akar, Habere Dikkat web sitesindeki köşesinde Beşiktaş yönetimine açık mektup yazdı. Yazı şöyle:
 
"Hata yaptınız. Kabul edin."
Yöneticilik sadece bir kulübün mali bilançosunu artıya geçirmek, oyuncuları makul seçmek
değildir. Özellikle Beşiktaş için yöneticilik aynı zamanda bu kulübün 109 yılık geleneklerine uygun davranmak, “Beşiktaş Duruşu” denilen değerleri hakim kılmak, taraftarın halet-i ruhiyesini ve yapısını tanımak buna uygun davranmaktır.
 
Bunu yapabilenlere “iyi yönetici “ diyoruz.
 
Günlerce söylediğimiz şu idi;
 
Beşiktaş tribününün iki özelliği vardır. Birincisi, Beşiktaş taraftarı ağırlıklı olarak orta ve alt gelir grubundan insanlardır. Beşiktaş sevgisi ile geçim halleri arasında seçim yapmak zorunda kalırsa, çocuğunun rızkını, kirasını ve akşama götüreceği ekmeği seçecektir. Zira çoğu ücretli bu insanların keyifleri/sevdaları için ayıracakları bütçeleri sınırlıdır.
 
İkinci özellik ise tribünü tanımakla ilgilidir. Şeref tribününden nasıl göründüğünü bilmem çünkü hiç oradan Beşiktaş’ı seyretmedim ama İnönü/Şeref Bey Stadı’na ruhunu veren Kapalı Tribün’dür. Kapalının kutu diye tabir edilen yerinde yıllarca yazılı olarak kalan “ruhumuz burada” yazısı bir grafiti değil, gerçeğin ifadesiydi.
 
‘Tribünü bilen bilir’ demiştik. Yıllar yılı tüm taraftarın gözü kulağı Kapalı’daydı. Kapalı bir orkestra şefi gibi tüm stadı yönlendirir, bu nedenle de Beşiktaş maçlarının atmosferi benzersiz olurdu. Diğer takımların (fb, gs) statları daha da büyük olsa, akustiği de iyi inşa edilmiş olsa fark etmezdi. Diğer statlardaki tribün çeşitliliği kakafoniye yol açarken, Çarşı’da cisimleşen tek seslilik statta yankılanır, desibel rekorları kırılırdı.
 
Geçtiğimiz yıl Demirören yönetimi Kapalı’ya ilk darbeyi vurdu. Kombine ve bilet fiyatları tavan yaptı. Zam oranı yüzde 65’leri bulmuştu. Yılda yüzde 3-5 zam alan taraftara dayatılan bu rakamlar sonunda Kapalı ilk firelerini vermeye başladı. Tribünde boşluklar belirmeye başladı. Ama eski yönetimde gerekçe çoktu. Ne de olsa Guti, Quresma, Fernandes, Almedia, Simao vardı. Ne de olsa takım UEFA’da emin adım ilerliyordu filan…Ama artık Kapalı’nın –büyük çoğunluğu “Yeter Demirören” diye bağırmaya başlamış, sular ısınmıştı.
 
Sonra yeni yönetim geldi. Atılan ilk adım Kulübe üyeliğin ucuzlatılması oldu. Taraftar Beşiktaş’a sahip çıkacaktı. Yönetim bunu sağlayacağını ilan etmişti. Hedef 100 bin kongre üyesiydi. Sonraki gelişmeler malum. Ancak kombine bilet fiyatları açıklandığında ortada iki garabet vardı. 1200 lira vererek kongre üyesi olması beklenen taraftardan, 2500 lira vererek kombine alması bekleniyordu. Feda kampanyası, dergi aboneliği derken bir Beşiktaşlıdan mütevazi bir servet ödemesi bekleniyordu. Adı Feda’ydı.
 
Beşiktaşlı bütçesi, imkanları ve sevdası dahilinde “Feda” dedi. Ancak Beşiktaş yöneticilerinin tribünü yönetemeyecekleri de belli oldu. Çok ama çok basit bir gerçeği bile ıskalamışlardı. Yeni Beşiktaş takımı gençleşmiş, aç ve kendini geleceğe ve taraftara beğendirme gayreti içindeki topçulardan oluştu.Bu öylesine önemliydi ki bu gençler profesyonel meslek hayatının soğuk, mesafeli ve iş bitirici olma özelliği yerine tribünün istek ve motivasyonuna açık, kimi zaman tek tek oyuncu kimi zaman takıma dönük o muhteşem tezahürata açık, etkilenebilecek ve o etkiyi sahaya yansıtacak oyunculardan oluştuğu halde, yönetim stadın ruhu ve o devasa korodan vazgeçti.
 
Bugün kaygıyla “bedava bilet istediler”, “doğru yoldasınız taraftara bu politikayı sürdürün” türü GS’li, FB’li olduğu bilinen spor yazarı ve yorumcuları okuyup/izlemeleri gerekir. Suret-i haktan görününler Beşiktaş’ın en önemli “mukayeseli üstünlüğünü” Beşiktaş’ın elinden almak derdindedir. İsteyen yönetici bu gaza gelebilir.
 
Ancak önceki yazıda belirttiğimiz gibi Beşiktaş’ın yeni yönetimi henüz kendini taraftara tam olarak kabul ettirmiş, güven ve aidiyet duygusu uyandırmış bir yönetim değildir. Böyle bir dönemde Beşiktaş sanki Barcelona ile oynuyormuş gibi 170 liraya Elazığ maç bileti satmanın, UEFA’dan yük kızartıcı biçimde uzaklaşmasına karşın, 2500 lira kombine ücreti belirlenmesinin, bilet/forma sattıran dünya oyuncusu olmamasına karşın astronomik bilet fiyatlarında ısrar etmek kelimenin tam anlamıyla bir fiyaskoda ısrar etmektir.
 
Israr edebilirsiniz. Beşiktaş tribünü iki dudağınızın arasındadır. Ancak tribündekinin de ağzı torba değildir ve dönüp size “o kararlılığınızı Demirören döneminin devri sabık haline gelmesi için de kullanınız” der ve henüz ligin 4. Haftasında bu çağrı hiç de hayra alamet değildir.