Samet Aybaba sezon sonu bırakır

|

Samet Aybaba sezon sonu bırakır A Samet Aybaba sezon sonu bırakır

ORHAN ULUCA

Yaklaşık 20 yıldır İnönü’de Beşiktaş’ı izleyen Fanatik gazetesi yazarı Cem Dizdar ile siyah beyaz bir röportaj gerçekleştirdik.  Beşiktaş’ın yönetim tercihleri ve Samet Aybaba’nın performansına ilişkin doyurucu yanıtlar alırken Türkiye’nin futboluna dair dikkat çekici tespitlerinde bulundu. Güzel adam, güzel de konuşuyor..

Sezonun bitmesine 3 hafta var. Sizce Samet Aybaba başarılı mıdır?


Eğer Beşiktaş için söylersek benim durduğum yerden konuşuyorum, Samet Aybaba başarılı olmuştur. Lakin Samet Aybaba sezon başında doğru tercih miydi burasını tartışabiliriz. Aybaba başarılı ve ne yazık ki toplumsal vicdansızlık halinin kurbanı. Bu ülke böyle, her şeyin çok daha fazlasını istiyor, yetinmiyor kimse. Bunun böyle olacağı, ilk krizde kurban verileceği baştan belliydi ve bu yüzden benim sezon başı önerim Mustafa Denizli’ydi.

Ona da teklif yapıldı ama kabul etmedi.


Etmedi çünkü takımdaki bazı oyuncuların kalmasını toplamda yarışmacı takım kimliğinin korunmasını istiyordu. Kendisini şampiyon yapan oyuncuların başında gelen Ernst’in 300 bin avro fark nedeniyle gönderilmesine karşıydı. Hocayı sezon başında oluşturulan yarışmacı kimliğinden uzak bir takımın başında kalmaya ikna edemezsiniz.

Burada araya gireyim. Sezon başı koşullarına göre bugünkü durum başarı olarak görülebilir. Ama sezon içi oluşan yeni ortama, ligin zirvesindekilerin kaybettiği puanlara  göre daha başarılı olunabilir miydi? 300 bin avroya transfer edilme ihtimali olan Gekas’ı almak yerine 3 milyona yaklaşan maliyetle devre arası oyuncular alıp verim alamamak? Buna gol yeme rekoruna yaklaşan takımdan Egemen’i sezon başında göndermeyi de ekleyince garip bir şey çıkıyor ortaya.


Burada doğru planlama yapılmadığı ortada. Rakipleri devre arası transferleriyle takımı güçlendirdi, Beşiktaş bunu yapamadı. Yalnız payı olsa dahi tüm hataları tek başına Samet Aybaba’ya bağlayamayız.  Bu bahsettiğiniz hatalardan futbol şubesi sorumluluğundan yönetime kadar pek çok insan sorumlu. Beşiktaş’ın futbol şube sorumlusu Tamer Kıran son olaydan dolayı değil tam da bu yüzden daha önce istifa etmeliydi. Bunlar çok daha rasyonel gerekçeler. Aynı zamanda bu sorun Beşiktaş’ın gerçek problemini de ortaya koyuyor. Futbol takımının başarısında teknik direktörün payı en azından bizim ona biçtiğimiz kadar fazla değil. Bu bir organizasyon işidir.  Zaten benim başında söylemek istediğim de buydu. Samet Aybaba’yı tercih ederken ona karşı tribün alerjisinden haberdar olmak gerekiyordu. Asıl sorun onun teknik direktörlük kabiliyeti ya da teknik ayrıntılar değildi. İlk krizde kangrene dönüşecek olan yara olması. En ufak bir başarısızlıkta faturanın Samet Aybaba’ya çıkarılacağını sezon başında görmek gerekiyordu. Belki de yönetim bunu gördü ve planlama olarak bu dönemde yapacağı değişikliği hesap ederek Samet Aybaba’yı yükselmek için balona bindirdi, bilemem orasını.  Lakin biraz olsun tribünün havasını solumuş, öncesinde Samet Aybaba takımlarına karşı olan mücadeleleri izlemiş insan bugün yaşanılanlar karşısında şaşırmaz. Nihayetinde Samet Aybaba yanlışlarına rağmen toplamda bu dönemde başarılı olmuş ve ona haksızlık edildiğini düşünüyorum. Öte yandan kişisel kariyeri açısından çok başarılı olmadığını söyleyebilirim. Orta seviyede bir teknik direktörlerden bir tanesiydi takımın başına geçmeden önce.

Oyuncular ile olan iletişim konusunda dengeyi kuramadığını düşünüyor musunuz? Olcay ve Oğuzhan tercihleri ve bu oyunculara karşı farklı yaklaşımları taraftarlarla arasını açmış olamaz mı?


Bu iki örnek benim derdimi iyi anlatır. Samet Aybaba tarzındaki teknik adamlar yaratıcı oyunculardan çok hoşlanmazlar, daha çok koşu mesafelerine göre bir değerlendirme söz konusu. Koşuları yönetmek, diğer tarafı yönetmekten daha kolay geliyor, bu tarz oyuncular bu tip teknik adamların daha çok beğenisini kazanıyor da olabilir.

Teknik detaylar bir yana-Fernandes ile beraber de oynatmayabilir-  oyunculara olan tavırlar çok farklıydı. Birisine övgü, diğerini sürekli medyaya şikayet..


Burada eleştiriyorum kesinlikle. Oğuzhan’ın gezmesini, tozmasını konu yapması hoş değildi. Babası koştu ülkeye geldi çocuğum kötü şeyler yapıyor diye. Baktı ki çocuk bıraktığı gibi, sorun yok. O çocuğun hayatı öyle geçiyor, Avrupa’daki pek çok meslektaşı gibi. Başka bir kültürde biçimlenmiş. İnsanlara diyorsunuz ki 22 yaşında 32 yaşındaki adamın olgunluğunu göster. Yaşanmamış hayat insanı eğitmez. Bu yaşta eğlenmezse, şımarmazsa, ilham almazsa birilerinden 32’ye geldiğinde de 22 yaşındaki çocuktan söz ederiz o zaman. İyi teknik direktör oyuncusunun yaşam hakkına, sosyalliğini geliştirmesine ve bazen hata yapma hakkına saygı göstermesi gerekir.  Diğer bir eleştiri noktası da sezon başında Egemen ve Ernst’e vermeyerek kar edilen paralarla gençleri koşturacağından bahsetmesi ama bugüne baktığımızda da bunu başaramamış olmasıdır.  “Muhammed Demirci ile Hasan Türk’ün nerede kaldıklarını bilmiyorum” diyerek kamp yapmadıklarına işaret edip bundan sonra formayı zor görürler tavrı kötüydü. Yahu 17-18 yaşındaki çocuklara en son gösterilmesi gereken yaklaşım budur. Mustafa Denizli işte burada fark atıyor. Oyuncu yönetimi ve teknik direktörlüğün dışında kalan alana hakim olması nedeniyle..  Keza “Menemen” meselesini gereğinden fazla uzatması, doğru zamanda bırakamaması. “Fernandes’i gülmesi için gıdıklayayım mı” esprisi dahi bazı şeyleri net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu eski moda espriler dahi modern zamanın çocuklarında alerjinin artmasına neden oluyor. Şuna benziyor bu: Cem Yılmaz mizahı zamanında Vahe Öz, Cevat Kurtuluş mizahı.. O ara kapanmamış. Biraz daha az ve teknik konuşmak, daha kabul edilebilir açıklamalar yapmak..  Yine bu kadar çok sakatlığın olmasına dair kabul edilebilir bir açıklaması da olmadı.

Aynı sonuçları alan ama farklı tavır sergileyen bir teknik adam olsaydı bugün destek görebilirdi sanırım.

Kesinlikle.

Oğuzhan’ı bırakın Beşiktaşlıları.. Salih Uçan gibi rakip takımın taraftarları dahi heyecanla karşılarken teknik adamda sürekli olumsuz yaklaşımı..

En azından böyle algılanıyor, gerçek nedir bir yana bırakalım bu algıyı yaratması sorun oldu. İyi teknik direktör bu algıya izin vermez ve bunu yönetir.

Sizce sezon sonu gönderilmesi mi gerekir?

Bence Samet Aybaba kendisi bırakır. Bu atmosfer gelecek sezona taşınamaz. Bunu ne Samet hoca ne de yönetim kaldırabilir.  Bu sene gençler üzerinden bir temel atılacak diye bekledi taraftar ama yine gördük ki işler Fernandes’e, Almeida’ya, Holosko’ya kalıyor.  Misal ben en çok Veli Kavlak’a haksızlık edildiğini düşünüyorum. Oyun görüşü yüksek, alan bilgisi gelişmiş ve sahaya yüreğini de koyarlar.  Lakin bu gibi oyuncular bir üst aşamaya çıkamadı.

Ulusal takım  hakkında konuşalım. Kulüp takımlarımız bu sene Avrupa’da Mart-Nisan aylarını gördü. Böyle başarılar yakalandığında geçmişte milli takım da turnuvalara katıldı ya da en kötü baraj maçı oynadı. Bu sene neden böyle oldu?

Pek çok sorun vardır belki ama temel sorun oyuncu yetişmiyor diyebiliriz.  Bir örnek vereyim bak sana.  Hiddink ile Hırvatistan karşısında baraj maçı oynayacağız. Geçmiş iki yılın tüm emeği bu iki maçta sonuç verecek. Stoperimiz kimdi? Giray Kaçar. Böylesine önemli bir maçta oynatılan Giray kaç kez milli takım formasını giymişti? O maçta ilk defa milli formayı giydi. Dramatik bir durum bu. Yaratıcı oyuncu yetişmiyor artık. Futbol bilgisi, oyun görüşü gelişkin oyuncu yok. Bu yüzden Salih Uçan hepimizi çok fazla heyecanlandırıyor. Bir başka sorun da sanılanın aksine bu açıdan Derwall sonrası döneme göre daha kötüyüz. Paranın işin içine girmesi, futbol endüstrisinin bize özel getirisi de bunun nedeni. İki maç kaybedersen eğer hoca kovulur, kaybettiğin para da milyonlar olur. Bu da temaslı oyunu, savunma ya da oynatmayarak durdurma felsefesini, kazanmak için her yolu mubah kılıyor. Bu kadar çok oyunun durması da oyuna, bu futbola ve bu oyun içerisinde şekil alan oyuncuya zararı oluyor. Biraz bir şey yapmaya çalışan oyuncu omuz yiyecek, sakatlanacak.. Bakın bugünün Fenerbahçe’si, geçen senelerde Beşiktaş, Skibbe dönemi Galatasaray’ın ligimizde başarısız Avrupa’da başarılı olmasının bir nedeni de budur.  Aynı insanlar farklı oyun oynuyorlar. Bak en son bir Beşiktaş maçında sıkıldık memleket meselelerini konuşmaya başladık. Siz belki televizyondan ağır çekim pozisyon tekrarı, yorumcunun bir ayrıntısını ya da başka başka şeylerle oyalanıyor, bunun farkına varmıyorsunuz ama izlediğim maçta kayda değer hiçbir şey yoktu. Futbolda “korku” yaratılmış, sahanın içerisine sinmiş, oyunun önüne geçiyor. Teknik adam haklı, oyuncu haklı bunlara kızılmaz zira sistem bozuk çünkü.  Yapısal bir sorun bu.

Bir insan İngiltere’de neden Stoke City’i tutar
“Biz o dönem TRT’de program yapıyoruz. Stoke City burada o zaman, Beşiktaş ile maç yapmaya geldi. Güzel bir soru geldi.  “Bir insan İngiltere’de neden Stoke City’i tutar yahu” dedi. Ben de Edip’i arayıp soralım dedim.  Baba Recep’in oğlu, İngiltere’de yaşıyor. Edip Adanır..  Dedi ki; O topraklar Abdülhamit tarafından yönetilirken Stoke City’liler burada trenlerle deplasmana gidiyorlardı. Farkı anlatan güzel bir cevaptı bu”

-Federasyon başkanı olsanız ilk neyi değiştirmek isterdiniz?

-Liverpool’da futbol okuluna bine yakın insan eğitime alınır.  Onlara derler ki aranızdan birisi A takıma çıkacak. 2-3 taneniz muhtemelen Premier Lig’in diğer takımlarına gidecek. 5-6 kişi Championship’te oynayacak. 7-8 kişi bir alt lige.  Biz size futbolcu olmanız için gerekli eğitimi vereceğiz fakat futbolcu olamayacak olanlar çoğunlukta ve eğer bu kitle futbol dünyası içerisinde kalmak istiyorlarsa onlar için de çeşitli alternatiflerimiz var. Bu arkadaşlara fizyoterapist eğitimi vereceğiz. Kulüp işletmeciliği dersi vereceğiz. Futbolun içerisindeki diğer alanlara yönelteceğiz.  Pek çok analist bu gibi futbol okullarından da çıkıyor. Fedarasyon Başkanı olsam yapacağım ilk eylem futbol kulüplerine futbolun ihtiyaçlarını karşılayacak insan malzemelerini üretecek okullar açmasını zorunlu kılardım.

 -Fikret Orman yönetimini başarılı buluyor musunuz?

Hayır. İyi niyetli ve gayretli olduklarını söyleyebilirim ama başarılı olduklarını düşünmüyorum. Bugünkü yönetim üyelerinin büyük bir kısmının değiştirileceği haberlerini okuyorsak bunu zaten onlar da farklı şekilde ifade etmiş oluyorlar.  Keza geçenlerde Mustafa Denizli’ye sitem etmeler, daha başarılı olabilirdik ama başaramadık demenin farklı bir yolu. Üstelik bu yapılırken takımın başında duran Samet Aybaba’ya da inanılmaz haksızlık yapılmıştır. Sadece sonuç bazında değil aynı zamanda insan yönetimi konusunda da başarısız olduklarını da buraya bakıp söyleyebiliriz. Takım yarışma halinde ve Şampiyonlar Ligi şansının olduğu bir zamanda takımın başındaki teknik adamın moral ve motivasyonunu düşürecek bu açıklamalar bence zamansız ve kötüydü.

-Hangi teknik adamları beğeniyorsunuz?

Ertuğrul Sağlam’ı beğeniyorum. Onun saha içerisinde oynatmaya çalıştırdığı modern futbola yakın, çağa uygun. Bazen bunu futbolcular algılamayabilir ya da bu konuda zorluk yaşayabilir ama teknik adam olarak dünya futbolunun gelişimine kendisini yakın tuttuğunu söyleyebilirim. Beşiktaş döneminde savruk ve tedirgindi ama bugün çok daha iyi.