Dinsel yönelimli grupların eğitimi ele geçirme yöntemi

|

 Dinsel yönelimli grupların eğitimi ele geçirme yöntemi A  Dinsel yönelimli grupların eğitimi ele geçirme yöntemi

Temel insan hakkı olan eğitim hakkının kullanımının kamusal bir sunumla sağlanabileceği ve güvence altına alınabileceği düşüncesi, eğitimin kamusal bir faaliyet olarak kabul edilmesinin temel gerekçelerinden biridir. Kamusal eğitim, işlevsel ve yapısal boyutlarıyla toplumsal kesimlerin uzlaşısına dayandırılarak oluşturulabilir. Ancak bu uzlaşının sağlanması oldukça güçtür. Çünkü bütün kesimler eğitim üzerinde egemenlik kurarak, eğitimin ideolojik aygıt olma özelliğinden yararlanmak isteyeceklerdir.


Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde eğitim alanında gerçekleştirilen köklü değişim girişimleri, eğitimi isteyenin istediği gibi kullanabildiği bir egemenlik alanı olarak kullananlarca büyük bir yenilgi olarak görülmüştür. Özellikle öğretimin birleştirilmesi yasası ile devletin eğitim faaliyetlerini kontrolü altına alması ve daha da önemlisi eğitim politikalarında seküler bir anlayışın benimsenmesinin sonucu olarak dinsel yönelimli grupların -cemaatlerin- eğitimi amaçlarına uygun kullanma olanakları ortadan kalkmıştır. Varlıklarını sürdürmeleri için gerekli hareket alanları daraltılan bu gruplar yeni üye edinebilme ve gereksinimlerine uygun bir toplumsal kabul alanı yaratmak için yeni yöntemlere başvurmak zorunda kalmışlardır. Farklı dinsel yönelimli grupların yasal alanda kalarak seküler eğitimin temel ilkelerinin dışına çıkmadan kullandıkları yeni yöntem, devlet eliyle yürütülen eğitimin içeriğine ulaşmak olmuştur.


Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan imam hatip okullarının sayıları izleyen on yıllarda artarak eğitim sisteminin seküler niteliğini tehdit eder düzeye ulaşmıştır. Ancak böyle bir algıya sahip toplumsal kesimlerin aksine dinsel yönelimli gruplar, öğrenci sayıları ve etki alanları sürekli artan ve işlevlerinin meslek kazandırma ile dinsel gereksinimleri karşılama olduğu konusunda tartışmalar yapılan imam hatip okullarını yeni üyeler devşirmek amaçlı kullanmışlardır.


1980’lerle birlikte dinsel yönelimli grupların eğitim ile olan ilgileri imam hatip okullarıyla sınırlı kalmayıp her düzeydeki okula hazırlık amacıyla kurulan dershane sektörü ve öğrenciler için barınma olanağı sağlama gibi alanlara doğru genişlemiştir. Böylece bu grupların başlangıçtaki o ürkek ve tedirgin tavırları, belirtilen dönemde benimsenen liberal politikalar ve gerçekleştirilen askeri darbeyle oluşan toplumsal iklimde gelişip serpilme olanağı bulabilmiştir. Ayrıca izledikleri stratejiyle de toplumsal karşılık bulabilen dinsel yönelimli gruplar artık önemli bir politik ve ekonomik bir güç etmişlerdir. Günümüzdeyse bu gücün başlangıçta kontrol ettiği güç alanı olan eğitim alanının dışına çıkarak bütün toplumsal yaşam alanlarını kontrol edebilecek bir güce dönüştüğü kabul edilmektedir. Zaman zaman bir hizmet hareketi, zaman zaman bir gönüllüler hareketi olarak tanımlanan bu dinsel yönelimli gruplara aynı zamanda ulus üstü güç ve/veya güçlerin kontrol ettiği bir araç tanımlaması da yapılmaktadır. Eğitimdeki yenileşme hareketleriyle kontrol altına alınmak istenen geleneksel dinsel yönelimli grupları, cumhuriyetin başlangıç yıllarında bu amaca uygun olarak bir yaşam alanı bulamamışlardır. Özellikle ikinci paylaşım savaşından sonraki dönemde Türkiye’deki gelişmelere koşut gelişme eğilimi gösteren dinsel yönelimli grupların eğitim üzerindeki egemenliği, son dönemlerde zirve yapmıştır. Bu grupların eğitimi kullanmalarının başat nedeni, kusurlu kamusal eğitim üretimleri sonucu temel bir insan hakkı olan eğitim alanında önemli eşitsizliklerin yaşanmış olmasıdır. Ayrıca bu tür grupların başarısı, eğitimin içeriğine sahip olarak biricik bir gelişim elde etmeyle olanaklı olmasına bağlıdır. Bu tür gruplar için tahammüllü bir politika izleyerek uzun vadeli sonuçlar elde etme kurgusunun gerçekleştirileceği en uygun alan eğitim alanıdır.


Bu döngüden kurtulmak, kamusal eğitimi güçlendirerek etkili kılmaktan geçmektedir. Etkili bir seküler kamusal eğitim, bireyi özgürleştirerek özgünlüğünü desteklerse her hangi bir dinsel yönelimli grup bireyi ve eğitim alanını etkisi altına alamayacaktır