Hungarian Rapsodi ile ‘aynı yolda yürümüşüz biz’

|

Hungarian Rapsodi ile ‘aynı yolda yürümüşüz biz’ A Hungarian Rapsodi ile ‘aynı yolda yürümüşüz biz’

MELDA ONUR *

“Eyvah Erdoğan Macaristan’da!” başlıklı bir haber beni aylar önce katıldığım bir panele götürdü.
www.ucyuzotuzuc.com adlı haber sitesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa yapım sürecinde "Uzlaşma sağlanamazsa partimizin Anayasa taslağını Mart ayının sonuna dek Meclis'e taşırız" deyip, arkasından da Macaristan’a gitmesini yorumlayarak, “Eyvah!” diyordu. Site haklıydı, “eyvah ki ne eyvah”tı. Zira Başbakan Budapeşte'ye, ünlü Macaristan Anayasası’nın mimarı Macaristan Başbakanı Victor Orban ile başbaşa görüşmelerde bulunmaya gitmişti.
Develer tellal, pireler berber iken; bundan aylar önce, Anayasa konusunda ‘uzlaşma’nın ‘mişli geçmiş zaman’ olmadığı günlerde; vatandaşların her biri yeni, sivil, demokratik anayasada kendisini bulacaklarını umarken; TBMM’ye adımını atmamış kesimler görüşlerini sunmak üzere Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun karşısına geçerken; benim şahsen, bizzat Ekolojik Anayasa Girişimi ve LGBTT Grupların Anayasa görüşlerini sunmaları için komisyonun kapısını aşındırdığım günlerdeydi.

Tarih 24 Aralık 2011’tı. İstanbul’da SpOD, uzun adıyla Sosyal Politikalar Derneği “Yeni Anayasa Yapım Sürecinde LGBT Katılımı ve Demokratikleşme” paneli organize etmişler ve beni de çağırmışlardı. Diğer katılımcılar Anayasa Kadın Platformu’ndan Avukat Hülya Gülbahar ile Bahçeşehir Üniversitesi Araştırma Görevlisi Serkan Köybaşı idi. Moderatörlüğü Radikal Gazetesi Yazarı Ezgi Başaran üstlenmişti.

Türkiye’deki Anayasa yapım süreci tartışılırken Serkan Köybaşı, dünyadaki farklı anayasa yapım süreçlerinden söz ederek, Macaristan’daki dayatmacı anayasa sürecini anlatmış, Türkiye’deki sürecin buna benzememesini dilemişti. Bence panelin en ilgi çeken sunumu buydu. Öyle ki Ezgi Başaran daha sonra bir yazısını Macaristan Anayasası’nın yapımına ayırdı.
“Eyvah Erdoğan Macaristan’da!” haberini okuduğumda bunları hatırlarken, geçtiğimiz hafta bir de TEPAV daveti ilişti gözüme. Macar kökenli ABD’li Anayasa Profesörü Andrew Arato, içerisinde Macaristan’ın da olduğu çeşitli Anayasa süreçlerini anlatacaktı. Gün bugündür deyip koştum dinlemeye…

DİKKAT ÇEKİCİ BENZERLİKLER
Türkiye “ileri demokrasisinin” Anayasa yapım süreci, Macaristan’ın 2012 itibarıyla kabul ettiği ve "21. yüzyıla yakışan" olarak nitelediği anayasasının yapım sürecine benziyor. Zaten İngilizce adı Hungary olan Macaristan’ın halklarının Hun Türkleriyle köklerinin aynı olduğunu yazar tarihçiler. Böylece ecdatta da buluşuyoruz.
Bu noktada Türkiye'deki Anayasa yapım sürecinin aktörlerinden Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in de daha önce Türkiye- Macaristan Dostluk Grubu Başkanı olması, Macaristan sürecini iyi öğrenmesini sağlamış olmalı.
Macaristan Anayasası’nı ‘sözde uzlaşma’ yöntemiyle başlayıp ‘çoğunluk’ yöntemi ile tamamlayan Macaristan Merkez Sağ Partisi Fidesz ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı ‘uzlaşma’ yöntemiyle başlatıp ‘çoğunluk’ yöntemi ile bitirmeye çalışan AKP arasındaki benzerlikler neler?

»AKP Yüzde 49, ise yüzde 52 oy alarak tek başına iktidara geldi.
»Fidesz de AKP de, Hıristiyan ve İslam muhafazakarlığını sosyal hayatta uyguluyor, ekonomide, akçeli işlerde ise alabildiğine liberaller.
»Macaristan’da evlenip çocuk yapan ebeveynler vergi indirimlerinden faydalanabiliyor, Türkiye’de 4 çocuğa teşvik getiriliyor.
Bunlar ilk anda göze çarpanlar.

Prof. Andrew Arato diyor ki, “Mevcut Macaristan Anayasası’ndaki en kötü şey sürecin bizzat kendisi”. Arato’ya göre bu süreçte vatandaş anketleri ve katılımı yarım yamalak yapıldı. Görüşler posta yoluyla alındı, popülist ve saçma bir katılım ve danışma süreci yönetildi. Süreç gerçek manada bir vatandaş, STK katılımından yoksun oldu. Ve tüm bu süreci muhalefet de boykot etti. Bu da iktidarın işine geldi. İktidar partisi oyun oynarken kuralları değiştirdi, Anayasa onayı için gereken 4/5 oranını getiren yasayı iptal edip, 2/3 oranı koydu ve açıkça kendi anayasasını yaptı. Peki başka ne yaptı?
»Anayasa Mahkemesi atamalar, yetki sınırlamaları ve bürokrasi yöntemleriyle öldürüldü.
»Yeni kurulan Ulusal Yargı Ofisi yoluyla yargı tek kişinin eline verildi.
»Seçim bölgelerinin sınırları Fidesz lehine yeniden çizildi
»Medya için oluşturulan denetim kurulu “politik olarak dengeli” yayın denetimi başlattı. Ağır mali cezalar geldi.
Bilmem size birilerini hatırlatıyor mu?

AKP BUNU HEP YAPIYOR
Fidesz, AKP’nin ruh ikizi olmalı… En azından bu Anayasa süreçleri kıyaslanırsa. Aslında AKP bunu hep yapıyor, AKP’nin yasama sürecinde 2 yöntemi var.
»Sözde katılımcılığı sağlamak
»Torba içinde yasa kaçırmak
İktidarın katılımcılıktan anladığı “onlar bana katılsın”, uzlaşmacılıktan anladığı “onlar benle uzlaşsın” dayatmasıdır. Kamuoyunun özellikle talep ettiği ve bizzat ilgilendiği yasalarda bu yöntem izlenmektedir. Yasa gündeme geldiğinde, konuyla ilgili bütün sivil toplum kuruluşları davet ediliyor. Adeta bir sosyal etkinlik gibi tek tek dinleniyor. Komisyonun basın işleriyle ilgili arkadaşlar bunları haber yapıyor, gazetelere çıkıyor. Komisyon falanca STK’yı dinledi, filanca aktivistlerle buluştu diye…  Derken bir taslak çıkıyor, gelip giden STK’larda bir isyan!

Hep aynı örneği veriyor gibi olmayım, ama 'Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası’ hazırlanırken kadın örgütleri çileden çıkmıştı. “Yazdındı yazmadındı” derken Bakanlığın kadın örgütlerine son golü yasanın adı oldu. Yasa kadını değil aileyi korumayı seçti. Ne mi oldu? Bir cinayet davasında, karısını öldürmüş bir sanık, Aile ve Sosyal Politiklar Bakanlığı'nın davaya katılma talebi için, "Ben ailemi korumak için öldürdüm. O bakanlık aile için kuruldu. Adında kadın yok. Bu yüzden bakanlığın talebi reddedilsin" isteğinde bulundu.

Bir de torbacılık var. Birbiriyle ilgisiz bir sürü düzenleme bir torbada geliyor. Ya toplumun talep ettiği düzenlemelerin içine 1 ya da 2 rant yasası, ya da rant yasalarının içine 1 ya da 2 talep edilen düzenleme koyuyorlar. İtiraz ettiniz mi toplumun istediği düzenlemeye itiraz etmiş oluyorsunuz. Kandırmacanın dibi… Anayasa referandumu değişiklikleri de böyle olmadı mı?

ERDOĞAN’IN ÇEKMECESİ
Yeni Anayasa için, Uzlaşma Komisyonu’na katılmayan STK kalmadı. Katıldılar yani… Ama sonuçta katıla katıla ağlamak da var. Bunun olmasını istemiyorsak “Bizsiz Anayasa olmaz” diyenlerin sokaklara dökülme zamanı yaklaşmaktadır!
Gelelim Fidesz ve AKP arasındaki son benzerliğe… Her ikisi de tarihlerindeki çeşitli dönemlerden nefret ediyor. Macaristan Anayasası ile Komünist dönem reddediliyor. Komünist Parti’nin yasal selefinin de Sosyalist Parti olduğu vurgulanıyor. Erdoğan’ın çekmecesinde bekleyen Anayasası’nda bakalım kimler hedef gösterilecek?

* CHP Milletvekilli