Roboski ve hukuk

|

Roboski ve hukuk A Roboski ve hukuk

REŞAT VOLKAN GÜNEL*


Öncelikle Meclis Komisyon Raporu içeriği itibariyle genel olarak hukuka, özelde Anayasaya ve kanunlara aykırıdır. Yargı-dışı bir yol olarak kurulan komisyonlar yargısal ifade içeremezler. Komisyon’un “fact-finding” (araştırma-inceleme) usulü ile hareket etmesi gerekirken, Meclis Komisyonu Başkanı İhsan Şener’in  "Olayda kasıt yok zincirleme hata var” açıklaması ve raporun içinde de benzeri yargısal ifadeler kullanılması, Anayasa’nın 138. maddesinde ifadesini bulan “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” hükmüne açıkça aykırıdır.
Burada meclis alt komisyonunun kurulması, olayın ve faillerin sürüncemede bırakılmasıyla katliamın üzeri örtülmeye çalışılmaktadır. Oysa hukukun eşitlik ilkesi gereği böylesi bir katliama neden olacak emri verenler ve gözünü kırpmadan bombalama butonuna basanlar yargı önüne getirilmelidir.

28 Aralık 2011’de 34 sivilin savaş uçaklarıyla bombalandığı olaya geri dönersek, konuyu bir kez daha ve açıkça hukuken irdelemek gerekiyor.
Heronların 15.59’da grubu tespit ettiği, ilk bombanın ise 21.39’da atıldığı belirtilerek, “İlk görüntüyle bombalama arasında 3.5 saat içerisinde daha geniş, daha derin analiz yapılabilirdi” diye lütfeden rapor, aslında çok açık ve kesin tespitler yapılabilmesine de olanak sağlıyor.
Türk Savaş uçakları, “silahlı çatışma halinde olmayan” bir insan grubuna bombalama yapıyor. 34 kişi, herhangi bir şekilde uyarılmadan, teslim ol çağrısı yapılmadan ve hatta taciz ateşi dahi olmadan öldürülüyor.. Bunları yapabilecek koca bir 3,5 saat varken...

Komisyon Başkanı Şener ise, “Bu, masumane bir güvenlik operasyonu ya da bir yanlışlık olmuş olabilir, bunu bilemeyiz. Ülke güvenliği söz konusudur ve sınır ötesinden sınıra kadar gelmiş bir yapıya, müteyakkız durumdaki güvenlik güçlerinin bu tür bir operasyon yapması olağan karşılanabilir” demiş.
Komisyon Başkanı Şener şunu bilmelidir ki; hukuk sadece devlet mekanizmasına çalışan  yasalar demek değildir. Hukuk yaşam hakkının  korunmasıdır.  Hukuk, yaşam hakkına saygı duymayanlara bu saygının ne olduğunu öğretme gücüne sahiptir... Roboski Katliamında işlenen fiil çok açık bir biçimde ceza kanunlarındaki kast kapsamındadır. Ne diyor Türk Ceza Kanunu 21. Madde? “Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir... Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kast vardır.” Çünkü savaş uçakları ne bir uyarı ateşi, ne bir silahlarınızı bırakın çağrısı dahi yapmadan bir insan grubunu doğrudan yok etmeye koyulmuştur.

Memleketin 'fahri hukuk erbabı' diyebileceğimiz kimi savaş stratejistleri düşük yoğunluklu bir savaştan bahsediyor. O halde düşük yoğunluklu savaşa karşı çözüm, “uygarlık harikası” savaş uçakları ile insanları kitlesel olarak imha etmek midir? Pek tabii ki savaş hukukunun da burada söyleyecekleri var. Ama Türkiye’nin bu savaş statüsünü kabul etmediğini hatırlamakta da fayda var çünkü savaştığı örgüte uluslararası savaşan statüsü kazandırmak istemiyor...
Velev ki savaş olsun, sınır ötesi operasyon olsun. Ve hatta savaş hukuku (insancıl hukuk) geçerli olsun. İnsancıl hukukta hedef gözetmeksizin bombalı saldırı yapılamaz. Uçaktan bombalama gibi ağır silahlar, ancak askeri hedefler gözetilerek kullanılabilir.

Örneğin uluslararası hukukta kasaba, köy gibi yerlerin içinde konuşlanmış askeri hedeflere dahi uçaktan bombalama yapmak yasaktır... Hedef alınan katırlı bir insan grubu askeri bir hedef olabilir mi? İnsancıl hukuka ilişkin uygulamaya bakıldığında böyle olmadığı açıkça görülecektir.
Uluslararası savaş hukukunun ciddi ihlallerinin savaş suçu olduğunu ve bu suçların zamanaşımına tabi olmadığını da belirtelim. Kısaca bu olayın faillerini yargılamamakla “yüce devlet” korunmuş olmaz.. Bilakis, uluslararası hukukta zamanaşımı olmayan bir suçta devlete ebedi bir sorumluluk atfedersiniz...

*: Yard. Doç. Dr., Uluslararası Hukuk