Meselenizin delisi misiniz?

|

Meselenizin delisi misiniz? A Meselenizin delisi misiniz?

MELDA ONUR*
113 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Tabiat Kanununu İzleme Girişimi geçen hafta Tabiatı Koruma ve Biyoceşitlilik Yasa Tasarısı’nın Çevre Komsiyonu’na geri çekilmesi talebi ile bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya hükümet tarafından katılım olmazken – yani Tabiatı Koruyan Bakan Erdoğan Bayraktar ve Tabiatı Koruyan Genel Müdürü Osman İyimaya ile Doğayı Koruyan Bakan Veysel Eroğlu ve Doğayı Koruyan Genel Müdürü Ahmet Özyanık, bir de Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya’nın koltukları boş kalırken CHP ve MHP’nin, Grup Başkanvekilleri Akif Hamzaçebi ve Mehmet Şandır düzeyinde katılımı umut vericiydi.
Mehmet Şandır, Girişimin sözcülerine dönüp “Meselenizin delisi iseniz bu mesele, meseledir. Meselenizin delisi olun…” dedi.


Bazen biri bir laf eder, tanıklıklarınızda birşeyler yerine oturur “Evet yaa, işte tam da bu…” dersiniz ya, o oldu.
Bugün gündemi meşgul eden bazı sıkıntılı konularımız varsa, bunlar birer mesele haline geldiyse, sorunları çözmekte zorlanıyor, ama bir türlü de tekrar toprağa gömüp üzerini kapatamıyorsak, işte bu delilerin yüzündendir.
Söz konusu gündem ise gerisi teferruat…
Bu haftaki yazımı da Adana’dan yazmak kısmetmiş. Sabahın erkeninde kalkıp yazıp, sonra yola çıkmak var. Adana’ya gelme nedenim, geçen yıl Göksu Nehri üzerindeki barajda patlayan kapak ve yitip giden 10 kişinin ardından, hala bu bölgede yaşamı tehdit eden bazı ihbarların gelmesi oldu. Adana’nın Kozan ilçesine, hem bazı yetkililerle görüşmeye, hem de yakınlarını kaybeden aileleri ziyarete, geldim. Dün bir grup partili arkadaşımız ve vatandaşla sohbet ederken, HES’lerdeki işçi ölümlerinden, kadın  cinayetlerinden söz ettim. Birkaç vatandaşın İmralı Sürecini hatırlatarak “memleket elden gidiyor, bu çevre, kadın meseleleri teferruat, bu işleri bırak vekil” imasındaki sözlerini duyunca, “iyi ki meselelerin delileri var” diye düşündüm.


İnsanımızın kendi evinin önü, sokağı, mahallesi, içesindeki sorunlardan çok Ankara siyasetine, ülkenin genel siyasetine meraklı olduğu malum. Bir ilçeye gidersiniz, teyze sizi durdurur, “Kızım benim bir şikâyetim var”; “Buyur teyzem” derken aklınıza, ‘mahallesinden, belediyesinden şikayetçi, ya da torununa iş ister’ diye düşünürsünüz. Oysa teyzem “filanca vekil, şöyle böyle dedi, niye dedi” der. Demek istemem şu ki, ülkenin sizi sürüklediği gündeme kapılıp giderseniz, gözünüzün önünden geçip giden ağır dramları sorunları göremezsiniz. Görebilmeniz için işte Şandır’ın sözünü ettiği ‘delilerden’ olması gerekir ortamda.

KİM BU DELİLER

Bu delilere kimi zaman STK’lerin içinde rastlarsınız. Mesela, - konuşmalarımda, yazılarımda çok sözünü etmişimdir- Siirt’te eşi tarafından uçuruma itilen Esin Güneş davasında, 10uncu duruşmaya kadar tutuksuz yargılanan kocanın beraatı beklenirken, 11’inci duruşmada tutuklanmasının ve 12’nci duruşmada müebbet almasının takipçisi ve daha birçok davayı dere tepe demeden izleyen, bu ağır yarayı sürekli gündemde tutan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun ‘deli’ kadınları ve evladının delisi olan Fahriye Teyze…


Kimi zaman kendi yaşadığı yerin sorunlarına kafayı fena takmış kişilerdir. Örneğin Tortum Bağbaşı köyünün ‘deli’ ahalisi. Öyle deliydiler ki küçücük bir derenin üzerine kurulmaya çalışılan üç-beş MW’lik santrallerin kıyametini kopartıp ülkenin gündemine taşıdılar. DSİ durdurmak zorunda kaldı. Mücadelenin sembol adı Leyla ise de bu işin esas delisi “Ali Dursun” adında bir köylüdür. Bu işe adeta canını koymuştur.


Kimisi acısını kabullenip bağrına basmaz. Delirir ve çözüm arar. Bunlardan biri PKK’nin kaçırdığı askerlerden biri olan Amasyalı Zihni Koç’un babası Veysel Bey’dir. Oğlu kaçırıldığından beri her Allah’ın günü bir vekili aramıştır, ‘Oğlum da oğlum’ diye… Bu ailelerin bazısı kaderine razı olmuş, bazıları ise susturulmuş ve korkutulmuştur. Ama Veysel amcam yılmamış, evladının delisi olmuş ve evladına kavuşmuştur. Bir diğeri ise 1992’da kaçırılan kardeşini PKK’den geri isteyen İzmirli Fadıl Ekşi’dir. O da bu işin delisidir, 21 yıldır.


Kimi zaman ülke gündeminden düşürülmeye çalışılan ama kanayan yaralar vardır ya, bunların delisi vekiller çıkar ortaya. Geçen seneydi, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Müyesser Yıldız’in kedi talebini ilettiğimde bu “CHP milletvekilleri de cezaevi konusunu çok sevdi” dedi. Haklıydı bakan, sevmenin ötesinde, delisi olmuştuk. Veli Ağbaba, Nurettin Demir ve Özgür Özel ‘deliydi’ ki, an itibarıyla 50 cezaevi gezmiş, 106 tutuklu ve hükümlüyle görüşmüştü. Bu cezaevlerindeki hak ihlalleri durduk yere mi çıktı gündeme, Adalet Bakanı durduk yere mi gazetecileri topladı Silivri’ye tur yaptı.
Levent Gök bir Uludere ‘delisi’ olmuştur. Konuya kafayı takmış, koca bir rapor hazırlamıştır. Uludere tarihine Levent Gök’ün ‘deliliği’ de bir hak mücadelesi olarak geçmiştir.


Adana’dan bir süredir telefon alıyoruz. Şahsımın özellikle çağrıldığını gururla belirtmek isterim. Anlaşılan o ki vatandaş beni de HES’lerin delisi bellemiş… Ne güzel, ne büyük onur. Bakan Eroğlu’nun, aynı ortamda bulunduğumuzda, HES’lerle ilgili açıklama yaparken, şahsıma bakarak konuştuğuna defalarca tanık oldum. Bakan da bilir deli olduğumu.
Sadece Adana’da an itibarıyla 23 adet baraj bulunmakta. Bunların yanı sıra bölge termik, nükleer, madenler derken yaşam hakları konusunda alarm veriyor. Yaşam hakkı derken yalnızca çiçek, balık böcek olarak almayın. Solunan hava, içilen su, Çukurova’da yapılan tarım ve en fenası da onca inşaatla gelen küçük taşeronlar ve sosyal güvenliksiz işçiler. Diyorlar ki “tehdit hala sürüyor, barajlarda su seviyesi yükseldi ve inşaatlarda sıkıntı var”. İnceliyoruz, TBMM gündemine taşırız.
Belki delirmek lazım!


Diyeceğim o ki, “biraz delirmek lazım”. Başa dönersek, Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin de meselesinin delisi olması lazım. Girişim genellikle 5199 sayılı yasaya atıfta bulunarak, Hayvan Hakları meselesindeki kalabalık yürüyüşleri, kopartılan fırtına ile geri adım atılmasını örnek gösteriyor. Ama arada göz ardı edilmeyecek bir fark var. O da “Panter Emel Farkı”dır.  Panter Emel, Türkiye’de hayvan hakları aktivizmi ile özdeşleşmiş bir isimdir. Bugün ne yazık ki bazı ortamlarda kendisinden aktivist olarak ‘olumsuz’ ifadelerle söz edilir ve “iyi ki artık daha makul aktivistler çıktı, Panter Emel gibileri yok” diyen tipler duyabilirsiniz. Oysa bugün bir hayvan hakları mücadelesi varsa, bu mücadele, bu yürüyüşler varoluşlarını Panter Emel’e borçludur. O meselesinin delisiydi. Tabiat Kanununu izleme girişimine de bir deli, bir Panter Emel lazım. Girişimin biraz delirmesi lazım.

*: CHP Milletvekili