CHP’nin tek kapısı

|

CHP’nin tek kapısı A CHP’nin tek kapısı

ALİ HAYDAR FIRAT

Şair Sennur Sezer Sabah Türküsü adlı şiirinde sabahın üç kapısı olduğunu söyler: “Korku, Emek, Umut” ve sonra ekler; “umut senin, emek senin; korku ne?”. Bu şiirin bugünün CHP’sini anlatan bir iz düşümü var. Bir farkla; CHP’nin gideceği tek kapı var. Kendisi için ve Türkiye için gitmek zorunda olduğu tek kapı: SOL
Pratik ve politik süreçlerin siyasi yapılar için hem bir fırsat hem de bir kriz olabileceğini dünya siyasi tarihi ortaya koymuştur. Belli dinamiklerin birleşmesi, yeni tür ortaklıkların kurulması ve farklı konjonktürlerin oluşması siyasi yapılar için yeni bir pozisyon üretme ihtiyacı meydana getirir. Bugünün CHP’si hem parti içi dinamiklerin varlığı ile hem de ülke genelinde hakim olan yeni siyasi süreçlerle eşanlı olarak kendisini çok hızlı ve tartışmasız bir biçimde solda konumlandırmalıdır.

Çünkü

I.
Dünya kapitalizminin geldiği aşama, onun kendi krizini aşma noktasında çalışan ve üreten kesimlere çok ciddi yükümlülükler getireceğini göstermektedir. Dünyanın birçok yerinde kitleler buna karşı çıkmakta ve ayaklanmaktadır. Bizde de yoğun borçlanma, taşeronlaştırma, güvencesiz ve sigortasız çalıştırma Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir aşamaya ulaşmıştır. Dünya kapitalizminin Türkiye’ye biçtiği rol bu ülke insanlarının daha fazla yoksul, işsiz ve aç kalmasına sebebiyet verecek; Türkiye’de insanlar tarımsal üretim yapamayacak ve bunun sonucunda kent-kır dayanışması sona erecek; akabinde çok ciddi ekonomik, toplumsal ve siyasal krizler çıkacaktır. Kitleleri bu süreçlere karşı örgütlemek solun ve de CHP’nin görevidir.
Bu noktada CHP için muazzam bir siyasi alan doldurulmayı beklemektedir. Yoksullaşan, yoksunlaşan, üretemeyen, iş bulamayan, doktora gidemeyen milyonlarca insan bu alanda ciddi bir beklenti içindedir. CHP, siyasetin periferisine düşmüş büyük kitleler için siyaset üretmek durumundadır.

II.
AKP kendisine biçilen rolü oynamaya devam ederken bir yandan da egemen yapılar tarafından elden çıkarılma süreci başlatılmış bulunmaktadır. Bu yapılar Suriye konusunda başarısız olan AKP’nin, Kürt Sorununun ‘çözümü’ konusunda da başarısız olması durumunda siyaseten silineceğini herkesten önce görmüş ve bunun için büyük bir çabayla bu sorunun çözümüne yoğunlaşmıştır. Bu kırılgan sürece CHP’nin müdahil olmaması aslında siyaseten CHP için ileride büyük sorunlar ortaya çıkaracaktır. Örneğin kamuoyu algısı ve özellikle Kürt seçmenler CHP’nin bu sürece ‘karşı’ olduğunu düşünmekteler. Oysa AKP sonrası bir süreç yaşanacaktır ve Kürtler bu süreçte yeni arayışlar içinde olacaklardır. Böyle bir süreçte Kürt hareketinin seküler kanadı ancak sol bir CHP içinde yer alabilir. Bugünkü tavrıyla CHP’nin, örneğin yaklaşan yerel seçimlerde Kürtlerden oy alması mümkün görünmemektedir. CHP’nin bu noktada çok ciddi bir hazırlık içinde olması zaruridir.

III.
CHP’de kendisini ulusalcı olarak konumlandıranların; ya da genel olarak CHP’den bağımsız ulusalcı olarak kendilerini tanımlayanların iki yolu bulunmaktadır. Ya solculaşırlar; ya da milliyetçilikten faşizme uzanan bir hatta sabitlenirler. Solculaşmayan bir ulusalcılığın Türkiye’de karşılığı yoktur. CHP bu sınırlı kitleyi dönüştürme cesaretini göstermek zorundadır. CHP’nin sosyal demokrat ve sol kimliğini tümden terk ederek ulusalcıların siyasetsizliğine; ya da onun tepkisel milliyetçi refleksine kapılması yeni bir sol yapının ortaya çıkmasına neden olur. Son genel seçimlerde bu kitlenin bağımsız adaylarla aldığı oy ortadadır. Bu elbette ki çok sağlam bir veri değildir; ama önemli bir çıkarım yapmamıza imkan tanıyacak bir nitelik taşımaktadır. Bu siyaset tarzı ve söylemi AKP karşısında yenilmiştir. Ve bu tarz siyasete bağlı kaldıkça AKP’nin ömrü uzayacak ve AKP daha da hegemonik olacaktır. Tayyip Erdoğan ve AKP’nin sürekli bir biçimde CHP’yi bu konuma sabitleme ısrarı ve çabasının nedeni de budur. Ülkemizde geniş toplum kesimlerine yukarıdan bakan, devleti kendisinin sanan siyaset tarzı toplumsal kesimleri irrite etmiş ve bunun sonucunda kitleler CHP’den kopmuştur. Buradaki ısrar söz konusu kopuşu derinleştirecektir. AKP karşısında kazanacak tek siyaset ve söylem; özgürlükçü, eşitlikçi sol söylemdir.

IV.
CHP’nin merkez sağdan oy alacağını söylemek, iddia etmek; ya da bunu bir siyaset tarzı olarak benimsemek Türkiye siyasetini okuyamamaktır. Birincisi; merkez sağ muhafazakârlaşmıştır; ikincisi merkez sağ diye sabit bir kitle artık bulunmamaktadır; üçüncüsü daha önce denendiği gibi merkez sağ siyasetçiler ve söylemlerin CHP’ye oy getirmediği görülmüştür. Bu yaklaşım aslında bir siyasetsizlik örneğidir. Çünkü siyaset değiştirmeyi, dönüştürmeyi; kendi iddia, hedef ve tahayyülüne kitleleri ikna etmeyi içerir. Bu tür küçük hesapların bir karşılığı olmadığı pratikte defalarca ortaya çıkmıştır.

V.
Eğer bu ülkede halklar birlikte eşit ve özgür bir biçimde yaşayacaksa; bu ancak ve ancak sol bir tahayyül ve toplumsal proje ile olur. Orta Doğu’da Türkiye’ye biçilen rol reddedilecekse bu ancak anti-emperyal sol bir siyasetle mümkündür. Eğer Türkiye kendi içinde seküler hayat tarzını koruyup, geliştirip, daha eşitlikçi bir zemine taşıyacaksa bu ancak sol bir siyasetle olur.

VII.
CHP kendisine ve sola ilişkin bütün önyargıları, kalıplaştırılmış karşı propaganda algılarını darmadağın edecek bir konjonktürden geçmektedir. Sennur Sezer’e referansla bütün korkularını yer çalması; umudu ve emeği çoğaltması gerekmektedir. İşte o zaman bu ülkenin yoksul, yoksun, çaresiz bütün elleri birbirine kavuşur ve gerçekten yepyeni bir Türkiye kurulur. Bu yüzden CHP kendisi için tek çıkar yol olan sol kapıya daha hızlı ve kararlı bir biçimde yol almalıdır.