Militarizmin Türkiye’deki seyri üzerine

|

Militarizmin Türkiye’deki seyri üzerine A Militarizmin Türkiye’deki seyri üzerine

M.İNANÇ ÖZMEKÇİ*

Platon o çok ünlü Devlet’inde; ‘Armeios oğlu Er’ adında, savaşta hayatını kaybeden bir askerin hikâyesini Socrates’in ağzından anlatır. Savaş meydanında kokmaya başlamış ölüler arasında bedeni bozulmamış halde bulunan Er, gömülmeden önce yakılacakken dirilir ve ölümden sonra ‘öte tarafta’ gördüklerini anlatmaya başlar. ‘Er Miti” olarak bilinen bu hikâyenin temel vurgusu, insanların bu dünyada yaptıkları seçimlerin ve sahip oldukları hasletlerin sonuçlarını ‘ötede’ mutlaka görecekleridir. Türkiye’de devlet iktidarının militer kurgulanışı ve bunun geniş kitlelerce içselleştirilmesine yönelik toplumsal kodlamalar da kaynağını bir “Er mitinden” alır. Hayata ilişkin tercihlerimiz, beklentilerimiz ve insani hasletlerimizi ortaya koyabilme potansiyelimizle çerçevelenen ‘sivilliğimizin’ sonuçlarını hep ‘ötelememize’ yönelik beklenti ve ancak bu sayede kazanılacak makbullüğümüz de yıllardır ordu-millet kavramsallaştırması üzerinden kurgulanıyor. Elbette son yıllarda askeri vesayetle hesaplaşmaya yönelik zor bir patikada ilerleyen gözle görülür gelişmelere şahit olmakla birlikte Türkiye’de militarizm meselesi,  ordunun siyasal alandaki belirleyici konumunu aşan bir mahiyete sahip.

Akademyanın kalem erbabı ‘ustaları’ ile genç kuşak bilim insanlarını bir araya getiren ve Yeşim Sünbüloğlu tarafından derlenen “Erkek Millet Asker Millet: Türkiye’de Militarizm, Milliyetçilik, Erkek(lik)ler”, Türkiye’de toplumsal-kültürel alana derinlemesine nüfuz etmiş militarist zihniyet ve pratiklerin çok katmanlılığını gözler önüne seriyor. Militer-milliyetçi toplum mühendisliğinin ‘erilliği’ ve bunun toplumsal erkeklik halini normatif belirleyiciliği ise bu katmanları birbirine bağlayan bir kilit taşı olarak yer alıyor. Milliyetçilik-militarizm ve toplumsal düzen ilişkisinin “erkeklik” üzerinden sorgulanması, Türkiye’de militarizmin hem tarihsel arka plan bağlamının hem de günümüz sosyo-kültürel iklimine etkilerinin dengelenerek okuyucuya ulaşabilmesine imkân veriyor. Derlemenin birinci eksenini Türkiye’de militarizm-milliyetçilik olgusunun gelişimini ve toplumsal alanda kök salmasını irdeleyen makaleler oluşturuyor.  Tarihsel perspektif; ordu-millet mitinin yaratılmasının koşullarını, geniş kitlelere benimsetilmesindeki atıf noktalarını ve hangi kavramlar üzerinden yeniden üretildiğinin altını çizerek konuya ilişkin bir dış çerçeve sunuyor. Elbette tüm bunların “erkekliğe” yapılan vurgular üzerinden ele alındığı bir kez daha belirtilmeli. İkinci hat; ‘kışlanın’ içine giriyor ve öncesinde, sırasında ve sonrasında mekânda ‘deneyimlenenin’ ne olduğunu/ ne anlama geldiğini sorguluyor. Gerek yazarların kendi askerlik tecrübesi gerekse de yürüttükleri mülakatlardan aktardıkları gözlemler; militarizmin şekillendirici, dönüştürücü, iktidar ilişkilerini ve toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üretici boyutunu ilk elden gözler önüne seriyor. Diğer bir ifadeyle militarizmin, erkeklerin sadece hayatlarının belirli bir döneminde ve belirli bir mekânda sıkışıp kalmış sınırlı-tecrübî bir kategori olmadığı, tam tersine bunu aşan ve varlığının idamesi için de aşması ‘gereken’ bir olgu olduğu ortaya konuyor. Militarizmin kışlayı aşıp, kışla dışı ve kışla deneyimi sonrası özneleri nasıl kodladığıysa çalışmanın üçüncü ayağını oluşturuyor. Böylelikle çalışma, bir yandan militarizm konusunu asker-sivil siyaset ilişkisi üzerinden çoğunlukla kurumsal bağlama oturtan analizlere önemli bir gedik açarak, militarizmin hem bireysel hem de toplumsal gündelik hayatı ve algılayışları kadınlar ve erkekler açısından nasıl derinden şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Son tahlilde Sünbüloğlu’nun derlemesi, günümüzde ordunun siyaset üzerindeki vesayetinin sona erdiğine yönelik tartışmaların aslında militarist zihniyetin sonu demek olmadığının altını çizen ve meselenin çözümünün daha derinlerde bir yerlerde aranması gerektiğine yönelik önemli bir paradigmaya işaret ediyor. Toplumsal barışın ve siyasetin sivilleştirilmesinin hedeflendiği bir dönemde buna nasıl varılacağı kadar, şayet hedefe ulaşılırsa bunun kalıcı hale nasıl gelebileceğine yönelik ipuçlarını bu derlemede bulmak mümkün.        

Kitabın künyesi:
Erkek Millet Asker Millet: Türkiye’de Militarizm, Milliyetçilik, Erkek(lik)ler
Der: N. Yeşim Sünbüloğlu, İletişim Yayınları, İstanbul 2003
*: Dr. Uluslararası İlişkiler