‘T’ görünce ağzının suyu akmak

|

‘T’ görünce ağzının suyu akmak A ‘T’ görünce ağzının suyu akmak

Melda Onur*

Boston bombalamalarıyla ilgili yabancı haber ve yorum sitelerine bakarken; daha doğrusu bazı yabancı sitelere bakarken tesadüf ettiğim Boston bombalaması yorumları arasında gözüme ilişti: “Salivating Over The ‘T’ Word”. İlk kez görmüştüm. Türkçede nasıl kullanıyorlar diye bir hayli sitede arama yaptım. Bir taraftan da majiskül yazılmış “T” harfinin Terörizm sözcüğünü temsil ettiğinden emin olmaya çalışarak yazıyı okudum.
Bu ifadeyi daha önce görmüş, duymuş, hatta daha ince bir Türkçe’ye çevirmiş okurların affına sığınarak tanıtmak ve dilimize kazandırmak isterim.

Anladığım kadarıyla ilk kez TPM (Talking Points Memo) adlı blog haber sitesinin Brian Beutler isimli yazarı tarafından ifade edilmiş. “Ha şu bizim Brian mı?” gibi bir tepki almayım diye de google’ladım kendisini. En klasiğinden “Türkçe sayfalarda arama yap” dediğimde yalnızca Amerika Bülteni isimli Türkçe Amerika Gazetesi’nde bir yorumunu gördüm. Bu nedenle sizlere kendisini tanıştırayım dedim: Beutler ABD kongre muhabiri. Obama hükümetinin sağlık reformu, Wall Street reformu, vergiler, bütçe gibi konularını takip eden ve yazan bir isim.
Amerikanca’ya güzel bir deyim kazandırmış bence…  Bize de uyar. İnsanın hemen aklına 2011 yılı sonuna tekabül eden araştırma geliyor.  Associated Press (AP) tarafından yapılan araştırma 10 yılda dünya genelinde terör suçundan hüküm giyen 35 bin 117 kişinin 12 bin 897’sinin Türkiye’de olduğunu söylüyordu. Yani dünya genelindeki 3 teröristten biri Türkiye’deydi. T deyince ağız şapırdatmaya başlayanlar, midesini sıvazlayıp TCK ve TMK mönülerinden seçtiği suçlamalarla bol teröristli bir ülke yarattılar. Açık büfede yok yok…

Her devrin ruhuna, her iktidar sorununa uygun terörist
Naciye Tokova teyze işte böyle şöhret olmuştu. Okuma yazma bilmeyen bir Kürt anne "Ya özgür önderlik ve özgür kimlik ya da direniş ve intikam" yazılı pankarttan 7 yıl hapis cezası aldı.
Dünyanın en ünlü puşisi, Cihan’ınki olmuştu.  Cihan’a 11 yıl 3 ay hapis kararı verilirken "puşi tabir edilen bez parçasının suçta kullanıldığı anlaşıldığından müsaderesine" karar verilmiş ve Cihan’ın puşisi müsadere edilmişti.
Bu arada geçen hafta Güneydoğu’yla giden akil adamlar toplantıya boyunlarına puşi bağlayarak çıkınca “müsadere edilen puşi ne oldu” diye düşünmedim değil. Bu süreçte törenle polisin elinden alınıp, Cihan’ın ailesine iade edilebilir, güzel olur. Hazır 4. Yargı Paketi de çıkmış iken…
AP’nin haberi eski olduğu için uzatmayayım, ama orada "dört ayrı Terör örgütüne üye olmak” suçuyla tutuklananlar da vardı. Devlet Bakanı Bülent Arınç’a bağlı kurumların – basın ve yayın ile ilgili kurumlar da var aralarında – bütçesinin görüşüleceği Plan Bütçe Komisyonu toplantısına girdiğimde, bakan tutuklu gazeteciler konusundaki eleştirilerimize itiraz ederek, 5 benzemez terör örgütü üyeliği ile yargılanan kişilerin isimlerini birbiri ardına sıralamıştı. Bildiğim kadarıyla sol jargonda olabilemez bu torba örgüt üyeliği iddiasına “Sayın Bakan, zaten o yüzden bir yanlışlık var, bir kişi bu kadar ve birbirine karşı örgütün üyesi nasıl olur?” demiştik.

Geçen Cumartesi İstiklal Caddesi’nde yürürken KESK tutuklularının eşleriyle karşılaştım. Eylemleri vardı, desteğe gittim. Anneler, babalar, kardeşler, çocuklar… 19 Şubat KESK operasyonunun mağdurları. Bu arkadaşlardan birisi olan tutuklu BES (Büro Emekçileri Sendikası) üyesi Metin Erkan Özkan, bana bir mektup göndermiş. Diyor ki;
“Savcılıkta, demokratik kitle örgütlerinin düzenlemiş olduğu basın açıklamalarına katılmam, sendika şube yöneticileriyle yaptığım telefon görüşmeleri, değişik iş kollarında bulunan sendikalı arkadaşlarımla yaptığımız tatil (o halde tatil fotoğrafları da belge olmalı… 6 kişi muza binip nereye gidiyordunuz?), Temel Haklar Derneği’nde yedek üye oluşum, örgüt faaliyeti olarak gösterildi”

5 yıllık pankart…
Geçen hafta Erzurum Tortum’da Bağbaşı HES’e karşı direnen köylünün, artık temcit pilavına dönmüş duruşması için gittik. Bitmesini bekliyorduk ama davaya bakan Hakime Hanım olmayınca, vekaleten bakan Hakim Bey, “bitirsen olmuyor, bitirmesen olmaz” ikileminde davayı 12 Haziran’a erteledi. Sonra köye gittik. Bizi piknik alanında ağırlayan köy halkı 8 kişinin 5 ay yatıp 5 yıl da hapis cezası almasına neden olan  pankartı da oraya asmışlar. Pankartın üzerinde şu yazılar var:
“Daha güzel bir Türkiye için, Yeşilçam Gürsü Esentepe Ağaçlandırma ve Yaban Hayatını Koruma Sahası”.
Velhasıl teröristimiz bol ama zamanın ruhuna uygun olarak 1 günde terörist olmaktan çıkabilecek geçirgenliğe de sahip bir duvarın arkasında duruyor bu teröristlerimiz.
Zira bir bakarsınız birgün Başbakan ağlayıvermiş… Gözyaşları o duvarı eritmiş.
Niye diyorum bunu?

AKP İl Başkanı Aziz Babuşçu SKY Türk’te Hilmi Hacaloğlu’nun sunduğu “Şimdi Söz Sizde” isimli programa konuk olmuş ve Sarıyer’deki kentsel dönüşüm sürecine yönelik çok ağır ithamlarda bulunmuştu. Kentsel Dönüşüm sürecince CHP’nin Sarıyer’de “teröristlerle” beraber olduğunu savunmuş, destek veren mahalle dernekleri, sivil toplumu ve toplumsal muhalefet kurumlarını da terörist gruplar olarak tanımlamıştı.
Küstüm, darıldım pasif direnişi
Oysa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki dönem Kentsel Dönüşüm vizyonunu “yatay bina, düşük emsal, çevrecilik” olarak verip bir de “küstüm, darıldım” pasif direnişine geçerse, kurmaylarının bu tavırlarını gözden geçirmeleri gerekebilir.

Bu yazıya 4 saat kadar ara verip, Sultangazi’deki en büyük afet riski rantsal dönüşüm projesi olan Cumhuriyet Mahallesi’ne gittik. İstanbul Milletvekilimiz Aykut Erdoğdu ile mahalleyi gezerken, bir vatandaş şöyle yakınıyordu:
“Seneler önce Gaziosmanpaşa’ya geldik. Hiçbir şey yoktu. Ne yol, ne sosyal alan, çamur, toz… Derken yerleştik bir süre sonra prim yaptı. ANAP döneminde bizi oradan çıkarıp buradaki bu toplu konutlara getirdiler. Yine geldiğimiz yer çamur, toz, topraktı. Burada bir hayat kurduk. Çevremiz değerlenmeye başladı. AVM’ler kuruldu, yeni lüks yerleşimler yapıldı. Şimdi Afet Yasası adı altında bizi yeniden uzaktaki toplu konutlara sürmek istiyorlar. Zira burası çok değerliymiş. Çok fazla yolumuz, yaşam alanımız, yeşilimiz parkımız varmış” dedi.

Mahallenin evlerinin bütün camlarında “Ranta Hayır” afişleri asılı. Söylenen yerinde dönüşüm ama plan proje saklı. Kimse bilmiyor.
Dedik ki; “Planı projeyi, evinizin yerini görmeden aman ha! Ama sizin görmeniz yetmez. Başbakan’a da mutlaka gösterin. Sonra yapılmış halini görüp olmamış, ‘küstüm, darıldım, oynamıyorum’ demesin…”

 *: CHP Milletvekili