Halk direnişinin açtığı yoldan YENİDEN KURMAK İÇİN

|

Halk direnişinin açtığı yoldan YENİDEN KURMAK İÇİN A Halk direnişinin açtığı yoldan YENİDEN KURMAK İÇİN

Günlerdir süren direnişler, hareket halinde kazanılan yeni bir bilinçle artık eskiye geri dönüşün olmadığı yeni bir durumu açığa çıkardı. Ölürken doğan, yıkarken kuran yeni bir iradenin biçimlendiği eylemler yalnızca bugünü değil geleceği de belirleyecek bir yol açtı.

Halk kendi gücünü yeniden keşfetti
Günlerdir meydanlarda ve mahallelerde milyonlarla süren halk direnişi, ülke tarihinde bir kırılma noktası yarattı. AKP ve düzenle hesaplaşmayı seçime ve sandığa bırakmayan, büyük güçlere havale etmeyen kendi sözü ve eyleminde gerçekleştirmeye yönelen direniş hareketi, uzun yıllardır halkın üzerinde kurulan tüm baskı, korku ve sindirme politikalarını püskürttü. Bu direniş hareketi, AKP'nin bir mevzi savaşı içinde -yukarıdan müdahalerle- yeni rejim ve yeni toplum yaratma doğrultusundaki girişimini ilerlediği noktadan bir daha geri dönülemez biçimde geri iterek, özgürlükçü ve demokratik bir toplumun yaratılması noktasında büyük bir imkan ve olanağı da açığa çıkardı. Bu büyük direnişin en önemli sonuçlarından birisi, pek çok yerel/lokal direnişle onarılan halkın kolektif özgüveninin bu büyük hareket içinde yeniden keşfedilmesi oldu.

Ufukta beliren yeni insan yeni toplum

Neoliberalizmin en belirgin saldırılarından birisi bireycilikle malul bir özgürlük algısı temelinde tüm ilişkileri piyasa toplumu içine sıkıştırması oldu. Kolektif yapıların, halk içindeki paylaşma ve dayanışma ilişkilerinin zayıflaması toplumu bir arada tutacak değerleri de parçaladı. 21. yüzyılın dinin geri dönüş çağı olarak yaşanması bu yalnızlık duygusu karşısında cemaat-tarikat yapılarının güvence haline gelmesi ve kendi özgücü tüketilmiş insanların ilahi kudretlere ve büyük güçlere bel bağlamasının bir sonucuydu. Halkın kolektif gücünün farkına vardığı her nokta ise bu insan ve toplum algısını yerle bir eden yeni bir dinamiği de filizlendiriyor. Direniş boyunca Gezi'nin içinde beliren dayanışma ve paylaşmaya dayanan yeni hayatı, ülkenin her bir yanında görmek mümkündü. Her gece evinin kapısını sıkı sıkıya kapatan, komşusuna dahi merhaba demekten çekinen insanlar polis saldırısı karşısında kapılarını geceler boyu açık tuttu. Pencerelerden 'yardıma ihtiyacı olan gelebilir' çağrıları yapıldı. Eylemlerde ev adresleri dağıtıldı. Tüm eylem alanları bir dayanışma alanına dönüştürüldü. Böylece 'insan insanın kurdudur ve birey ancak diğerlerinin mahvolması pahasına başarıya ulaşabilir' anlayışının karşısına, insanların özgürlük eylemi içinde özgürleşerek geliştirdiği yeni bir insan ve toplum tahayyülü yerleşti. Şimdi, -Che'nin sözüyle- “ufukta beliren bu yeni insana doğru hızla ilerleyeceğiz. 21. yüzyılın yeni insanını yaratacağız, kendimizi de.”

Söz ve karar hakkının fiili demokrasi zeminleri
Neoliberal çağda, halkın yönetime katılım mekenizmaları alabildiğine daraltan yeni bir otoriterlik biçimi geliştirildi. Burjuva demokrasi alanı daraltılırken, ülkemizde zaten çarpık olarak şekillenmiş olan bu alan yukarıdan aşağıya devlet eliyle örgütlenen -cemaat vb- yapılarla doldurularak halkın kendi yaşamı hakkındaki tüm söz hakkı teslim alınmaya çalışıldı. Bir tür teknokrat otoriter yönetim biçimleri altında, hızlı ve denetimsiz karar almaya yönelen despotizm karşısında, bu direniş hareketi demokrasiyle sandık ve temsil arasında kurulan bağı kırarak, sokağın değiştirici-dönüştürücü gücüyle söz ve karar hakkının doğrudan kullanımına yönelen bir deneyimi açığa çıkardı. Bu bakımdan, 'yetmez ama evetçi akiller' korosunun -RTE'nin görüşmeleriyle birlikte- dile getirmeye çalıştıkları 'yeni Türkiye'nin yeni müzakereci demokrasi' yaygarası bir yana, bu hareket halkın doğrudan eylemine ve söz hakkını doğrudan kullanımına dayananarak  -burjuva demokrasi alanının ötesini işaret eden- bir alternatif demokrasi deneyimidir.

Sol direniş dalgası  
Bu eylemler boyunca en çok tartışılan konulardan birisi de halk direnişinin solla olan ilişkisi oldu. İktidarın, 'marjinal örgüt' kodlaması ile eylemleri parçalamaya yönelen yaklaşımı, yine liberallerin 'bireysel eylem' tespitleri ışığında eylemleri 'siyaset dışı' olarak anlamlandırma çabaları bunun parçasıydı. Oysa durum bunun tam tersi. Örgütlü ya da örgütsüz olması bir yana, -2001 krizi sonrasında yaşanan patlamada olduğu üzere bir sağ dalgadan değil- sol bir dalgadan söz ediyoruz. Ortak bir dönüştürücü ve kurucu iradeye sahip olmaması ya da içindeki kimi farklı unsurlar bu genel dalganın karakterini değiştiren faktörler değildir. Bu durum özellikle '90 kuşağı yeni gençlik' söz konusu olduğunda da çok farklı değildir. Bugün mevcut örgütlü yapılar içinde kendilerini ifade etmeseler dahi bu eylemlerde gençliğin eylemciliği ve militanlık tarzının sola meylettiğini, ondan ilham aldığını da söylemek mümkün. Bu yönüyle yeni bir genç kuşağın kendi dili ve terminolojisiyle sola merhaba dediği, belki de ilk kez solla aynı yerde buluştuğu bir süreç oldu. Bu eylemlerden elbette sol adına çıkarılacak pek çok ders ve deneyim var; ancak bu ders 'örgütlü siyasetlerin iflası' değil aksine taban inisiyatifleri ve yatay ilişkilerle halkın kendi öz örgütlüklerinin yaratılmasına dayanan bir siyasete olan ihtiyaçtır.

Yeni zamanlarda yeniden devrim
Pek çok yeni dinamiğin açığa çıktığı, ateşli ve güzel günlerden geçiyoruz. Kuşkusuz 21. yüzyılın devrim ve sosyalizmbu yeni direnişler, zafer ve deneyimlerin birikimleri üzerinden şekillenecek. Ancak hem dünyadaki deneyimler hem de bugün içinden geçtiğimiz direniş süreci bir devrimci dönüşüm anı değil, devrimci bir dönüşümü mümkün kılacak potansiyellerin ve imkanların açığa çıktığı bir dönemdir. Bu hareket, ancak uzun süreli bir mevzi savaşı içinde  yeni insan ve yeni toplumun meydanlarda atılan tohumlarını çoğaltarak, açığa çıkan ilerici-demokrat ve özgürlükçü potansiyeli halkın dayanışma ve direnme temelindeki özörgütlenmelerine dönüştürme mücadelesiyle ülkenin yeniden kuruluşunun devrimci kurucu iradesine dönüştürülebilir.
Sosyalizmin yeni tarihsel döneminin içinde halk direnişlerinin verdiği cesaret ve özgüvenle bir adım ileri atmanın zamanıdır!

ÖNDER İŞLEYEN