ROJ TV'nin ekran yüzleri BirGün'e konuştu

|

ROJ TV A ROJ TV

NAZIM ALPMAN

Yeni bir kapatılma davası ile karşı karşıya kalan ROJ TV’nin ekran yüzleri Erdal Er, Çetin Murat Boğakan, Diyar Ciwan ve Aysel Avesta, ‘Danimarkalı savcı yanılıyor’ diyerek kendilerini şöyle savundular: Kürtlerin gündelik yaşamları yaygın medya yer alamadığı için ROJ doğdu ve izleniyor. Eğer yayınlarımızda şiddet öğesi yer alıyorsa, bu bizim özel seçimimizden değil hayatın kendisinden kaynaklanıyor. Kürtler neyi yaşıyorlarsa ekranlarımıza onlar geliyor. Çünkü biz haberciyiz!

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 1984’te başlayan silahlı mücadelenin ilk döneminde bir OHAL Valisi iletişim yetersizliği ve çaresizliği konusunda şöyle bir itirafta bulunmuştu:

-PKK’nin propaganda gücü bizden yüksek!

Sözlerini güçlendirmek için dil vurgusu yaparak devam etmişti:

-Biz televizyonlardan Türkçe konuşuyoruz, bölge halkı (Kürtler) anlamıyor. PKK ise cami hoparlörlerinden Kürtçe bildiriler okuyor. Köylüler onları anlıyorlar!

Usta gazeteci Teoman Erel bu sözler üzerine şöyle demişti:

-O zaman sen de Kürtçe konuş! Kürtçe televizyon kur, derdini Kürtçe anlat, Kürtler de anlasın!

Devlet basit bir televizyon kanalı kurmak yerine Kürtlere zorla Türkçe öğretmek yolunu seçti! Oysa bu yol yeni değildi. Yaklaşık 60 yıldır zaten bu yolda ilerleniyordu. Ama görüldüğü üzere hiçbir yere varılamamıştı. Kürtçe kanal kurmak yerine, Kürt köylerindeki çanak antenleri yasaklamayı seçen devlet, bir süre sonra bununla da başa çıkamadı, vazgeçti. 

İlk Kürtçe yayın yapan televizyonu kurmak da yine Kürtlere nasip oldu. Adı MED TV olan kurum, uluslararası diplomatik temaslar sonunda kapatıldı. Yeni kuruldu, o da kapatıldı. Yeniden yenisi kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kapanması için canla başla uğraş verdiği son Kürtçe yayın yapan televizyon kanalı olan ROJ TV için Danimarka Kraliyet Başsavcısı Joergen Steen Soerensen yeni bir kapatma davası açtı. Danimarkalı savcı ayrıca bir ek başvuru ile ROJ TV’nin mal varlıklarına da el konulmasını istedi.

HABERCİLİK Mİ, GERİLLACILIK MI?
Danimarkalı Başsavcı iddianamesini genel kanı üzerinden yazmıştı. Buna göre sürekli olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelerden ve gelişmelerden haberler yapan ROJ TV dağa gidişleri özendiriyor, bu şekilde de PKK ile aralarında organik bir bağ oluşturuyordu.

ROJ TV haberleri şimdiye kadar hep, onun üzerinde yaratılan önyargıları destekleyen, devlet çıkışlı bir bakış açısı üzerinden yapıldı. ROJ ile ilgili tarafsız tek makale ise Hürriyet’in eski genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök tarafından kaleme alındı. Brüksel’deki televizyon stüdyolarında her gün ROJ Aktüel adlı haber programı yapan Erdal Er, periyodik olmayan tartışma programı “ROJ Aktüel-Özel” için Ertuğrul Özkök’e davetiye göndermişti. Özkök de bu daveti köşesinde konu yapmış, programa katılmak ve katılmamak üzerine Hürriyet yazı işlerindeki gazetecilerin görüşleri yazmıştı. Sonra da “ilerde belki” diyerek yazısını noktalamıştı.

KÜRT MEDYASI ÖCÜ MÜ?

ROJ TV bugün Türkiye’nin önemli bir gerçeği… Devletin yıllardır ihmal ettiği bir alanı yıllardır dolduruyor. Uzaktan bakıldığı gibi sadece siyasi haberler, tartışmalar yayınlamakla yetinmiyor. Gün içinde kadın, çocuk, kültür, sanat, eğlence programları da yayınlayarak sadece Türkiye Kürtlerine değil, komşu ülkelerdeki (İran-Irak-Suriye) Kürtlerine de hizmet veriyor.

ROJ TV Kürtçenin bütün lehçeleri yanında Süryanice, Arapça, Türkçe, Ermenice, Farsça ve İngilizce dillerinde de yayın dilimleri oluşturuyor. Bu haliyle evrensel yayıncılık tezlerini güçlendiriyorlar.

 ROJ TV devletin bakış açısı nedeniyle Türkiye’nin batısında tamamen bir “öcü” gibi görülebiliyor. Ama aradan geçen yıllarda bu imaj bir ölçüde kırılmaya yüz tuttu. Artık Türkiye’de isim sahibi pek çok kanaat önderi, akademisyen, yazar, gazeteci, sanatçı ROJ TV ekranlarına konuşabiliyorlar.

EKRAN YÜZLERİ ANLATIYOR

ROJ TV’nin ekrandaki yıldızları kendileri hakkında açılan davalar karşısında şaşkınlığa uğradıklarını söylüyorlar:

-Savcılar aynen Türkiye’deki gibi bir bakış açısıyla bize karşı önyargılı iddianameler hazırlıyorlar. Oysa bizler haberciyiz. Hayatın içinde ne varsa biz de onu ekrana getiriyoruz. Bizim ekranlarımızda şiddet öğesi fazlaca yer alıyorsa bu olgu tamamen hayatın kendisinden kaynaklanıyor. Kaldı ki, bu konuda tersi yönde de eleştiriler alıyoruz. Kürtlere karşı yapılan zulmü yeterince iyi yansıtamadığımız yolunda izleyici e-postaları alıyoruz.

ROJ TV’nin ekran yüzleri özellikle gerilla ölümleri konusunda ellerine gelen fotoğrafların tamamın ekranlara taşımadıklarını, bunun hem yöresel değerler açısından hem de gazetecilik meslek ilkelerine karşı duydukları sadakatten kaynaklandığını ifade ediyorlar.

ROJ TV’de yer alan haberlerin büyük çoğunluğu bölgedeki haber ajansları tarafından izlendiğini belirten Kürt televizyoncular şöyle devam ediyorlar:

-Bizim seçtiğimiz haberler, ulusal ve uluslararası haber ajanslarının yayınladıkları bültenlerden oluşuyor. Bize hangi haberler geliyorsa, Türk medyasına da aynı haberler servis ediliyor. Ama Kürtlere yönelik gizli bir ambargo uygulandığından Türk medyası bu haberleri ya çok küçük görüyor, ya da hiç görmüyor. O yüzden de bölgede yaşayanlar başlarına gelenlerin ancak bizim ekranlarımızda görebiliyorlar. Bu yüzden de bölgede çok izleniyoruz. Eğer yaygın kanallar bu haberleri bizden daha iyi verebilirlerse Kürtler o kanalları izlerler.

ROJ TV TÜRKİYE’DE OLSA
Sürgünde yayıncılık yapmanın çeşitli zorluklarına değinen Erdal Er ve arkadaşları, barış sürecinin devam etmesi halinde Avrupa yerine ülke içinde yayıncılık yapmak isteyeceklerini anlatırken de şöyle diyorlar:

-Biz isteriz ki, yayınlarımızı Türkiye’den yapalım. Bu şimdilik imkânsız gibi görünse de pekala mümkün olabilir. Bakın 1990’larda ağır cezalık suç olan pek çok şey şimdi normal karşılanıyor. Ama bu gelişme kimsenin lütfüyle olmadı. Kürtler bu mesafenin alınması için çok çile çektiler. Toplumsal mücadelenin bir sonucudur.

ROJ TV’cilerin son gelişmelere ilişkin görüşleri böyle… Türkiye yapay korkularından sıyrılabilirse, o zaman bir Kürt televizyonu sadece yayınları nedeniyle “haber” olmaktan çıkabilir.