Müzik kanallarının meydan savaşı

|

Müzik kanallarının meydan savaşı A Müzik kanallarının meydan savaşı

Son günlerde Türkiye müzik medyası ilginç bir kavga yaşadı. Türkiye’nin en kaliteli müzik TV kanalı Powertürk ile gücünü varoşlardan alan Kral TV ile müzik yapımcıları arasında çok ilginç bir kavga çıktı. Kavganın sebebi ise müzik şirketlerine özel teklifler sunarak video klipleri ilk kez ve sadece kendi kanalında yayınlamak isteyen ve haksız rekabet yaratan Kral TV’nin bu tutumu oldu.

Kral TV arkasındaki manevi ve maddi gücü de kullanarak, biraz sermaye avantajı, biraz iktidar avantajı derken müzik şirketlerine ‘exclusive’ olarak adlandırılan bazı özel tekliflerde bulunarak, bazı sanatçıların video kliplerini tek başına yayınladı. Ajda Pekkan’ın ‘Yakar Geçerim’ ve Gökhan Özen’in ‘Ezdirmem’ adlı video klipleri ile Yalın’ın video klibini ilk kez ve sadece Kral TV yayınlayınca başta Powertürk olmak üzere bütün müzik kanalları ayağa kalktı. Bunlar arasında Powertürk en agresif olan yaptı ve kanalın sorumlusu Nil Arslan bir açıklama yaparak “Kral TV’de exclusive olarak yayınlanmasıyla beraber sanatçıların tüm şarkı ve video kliplerini üzülerek Powertürk FM ve Powertürk TV’den çıkartmak zorunda kaldık” şeklinde talihsiz bir yazılı açıklama yaptı. Bu terminolojide ‘ambargo’ olarak anılan anti-demokrat bir tutumdu. Bunun üzerine DMC Genel Müdürü Samsun Demir “Power Group, Kral TV’ye ilk kez klip veren sanatçıların tüm şarkı ve kliplerini yasaklama kararı aldı. Müzik sektörü büyük bir tepki verecek” diyerek konuyu gündeme taşıdı. İşte bu açıklamalarla, yanlışlarla başlayan bir zincirin halkası da büyümeye başladı.

Sosyal medyada yaşanan bu kavga bir anda yerini ateşli tartışmalara bıraktı, ABGrubu olarak adlandırılan üst sosyal –ekonomik kitle Power’ın yanında yer alırken, müzik şirketleri Kral TV’yi destekledi. Tartışmalar alevlendi. Müzik yapımcısı Erol Köse “İki taraf da aynı gemide, diyalogtan ve çözümden yanayım” derken; DMC Genel Müdürü Samsun Demir “Bu çağdışı bir yasak” açıklamasını yaptı. Ajda Pekkan’ın video klibinin tek bir kanalda yayınlanması bütün müzik televizyonlarını rahatsız ederken bunu en yüksek sesle dile getiren Powertürk bir basın açıklaması yaparak konuya profesyonel bir açıklık getirdi.

Powertürk basın açıklamasında “Bazı kişi ve kuruluşların gerçeğe uymayan ifadelerle kamuoyunu yanıltmak için öne sürdüğü gibi Power Group tarafından yapılmış herhangi bir ‘boykot’ işlemi sözkonusu değildir… Gerçek durum ise, bazı müzik şirketleri sanatçılarının çıkardıkları en yeni videoklipleri bir müzik kanalı ile ‘exclusive anlaşmalar’ yapmasıyla, izleyicilerimizin o yeni parçaları dinleyip-izleme özgürlüğünün ellerinden alınmasıdır. Bu exclusive anlaşmalar nedeniyle, yeni videoklipler sadece tek bir kanala verilerek sektörde tekelleşmeye yol açılmaktadır… Power Group olarak isteğimiz, müzik yapımcılarının tüm müzik mecralarına eşit mesafede durması ve çıkan tüm yeni videokliplerin adilce ve eş zamanlı olarak tüm müzik kanallarına iletilmesidir” dedi.

AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI
Bu olaylar yaşanırken bir anda sürpriz bir biçimde MÜYAP da olaya el attı ve şaşırtıcı bir şekilde Power Group’a bir yazı göndererek boykotun devam etmesi halinde grubun müzik yapımcılarıyla yaptığı sözleşmelerin 15 gün içinde fesh edileceğini bildirdi. Ben bunu duyunca bir yaşıma daha girdim. Benim bildiğim MÜYAP müzik yapımcıları ile onların eserlerinin kullanım haklarından doğan telif haklarını takip eden ve bu konuda mücade eden bir meslek birliği iken bir anda bir kanalın içeriğine karışarak onun yayınladığı veya yayınlamadığı X yada Y adlı sanatçıyı bahane ederek lisans sözleşmesini iptal etmeyi tartışmaya açtı. Power takır takır telifini ödeyecek ve mesela Ajda Pekkan’ın kliplerini yayınlamıyor diye MÜYAP onun telif lisans sözleşmesini fesh etmeyi düşünecek. Bu elma ile armutları karıştırmak gibidir. Buna çok şaşırdım, işi telif takibi olan bir meslek birliğinin bir medya grubuna “sen bunu yayınlamıyorsun” diyerek telif sözleşmesinin feshi ile tehdit etmesi çok ilginç geldi bana. Bence MÜYAP da bu konuda kurumsal davranmamış.

Bütün bunlar yaşanırken Power Group’un patronu Cem Hakko, Rahşan Gülşan’a açıklama yaparak “Sesimizi duyurmak için ambargo koyduk” deyince işler tamamen arap saçına döndü. Aynı grubun genel müdürü “ambargo söz konusu değildir” diyor, patronu ise “sesimizi duyurmak için ambargo koyduk” diyor. Ayıkla pirincin taşını.

Ambargo olayın gelince, Türkiye’de yaşanan o kadar çok ambargo var ki… Mesela 2001-2003 yılları arasında Uzan Grubu ile Doğan Grubu arasında yaşanan polemikte Uzan’a bağlı olan radyo ve Kral TV’de DMC (Doğan Müzik) sanatçılarının şarkı ve klipleri yayınlanmadı, Doğan Grubu da buna karşılık olarak Uzan Grubu’nun müzik şirketi olan Erol Köse Prodüksiyon’un sanatçılarını radyolarında yayınlamadı. Bu ambargodan Mustafa Sandal, Sezen Aksu, Nilüfer, Muazzez Ersoy ve Hande Yener gibi isimler paylarını aldı. Bu tarihin en büyük ambargosuydu, bizzat yaşadım. Daha doğrusu yaşamak zorunda kaldım..

Bütün bu yaşananlar kapitalizmin avantacılık ve doyumsuzluk duygusundan kaynaklanıyor. Padişahlık sisteminden gelen bir geçmişe sahip olan bir toplum hep kral olmayı, egosunun esiri olarak karşısındakini ezmeyi tercih ediyor. Kollektiflik sıfır, eşitlik yok, dostluk yok. Varsa yoksa ezme ve güçle domine etme dürtüsü, başka hiçbir şey değil.

Bir müzik ürününün sadece bir tek müzik kanalında yayınlanması haksız rekabetten başka bir şey değildir, Kral TV o ürünü yayınlayacak peki, Powertürk TV, Number One TV, Gala TV ve diğerleri ne yapacak? Onlar Ajda Pekkan’ın klibini Kral TV’den seyredecek. Kusura bakmasın ama kimse enayi değil. Kimisi içinden buna küfreder, kimisi ise dışarıdan. Hiçbiri Kral TV’de ilk kez yayınlanan Ajda Pekkan’ın klibini veya şarkısını yürekten gelerek yayınlamaz. Kimisi egosunun esiri olup ambargo yapar, kimisi ise farkında olmadan bilinç altına atar ama şarkıya sahip çıkmaz ve psikolojik ambargo yapar.

KAHROLSUN TEKELCİLİK, YAŞASIN EŞİTLİK!
Bu ego savaşları Türkiye’de medyanın her kanadında gözükmüştür. Ben şunun altını çizmek istiyorum, ben de Powertürk’ün yayınladığı basın bültenindeki gibi şarkıların ve kliplerin kamuya açık bir biçimde herkese aynı anda servis edilmesinden ve müzik tüketicilerinin o klibi istediği kanaldan izleyebilme özgürlüğüne sahip olmasından yanayım. Tekelcilikten nefret ediyorum, ne ben tekel olayım ne de karşımdaki olsun. Tekelcilik güçsüz, kültürsüz egosu yüksek, kendine güveni olmayan, rekabete girmekten korkan insanların yaratmaya çalıştığı monarşik ve zoraki düzenden başka hiçbir şey değildir.

DMC’den  Avrupa Müzik’e, Sony Müzik’ten Pasaj Müzik’e kadar akla gelecek bütün müzik şirketlerine buradan çağrı yapıyorum: Sakın bu tarz oyunlara gelmeyin! Kliplerinizi ve CD’lerinizi bütün medyaya aynı anda ve eşit mesafede dağıtın. Bu zaten sizin görevinizdir, kamuyla özleşleşen bir ürün yapıyorsunuz o ürün üretildikten sonra sizin olmaktan çıkıyor ve artık kamunun oluyor. Bunun için ürününüzü kamu ile paylaşırken dikkatli olun. Birisine jest yapacağım diye on kişiyi küstürmeyin, iktidara jest yapacağım diye muhalefeti küstürmeyin. Politik olun, eşit mesafeli olun.

Meraklısına bir not da eklemek istiyorum. Kral TV’nin hava yayınını yani karasal yayınını kaybetmesinden sonra bu kanalın Powertürk TV ve Number One TV’den fazla bir farkı kalmadı. Her kanalın değişik hedef kitlelerde birbirine oranla avantajları var ama artık bu üç kanal FB-GS-BJK gibi ortak bir havuzda birbirleri ile mücadele ediyor. Ve hiçbirinin diğerine oranla büyük bir üstünlüğü yok.

Gelelim Powertürk’e… Hatırlar mısın sevgili Powertürk, sanırım 2008 yılıydı, Gülben Ergen ile bir exclusive anlaşma yapmış ve şarkısını ilk kez ve sadece kendi radyonda yayınlamıştın. O zaman herkes sana karşı çıkmış Gülben’i ambargoya almıştı. Peki, o zaman senin yaptığın exlusive anlaşmanın şu an Kral TV’nin yaptığı exclusive anlaşmadan farkı ne? Demek ki kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmayacaksın. Peki, ya yayında kendi dj’lerinin adlarını dahi anons etmesine izin vermeyen yönetim, bir yöneticisinin kendi adıyla ve bir müzik şirketine “sanatçıların tüm şarkı ve video kliplerini üzülerek Powertürk TV ve Powertürk FM’den çıkartmak zorunda kaldık” şeklinde bir mail yollamasını nasıl açıklayacak? Bu bireysel bir açıklama mıdır, yoksa kurumsal bir açıklama mıdır? Eğer bireysel bir açıklama ise bu, bu medya grubunun ilkeleri ile çelişmiyor mu? Eğer kurumsal bir açıklama ise neden basın açıklamasında “boykot söz konusu değildir” deniyor?

İşler gerçekten de çok üzücü, bu anlattığım olay Türkiye’de her geçen gün çarpıklaşan medya düzeninde yaşanan onlarca lüzumsuz kavgadan sadece bir tanesi. Ben artık medya kavgalarından sıkıldım, herkesin etik değerler çervçevesinde işini yapmasını istiyorum, Ali Cengiz oyunları bir yere varılmaz. Bunu herkesin artık öğrenmesi lazım. Kahrolsun tekelcilik, yaşasın eşitlik ve demokrasi.
 

MICHAEL KUYUCU