Eğitim ve resmi eğitim

|

Eğitim ve resmi eğitim A Eğitim ve resmi eğitim

AYNUR ESER

Tarih eğitiminin bir amacıdır geçmişle bugün arasında köprü kurdurmak!

Resmi tarih örtülü, yaşanan gerçekleri sorgulamadan yüzeysel anekdotları içeren tarih bilgisidir ki ders kitaplarında tarih bilgisi bu anlayışla örülüdür. Aslında  eğitim sisteminin istediği insan prototipi de “düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, yorum yapmayan, olaylar arasında bağlantılar kuramayan,…” insan tipi değil miydi! MEB bu insan prototipinden sıkıntı duymuş olacak ki bu durumu çözüme kavuşturmak için yeniden örgütlendi: Ders programlarında yapılan değişikliklerle “düşünen, sorgulayan, eleştiren, yorum yapan, olaylar arasında bağlantılar kuran…(!)” yeni bir insan tipi ortaya çıkarmak için paçalarını sıvadı! Sıvadı da şu gerçeği bir türlü göremedi: Ortada “dere” yok! Altyapı değiştirilmeden, sistemlerin totaliter yapısı kırılmadan, reformlara kendini kapatmış, yeniliğe hazır olmayan prototiplerle hedefe ulaşılamayacağının ne kadar zor hatta imkânsız olduğunu göremedi! İş bir de yaşanan tarihle ilgili oldu mu bu gerçekle yüz yüze kalmanın dışında başka bir şans yok! Belgelerle bile olsa bugüne kadar gösterilenin dışında yeni bir bilginin sindirilmesi epey zor! Can Dündar’ın “Mustafa”sının bu kadar tartışma götürmesinin nedeni de bu olsa gerek (?)

Arada kalmış bir kuşakta yetiştim. Yaşanılanları değerlendirirken, yakın tarihi doğru algılamaya çalışırken bir döneme tanıklık edenleri hep dinlemede kaldım. Geçmişle bugün arasında kurulacak köprümde hep bocaladım. Belki kendimi şanslı olarak da görebilirim. En azından bir döneme tanıklık edenlerle yaşça aramda çok fark yok. Ya şimdiki gençlik! Gençlik tarihini bilmiyor. Bırakın gençliği bugüne kadar bu sistemin yetiştirdiği tüm toplum -ben ve benden sonrakiler- tarihini bilmiyor.

MEB gelecekte birer toplum nüvesi olacak gençliğin prototipinden sıkıntı duymuş olacak ki bu durumu çözüme kavuşturmak için yeniden örgütlendi: Düne kadar “çok partili hayata geçişle tarihi kapatan” ders kitabı sayfalarına çok geç de olsa “yakın tarih”i sorgulayan yeni bölümler ekledi. (bkz. TC. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük 8. sınıf ders kitabı). Bu köklü değişiklik tarihini bilmeyen gençlik için yeni bir ışık olabilir mi bilmiyorum.  Bir döneme tanıklık edenlerle  yakın saflarda durup, okuyup araştırarak, medyayı doğru kullanarak mı!? Büyük bir zaman dilimini birkaç sayfada cımbızlayarak verilmiş ansiklopedik bilgi niteliği taşıyan bu satırlarla mı ‘tarih öğrenilebilir? ’Yorumu size bırakıyorum…