Adaleti boğmak istiyorlar

|

Adaleti boğmak istiyorlar A Adaleti boğmak istiyorlar

Siz gerçeği gömebilirsiniz, ama gerçek yer altında durmayacaktır. Bir gün öç alan bitkiler halinde her yerde fışkıracaktır.
Fırtınanın nereden geleceğini bilemem ama mutlaka gelecek,
ülkemiz her şeyi öğrenince ayaklanıp adaletin yerine getirilmesini isteyince
kin ve öfke yaman olacaktır. Ve o öfke
halkı aydınlatmak olanağı elindeyken
bunu yapmayanları kasıp kavuracaktır.
Emile Zola
OYA ASLAN (*)

Adalet talebini boğmak isteyen Fransız iktidarına böyle seslenmişti Emile Zola 111 yıl önce. Gerçeği fazla saklayamazsınız, hem gerçeği saklayıp hem adalet duygusuyla alay ederseniz artık bağışlanamazsınız. 19 - 22 Aralık 2000 tarihinde bir katliamı gizlemeye, gerçeği ters yüz etmeye çalıştılar. Ne kadar başardılar. Neyi amaçladılar.  Gerçek, üzerine örtülen ölü toprağı bir anda alıverdi. “Hayata Dönüş” ismi verilen operasyonun aslında bir katliam olduğunu Birsen Kars daha hapishaneden çıkarken haykırıyordu. “Bizi diri diri yaktılar…..”
O gün boğulmak istenen bu ses, kulaklarımızda hâlâ, iktidarın zulüm tarihinde ise asılı kalacak. Gözlerimiz önündeki o görüntüler, bu karanlık günlerle mücadele azmimize güç katıyor. Bir kez daha adalet talebini yüksek sesle dinlendiriyoruz. Gerçek önümüzde, boylu boyunca, kimi vakit ayaklanma havasında, kimi vakit onu ezmek isteyenlerin yüzüne inatçı haliyle duruyor. Her bir cellatın yüzüne tek tek tükürdü.
Direnci, umudu  boğmak amacıyla kullanılan adamların pişmanlık hallerini ve yılgınlık kokan sözlerini çok değil on yıl sonra tanık olduk. Onlar sözde emir kuluydu, alınan kararları uygulamışlardı. Kendilerine yönelen öfkeli gözler altında konuşmaktan kaçınırken, operasyonun arifesinde kendilerine giydirilen kostüm içinde konuşuyorlardı. İçişleri Bakanı, savaştan muzaffer çıkmış bir komutan edasıyla “biz bir yıldır hazırlık yapıyorduk…”, halkın üzerine örümcek ağını ören Adalet Bakanı, adalet maskesi altında “az zaiyatla operasyonu başarı ile tamamladık”, başbakan, efendileri önünde verilen talimatları yerine getiren zavallı  haliyle “F tipine geçmeden IMF politikalarını uygulayamazdık” şeklinde açıklamalar yapıyordu.
Her şeye rağmen, katliam sahipleri yalan duvarlarını yükseltmekten vazgeçmiyorlar, buna rağmen demokrasi oyununu oynuyorlar, göstermelik davalar açıyorlar, oyalanalım diye önümüze sadece en geriden birkaç adamı sürüyorlar. 
Oysa gerçek failler önümüzde, en büyüklerin adlarını bir bir sayıyoruz. Sadettin Tantan, Hikmet Sami Türk, Osman Durmuş, Ali Suat Ertosun, Aytaç Yalman, Osman Özbek, Engin Hoş, Burhan Ergin, Halil İbrahim Tüysüz……
Bugün görülecek, altı kadını diri diri yakarak 12 kişi öldürdükleri Bayrampaşa operasyonu davasında asıl failler yargılanmasın diye belgeler gizleniyor, operasyon görüntüleri gönderilmiyor, mahkemenin sorduğu sorular yanıtlanmıyor. Savcı, Jandarma elbirliği ile delilleri gizliyorlar.
Onları daha ne kadar çok koruyacaksınız; yoksa bir başka katliamın hazırlığı için mi korunuyorlar?  Halefleri onlardan güç alsın diye mi? Biliyorsunuz ki, onların suçlarını tarih hükme bağladı,  bize düşen tarihin hükmünü infaza dönüştürmektir. İnfaz kararını, gerçeğe sadık, mesleğinin onurunu ve namusunu koruyan, halka ve geleceğe  bağlı hangi hâkim verecek bilinmez, ama bir gün mutlaka infaz gerçekleştirilecektir.
(*) Avukat, oyaavukat@gmail.com