Seslerimizi zulme karşı birleştirmenin zamanıdır

|

Seslerimizi zulme karşı birleştirmenin zamanıdır A Seslerimizi zulme karşı birleştirmenin zamanıdır

Merhaba, nasılsınız?
Bizler emekçi mahallelerinden, dergi bürolarından, yolda yürürken aniden gözaltına alınan devrimcileriz. Bu ülkenin en aydınlık yanıyız. Lafımızı, sözümüzü hiç sakınmayız, eğilip bükülmeyiz.
Ülkemiz ve dünyada yaşananların sorumlularının emperyalizm ve onun sadık uşakları olduğunu söyleriz. Yapılan bütün haksızlıkları taa içimizde hisseder, sesimiz yettiğince haykırırız. Bu yüzden F tiplerine atılır, zulme uğrarız.
Size biraz burayı anlatayım. Hücre tipi bir yerde kalıyorum. Yaşamımın çok büyük bir kısmını, yıllarımı burada geçireceğim ama bu süre içinde yanımda kalan 2 kişiden başkasını göremeyeceğim. Bu ağır bir tecrit uygulamasıdır. Tek kişilik hücrelerde tutulan kadınlar da var şu anda.
Tecrit gündeminize ne kadar giriyor? Siz hiç günlerce dört duvar arasında kaldınız mı?
Tecrit gazetelerin, köşe yazarlarının gündemine Ahmet Şık’la Mustafa Balbay’la giriyor. Halbuki tecrit 2000’den bu yana devrimcilerin anlattığı bir gerçektir. Adına “Hayata Dönüş” denilen operasyonla 28 devrimci tutsak katledilerek açıldı, F tipleri. Tam 11 yıldır tecridi ve uygulamalarını yazıyoruz. Sizlere mektuplarımızla 11 yılda binlerce mektup gönderildi, anlı şanlı plazalara. Binlerce mektubun kaçı yayınlandı?
SUSKUNLUĞA İMZA ATANLAR
Ne mektuplarımız yayınlandı (istismarlar hariç) ne de haykırışımız duyuldu. Halkı duyarsız diye küçümseyenler en büyük suskunluğa imza attı.
   Buralardaki uygulamalar sadece 2 kişiyi görmekle sınırlı değil. Yasaklar silsilesi var. El işi yapmak, renkli kalem, çiçek yetiştirmek ve 5 kitaptan fazlasını hücrede bulundurmak yasak. Onursuz aramaya karşı çıktığı için saldırıya uğrayıp sürgün edilmek, iletişim cezası almak sıradan olaylar durumunda. Bunlar zalimin insanlık dışı uygulamalarıdır. Daha da kötüsü ise yapılanların normal bulunmasıdır. Zulüm insanlık dışı uygulamalara ses çıkarma cesaretine engel olan her davranıştır.
Tecrit karşısında aydınlarımızın bu tereddütlü, çekingen ve kaygılı tavrı kime yarıyor? Zalime, zalim rahatça sürdürüyor zulmünü.
Bu kaygının, korkunun sonuçları ise zulmün her kesimi vurması, insan onurunun daha çok çiğnenmesidir. Bugün hiç kimse, yarın bu hücrelere girmeyeceğini söyleyemez. AKP’ye en çok muhalefetin, düzen içi muhalefetin bile başına gelecek bir şeydir artık tecrit hücreleri.
Omuz omuza vermenin, ortak sorunlarımıza dair seslerimizi birleştirmenin zamanıdır. Bu gün bu sesler çoğalmadığında yarın ses çıkaracak kimse kalmayacaktır.
Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Kendinize iyi bakın.
Ruken Kılıç
Kadın Kapalı Hapishanesi, J-3 Sincan/ Ankara