Çocuklar ve satranç...

|

Çocuklar ve satranç... A Çocuklar ve satranç...

ADNAN ŞAHİN

On yıl önceydi, işten çıkarılmıştım. Aldığım tazminatla kendi işimi yapmak için yollar arıyordum. Bilecik Bözöyük'te bir kahvehanenin camında devren satılık yazısını gördüm, girip içeri sordum ne kadara devrediyorsunuz diye? Söylenen miktar alacağım tazminatla ancak karşılanıyordu. Fakat orası kumarhane olarak kullanılmıştı, devraldığımda gördüğüm kocaman yuvarlak masalardan anlamıştım bunu. Sonra gözümü kararttım ve almaya karar verdim kahvehaneyi.
Kafamda çok güzel planlar vardı.
Yeni bir dizaynla çekidüzen verip bayanların da gelebileceği bir mekâna dönüştürdüm, bir bölmeyi de şark köşesi yaparak oraya eski nostaljik eşyalar, guguklu saat, eski kilim, bakır kaplar, fener vb malzemelerle hoş bir ortam yaratmak istedim. Daha sonra oraya sazımı astım, gitarını getiren kardeşlerim oldu, neyini hediye edenler oldu.
Evde kızıma amcalarının hediye ettiği tahta satranç takımını da koymuştum tabii ki. Zamanla kendi müşterisini oluşturmuştu mekânım. Şark köşesine  kütüphane de koymuş, dileyenlere kitaplar veriyordum. İsimlerini yazıyor, bir hafta sonra geri alıyordum kitapları.
Hoş, sıcak, samimi bir mekân oluşturmuştuk hep beraber.
Bir gün bir kardeşim geldi, (Özcan Göl) “abi burada satranç oynuyormuşsunuz, benimle oynar mısınız?” dedi. Kimse çıkmayınca ben oynadım tabi. On beş hamlede beni yendi o kardeşim. Sonra acele çıktı “abi geleceğim yine” dedi. Ve sonra onun ustaca satranç oynadığını öğrendik, bize kitaplar verdi, bildiklerini öğretti ve satranç hayatımın artık bir vazgeçilmezi haline geldi.
Mekâna gelenlerden de ilgi gösteren kardeşlerim oldu. İlk defa orada satranç oynayan bir kardeşim, (Fatih Demirbaş) benim gibi satrancı çok sevdi. Kazandığı üniversitede satranç bölümü başkanlığı yaptı, turnuvalara katılıp dereceler aldı. Bize satrancı sevdiren kardeşim Özcan, Fatih bu işin sevdasına iyice kapılmıştık.
Ve sonra Fatih üniversiteyi bitirince yine beraberdik ve satranç için bir şeyler yapmalıyız diye kararlar aldık. Fatih halk eğitimde ve özel okullarda satranç dersi vermeye başladı, bu arada federasyonun il temsilciliğini de devralınca, artık bu işi ciddi ciddi  yapmamız gerektiğini düşündük. Fatih’in öğrencileri çoğalmaya, yavaş yavaş  küçük turnuvalar yapmaya başladık. Federasyonun hakemlik kursu yapmasını sağladık, bende o kursta hakem oldum ve yaşadığımız ilde ve ilçemizde satranç için bir şeyler yapmaya başladık.
İlk turnuvamızı 2-3 Nisan’da altı ayrı yaş grubuna yaptık, katılım bizi çok mutlu etti. Çünkü 180 satranç sevene iki gün süren profesyonel ciddi bir turnuvadan alnımızın akıyla çıktık.
Çocuklar ve satranç görülmeye değer her zaman...