KASETLİ AHLAKÇILAR

|

KASETLİ AHLAKÇILAR A KASETLİ AHLAKÇILAR

GÜLFER AKKAYA

Siyaset savaşları bir süredir yeni araçlar edindi. Evvela belge vardı. Çıkar sağlayıcı işlerde, para pul hortumlamalarda falan kullanılıyordu. Kâğıt belgelerin yetmediği yerde ya da kağıt belge yerine ara ara fotoğraflar aynı amaca hizmet ederdi. Sonra telefon dinlemeleri çıktı ortaya.
Teknoloji ilerledikçe siyasetin savaş araçları da ilerledi haliyle. Telefon dinlemeleri tehdit unsuru olmaya başladı. Herkes evvela dinleniyor muyum diye soruyordu kendine, neyse ki AKP iktidarı ve Fetullah Gülen cemaati sayesinde kimsenin bu konuda şüphesi kalmadı. Devletin olanakları başta cemaat olmak üzere onunla göbekten bağlı olan AKP iktidarının sürmesi için topluma her türlü zulmü reva görerek kullanılmakta.
Ancak özellikle son bir yıl içinde daha önce de siyasetin savaş araçları arasında yer alan kaset olayı başka bir yöntem ve amaca hizmet eder hale geldi. Bir siyasetçinin kaseti çıkartılarak siyasetten uzaklaştırıldığına defalarca tanık olduk. Ancak Deniz Baykal olayından bu yana siyasi bir kişinin kasetinin çıkması sadece istifa ettirmek amacına hizmet etmiyor….
Benzer bir tezgâh MHP için de oynandı. Burada amaç her ne kadar Devlet Bahçeli’yi koltuğundan etmek için işe en yakın arkadaşlarından başladılar, dolaylı olarak kendisini tehdit ettiler. Peş peşe çıkartılan kasetlerle üst düzey parti yöneticileri istifa etmek zorunda kaldı. Ancak ne hikmetse ilerleyen teknolojiye rağmen hükümet kasetlerin faillerini bulamadı.
CİNSELLİK, HER AÇIDAN YAKIYOR
Toplumumuzda ne yazık ki cinsellik hâlâ bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya tüm hızıyla devam ediliyor. Kolayca ulaşılabilen kayıt yapma özelliğine sahip araçlar herkesin aynı zamanda kâbusu olmaya başladı. Nedense memlekette bu tür olayları tarafsız yargı ya fark etmiyor ya da fark ediyor ama göz yumuyor. Her iki tavrı da cinsiyetçiliğinden kaynaklanıyor.  Erkek, yani maço siyasette cinsellik her zaman işlevseldir. Hem kontrol ve denetlemek için hem de tehdit etmek için. Bakınız kasetler olayı. Toplumun kabul görmediği ilişkilere giren siyasetçiler siyaseten men ediliveriyorlar.
Cinselliğin bu kadar yakıcı olması toplumsal hayatta ahlakçılığın bunca prim yapmasından kaynaklanıyor. Muhafazakâr, bedenlerden korkan veyahut tiksinen, cinselliği sadece toplumun ya da devletin izniyle yaşamayı meşru gören, cinsellik denince ahlakçılığa soyunan ve toplumun gözü önünde bulunan bireylerin dikkatli yaşaması gerektiği tehditkâr söylemiyle dolaylı olarak herkesi hizaya çekmeye çalışanlara karşı çıkamayan ve daha da beteri kasetleri çıkanların ya da “yasak ilişkilere” girenlerin de aslında aynı sahte, pespaye ahlakçılıktan besleniyor olmaları kaset siyasetinin önünü açan nedenler değil mi? Kaset kâbusu riyakârlıklarından kaynaklanmıyor mu?
O yüzden hemen kaçak dövüşüp “o benim imam nikâhlı eşim” diyiveriyorlar. Çünkü imam nikâhlılık toplumda çoğunluk tarafından meşru görülen ve toplumumuzda hâlâ yaygın olan bir ilişki biçimi. Böyle deyince tepkiler duracak, herkes susacak.
Ahlakçılıktan bahsedenlerin, bunun siyasi rantından beslenenlerin, onca kadının, bireyin hayatını zindana çeviren, yaşamlarına son verenlerin, bu riyakar ahlakçılığı savunurken tam tersi davranışlar sergileyenlerin bumerang etkisiyle kendi ayaklarını kaydırmaları aslında bir yanıyla da kaçınılmaz değil mi?
YAŞADIĞINI SAVUNAMAMAK
İbret verici bir şekilde gördük ki bu adamların ne kendilerine, ne beraber yaşadıkları eşlerine, sevgililerine, yakınlarına ve diğer insanlara saygıları var. İlişkilerini ve o ilişkide yaşadıklarını daha kendilerine kabul ettirememişler, buna ikna değiller. E o zaman niye yapıyorlar? Tek cevabı var bunun. Aç ve saldırgan erkek cinselliği. Uçkurlarına sahip çıkamıyorlar. Ondan.
Erkeklerin epey bir kısmı zaten çok eşli ama bunu gizleyerek yaşıyorlar. Belli ki yaşanan heyecan düzeyi yüksek, vazgeçilmesi zor bir tutku. Ama aynı tutkunun uçurumu da yüksek oluyor.
Ne demişler;  ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.  Böyle durumlarda en ağır bedeli ödeyen taraf olarak kadınlara düşen partnerine saygı duymayan, yaşadığını savunmaktan aciz, riyakâr erkeklerle değil ilişkiye girmek, yüzlerine dahi bakmaya değmediğini fark edip dümeni başka yöne kırmak değil midir?