Hopa’dan Ankara’ya polis şiddeti ve bir tanıklık...

|

Hopa’dan Ankara’ya polis şiddeti ve bir tanıklık... A Hopa’dan Ankara’ya polis şiddeti ve bir tanıklık...

Hopa’da yaşanan olaylar ve Metin Hoca’nın öldürülmesi sonrası pek çok şehirde yapılan eylemelerden en şiddetlisi Ankara’da da yaşandı, polisin gözaltına alırken uyguladığı şiddet ve gözaltında iken uyguladığı gerek psikolojik gerek fiziki saldırısı arkadaşlarımızın üzerinde derin izler bırakacak şekilde.
Ankara'da polis şiddetine maruz kalan bir arkadaşımızın ağzından yaşadıkları...
• • •
"O gün orada Metin Hoca'mızın acısını paylaşmak için toplanmıştık, fakat ne yazık ki buna izin vermediler. 31.05.2011 günü bulunduğum Kızılay YKM Önü mevkiinde, Çevik Kuvvet güçlerinin otobüslerinin bulunduğu alanda, otobüs içinde gözaltına alınan bir kadına yapılan ağır darba şahit olmam ve sonrasında olaya müdahale etmem sonucunda ben de dört Çevik Kuvvet tarafından sert bir şekilde tutma suretiyle gözaltına alındım.
Dört Çevik Kuvvet tarafından gözaltına alındığım andan itibaren astım hastası olduğumu ve bu nedenle yavaş hareket etmelerini istedim, fakat hiçbir şekilde dikkate alınmadım. Gözaltı aracına götürülürken aracın kapısına doğru polisler tarafından oluşturulan koridorda kafama vurma, saçımı çekme gibi saldırılara maruz kaldım. Polis aracına dizlerim merdivene sürtecek şekilde saçlarımdan çekilerek bindirildim. Kafamdan cama vuracak şekilde itilerek koltuğa oturtuldum.
Oturduğum koltuğa doğru gelen birkaç kadın polis tarafından kafamı cama vurma suretiyle; "o.pu bunlar, öldüreceğim sizi, gebereceksiniz şerefsizler" gibi birçok tehdit ve küfre maruz kaldım. Astım hastası olduğumu ve krize girebileceğimi, bu sebeple hava almam gerektiğini dile getirdiğimde, yine birkaç kadın polis saçımı çekerek, kafama vurarak; "Astımsan ne işin vardı orada? Taş atarken astım değil miydin?" gibi sözlerle daha da sertleşen bir müdahaleye maruz bırakıldım. Bu sırada otobüse ara sıra binen erkek polisler sırasıyla koltuklarda oturan, gözaltına alınmış tüm kişilere sırta vurma, tokat atma şeklinde fiili müdahalelerde bulundular.
Otobüste bulunan kişiler sendika üyesi olduklarını belirtmeleri üzere daha da sert müdahaleye tabi tutuldular. Bu sırada sırtıma aldığım sert yumruktan sonra nefesimin kesildiğini söylememe rağmen hiçbir şekilde dikkate alınmadım.
Otobüste bulunduğumuz yaklaşık bir saat boyunca takılan kelepçeler sürekli kontrol edildi, her kontrol sırasında daha fazla sıkıldı. Daha sonraki süreçte bindirildiğimiz araçta Adli Tıp'a götürülme ve merkeze geri getirilme esnasında saatlerce psikolojik ve fiziksel şiddete, sözlü tacize maruz bırakıldık, saatlerce otobüste bekletildik.
Öğretmen adayı olduğumu öğrenen polisler ben ve otobüste bulunan diğer öğretmene ağza alınmayacak küfürler, gurur kırıcı cümleler sarf ettiler. Yine bu esnada erkek polisler tarafından kadın oluşumla ilgili sözler edilerek taciz edildim (kız halinle ne işin vardı, kız da değildir bu, diğer gözaltındakiler kastedilerek arkadakiler beğendiniz mi bunu vb sözler). Bir polis saçlarımdan çekerek kafamı yukarı kaldırdı ve dışarıdan geçmekte olan, olaylar esnasında yaralandığı söylenen bir polisi göstererek, olaydan benim sorumlu olduğumu ve içeride o polisin halinden çok daha vahim bir hale sokulacağıma dair tehditler savurdu. Diğer öğretmene ise mütemadiyen tokat atmak suretiyle darp uygulandı.
 Nezarethanede bulunduğumuz süre içinde ise ben ve başka arkadaşlar acil olarak almamız gereken ilaçlarımız olduğunu söylememize rağmen uzun bir süre dikkate alınmadık. İlaçlarımız avukatlarımızın çabaları sonunda uzun bir süre sonrasında bizlere verildi. Yaşananlar ilk gözaltım olma, maruz kaldığım ve seyirci kalmak zorunda kaldığım ağır darplar sebebiyle ben ve eminim ki gözaltına alınan tüm şahıslarda derin izler bırakmıştır.
Umarım yaşanılanları bir şekilde aktarabilmişimdir. Ricam ise; bu olaylar sebebiyle ve sürecin çevresel olarak mütemadiyen devam etmesiyle anacığımın, sürekli yaşanan darbı aklına getirmesi, adımın ve kendimin geçtiği görüntüleri döndürüp döndürüp izlemesi, Hopa'ya üzülüp durması; bu sebepten tansiyonu 20’den aşağıya düşmeyen annemin daha da fazla etkilenmemesidir. Bu yüzden sadece ismimi kullanarak bu yazıyı aktarıyorum.
Ezgi Ö.,
Karadeniz İsyandadır Platformu eylemcisi”