Dikkafalı bakarkörler

|

Dikkafalı bakarkörler A Dikkafalı bakarkörler

ATILGAN KORKMAZ

12 Haziran 2011 %49,9 ile 3. kez yeniden AKP yeniden Recep Tayyip Erdoğan dedi, Türkiye seçmeni.
Bunun yanında BDP bağımsız vekil stratejisini bir iki adım daha öteye taşıdı, 35’ledi, CHP %26 ile 23 yeni milletvekili kazandı, MHP barajı %3 farkla aştı. Diğerlerini toplasan 1 milyon etmez bir hal aldı.
Başbakan'ın başkanlık hayali gerçek olmadı. Anayasa'yı da tek başına değiştiremeyecek.
CHP %30 hedefine ulaşamadı, ama Türkiye'nin yeni düzeninin, hızla değişen yeni süreçlerinin etkin partisi olmak misyonunu kaptı.
Bu seçimden çıkarılması gereken bazı gerçekleri paylaşmak derdim, şöyle ki; Öyle koca Türkiye'yi yönetmeye, ufkunu açmaya, huzur dolu aydınlık yarınlara taşımaya talip olan parti karşısındaki stratejik iletişim siyasetinde uzmanlaşmış hatta ustalık(!) makamına ermiş iktidar partisi karşısında tek bir liderin kişisel gayreti ve birkaç genç arzulu vekil adayının sırtında ancak buralara kadar varabilirdi. Zira ben safi bu nedenden dolayı %26'yı çok ama çok başarılı buluyorum.
Seçim sonuçları sonrası iki lidere bakıyorum, Kılıçdaroğlu hâlâ mikrofonlarla boğuşuyor, üç kelime söylerken dört kere kekeliyor, ifadeleri güçlükle anlaşılıyor, arkasında önünde düzensizce bağırıp çağıran, ne dediği anlaşılmayan bir insan güruhu... Recep Tayyip Erdoğan klasikleşmiş balkon prodüksiyonunda(!), demokrasinin egemen gücü(!) olduğundan gayet emin. Belli ki bir iki alternatifli konuşmadan sonuca uygun olanı seçilmiş, icra edildi. Bayraklar, pankartlar, partililer gayet örgütlü, sloganlar bile zamanlanmış. İster hamaset deyin ister başka bir şey değin, kazanılan zafer, hakkını veren cümlelerle aktarılıyor hem de sadece Türkiye'ye değil tüm dünyaya!
Son olarak CHP'ye sözüm; artık değişimin realitesini ortaya koymak zamanıdır. Fiilen profesyonel bir vizyon ve misyon geliştirilmeli, uygun genç, çağa adapte olmuş kadrolar kurulmalı, sürekli ve etkin çözüm odaklı çalışmanın stratejisi geliştirilmelidir. Kaybedilmiş bir şey yoktur. Gelişerek, büyüyerek çıkılmış bir seçim vardır.
Önümüzde yeni sivil anayasa süreci bizi beklemektedir. CHP bu sürecin aktörlerinden olma hakkını kazanmıştır. Bu sürecin yapıcı bir tarafı olmak boyun borcudur CHP'nin. Bu süreç içinde, Baykalgiller gibi söyleminde ilerici özünde muhafazakârların dik kafalılığı ve bakarkörlüğünü bir yana bırakıp her yolu lehe çevirme gayreti güdülmelidir. Anlaşılmıştır ki, halkın tercihi, görünürde de olsa çözüm üretenden yanadır.