II. Friedrich’in atları

|

II. Friedrich’in atları A II. Friedrich’in atları

MUSTAFA ÖZCAN

Dr. Hikmet Kıvılcımlı “İnkılapçı Münevver Nedir?”  kitabına şöyle başlar: “Barbüs (Henri Barbusse), 62 yaşında bir devrim delikanlısı olarak öldü. Fakat Barbüs, ‘ta başından itibaren’ Barbüs değildi. Hatta onun gençleşmesi bile ‘ta baştan itibaren’ olmadı. Tersine, Barbüs 35 yaşına kadar ihtiyardı. Ondan sonra doğdu ve gitgide gençleşti.”
Dr. Hikmet Kıvılcımlı “Barbüs’ün tarih öncesi” dediği dönemi, Barbüs’ün 35 yaşında Fransız Komünist Partisi’ne katılmadan önceki dönem olarak görüyor. Bir Fransız entelektüeli, Komünist Parti ile tanışıklığı sonrası gençleşiyor.
Bizde durum biraz tersine işliyor. Toplumsal bellek dediğimiz şey, ona içkin özneler söz konusu olduğunda gençleşme ya da yaşlanıp pis bir herife dönüşmenin ötesinde sanki zaman ve dönemsellikten bağımsız olarak kalıcı bir şekilde donuyor.
Ne demek istiyorum?
Adam bas bas bağırıyor Marksist değilim diye, ama biz onun söylediği her kelamı ciddiye alıp sayfalar dolusu eleştiride bulunuyoruz. Nasıl olur da bir Marksist bunu böyle söyler diye. Bazılarını geçmişleriyle toplumsal belleğimizde dondurup, şimdinin çanak yalayıcıları olarak görevlerini yaptıklarında kendimize değil onlara kızıyoruz. (Bkz. Sarp Uzunoğlu - Murat Belge diye biri varmış yazısı - Sol Defter.)
Biz kaldığımız yerden, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Barbüs ve İnkılapçı Münevver ile devam edelim: “Barbüs’ün  geç  gelmesi değil, geldikten sonraki gelişimi önemlidir. Bu bakımdan, bizdeki bazı bulaşık unsurların aydınlığı bastırdıkları kara çukurla, Barbüs’ün bulutlara eren başını karşılaştırmak bile güçtür. Barbüs, başında şöhret olmadığı sürece bazı temelden hokkabazlıklara başvuran ve bir baltaya sap olur olmaz nevri dönen külah kapıcı bir aydın değildi. Tam tersine, Barbüs, edebi bir güç olduktan sonra dahi, bu gücünü sonuna kadar kullanmak imanı ile devrim cephesine geçti. Barbüs, biraz havalanınca çıktığı yeri unutan, kitleden çaldığı nefesi kendi ‘ruhu’ sanan bir balon değildi.” (Dr. Hikmet Kıvılcımlı - Devrimci Aydın Nedir? / Henri Barbusse)
Bay Murat Belge’nin Marksizmle muhabbeti kendi ifadesi ile “estetik ve ideoloji” üzerine yaptığı doktora tezi ile başlamış. Gençlik döneminde TİP üyeliği ve THKP-C hareketi, dolayısıyla 26 ay hapis cezası ile devam eden İhtilalci Münevver olma öyküsü ve popülaritesi, cezaevi arkadaşı Ömer Laçiner ile birlikte 1975 yılında Birikim dergisini çıkarmaları ile perçinlenmiş.
Murat Belge’nin ilk Birikim dönemi yazıları Türkiye sosyalist hareketine, dünya sosyalist hareketi içindeki düşünce ve tartışma alanlarına nüfus edecek şekilde, sosyalizm, milliyetçilik, Marksist tarih tartışması, yapısalcılık, Stalinizm üzerine olmuş. Aynı dönemde Hikmet Kıvılcımlı’nın tarih tezlerini ele aldığı makalesi uzun tartışmalara neden olur. (Biz de bu yüzden eskiden Belge’nin feyz aldığı  Doktor’un kitabı ile kendisini selamlamayı tercih ettik.) 1988 ikinci Birikim döneminde ağırlıklı ilgi alanı sosyalizm ve düşüncesinin gözden düşmesi sonucu, yeni-sağ, Kemalizm, sivil toplum, militarizm, Kürt sorunu, Avrupa Birliği meselesine kaymıştır. Üçüncü Birikim döneminde, 3-6-2011’de, “toplumsal bellek” konusunun tartışılacağı bir toplantıda bulunmak üzere çağrıldığı Potsdam’dan, Hopa olayları üzerine yaptığı yorumla, Tayyip Erdoğan’ın olgunluk döneminde, yaşını başını almış eski bir Marksist olgunluğu ile İslamcı-faşist yeni diktatoryanın münevverliğine soyunduğu kesinleşmiştir.
Potsdam’a doğru yola çıkarken Hopa’da adam öldüğü, bir başkasının da ağır yaralandığı haberini okuduğunda hissettiği şey “bununla birileri AKP’ye oy kaybettireceğini umuyor herhalde” olmuştur. Ve bu gayet anlaşılabilir.
Neden mi?
“İşçi sınıfının dünyayı kurtaracağına dair inançlarımı uzun zaman önce terk ettim. Ama bu, işçi sınıfı bir şey yaptığı zaman öbür tarafta duracağım anlamına gelmiyor.” ( Murat Belge -Yeniyazı kültür ve edebiyat dergisi - Bahar 2011 mülakatı.) Hopa’daki olayları işçi sınıfının yaptığı bir eylemden ziyade Başbakan’ın anladığı gibi “eşkıya olayları” olarak tanımladığından olsa gerek şimdilik kendi tarafında durmayı tercih etmiştir.
“Toplumsal bellek” konulu konuşmasından zaman bulup gezdiği Alman kralı II. Friedrich’in sarayında bu değerli  “münevver”imizin hafızasına gelen “II. Friedrich’in kendisinin de neredeyse yalnızca Fransızca konuşması ve Almanca’yı yalnız atlarıyla konuşması” olmuştur.
Sayın Murat Belge sanırız sizin için, Tayyip Erdoğan’ın Hopa’daki seçim mitingi sırasında protestolara katılan ve AKP’nin kara gözaltı listesine alınan Hopalı bir gencin annesi, “Oğlum telefonda Türkçe konuşma, Hemşince konuş. Bu Tayyip bizi de dinliyor. Başına hğazap (lanet) olsun…” lafı,  II. Friedrich’in atları ile Almanca konuşmasından daha değersiz. Hopalı analar sizin AKP’ye oy hesabında olduğunuz dönemlerde, oğullarını AKP teröründen korumak için Hemşince konuşması için yalvarıyorlar.
Ama siz yine Friedrich’in atlarını anlatın.
Sayın Belge, Friedrich’in atlarının Barbüsçü olduğunu biliyor muydunuz?..