YUSUF ABİ’LER ÖLMEZ

|

YUSUF ABİ’LER ÖLMEZ A YUSUF ABİ’LER ÖLMEZ

Almanya’nın özellikle Braunschweig şehrinde yaşayan devrimciler, demokratlar; 23 Haziran 2011 günü sabaha karşı, büyük bir acıyla sarsıldılar. Braunschweig’ın en emektar sosyalistlerinden, Yusuf Güven’i yitirmişlerdi.
Yusuf Arkadaş’ın acısı çok büyük ve sarsıcıydı. Çünkü o iyi bir demokrat, inanmış bir devrimci idi.
Sık sık daha önceleri benliğiyle yaşadığı, bir türlü unutamadığı “yoksulluk“ ,ondaki düzene karşı isyan ve başkaldırının, sağlam ve yıkılmaz temellerini oluşturuyordu. 70’li yılların başlarında bir gün yolu, Braunschweig’ın tek sosyal, siyasal, kültürel lokali sayılan Kültür Ocağı’na düştüğünde, o güne kadar çektiği ıstırap, elem dolu yaşamın alınyazısı olmadığını, bir kul yazısı olduğunu; ilkokula yeni başlayan bir çocuk heyecanı ve merakı ile kavrıyordu. Artık sosyalizm o günlerden sonra, onun yaşamının kopmaz bir parçasıydı.
Çok yoğun dolu dolu yaşanan günlerdi, o günler… 1971 askeri darbesinin etki ve kasveti Avrupa’ya da uzanmıştı. Ülke’den sürekli kara haberler geliyor, işkence makineleri acımasız işletiliyor, darağaçları kuruluyordu. İşte o günler de Mahir Usta’nın “Kesintisiz Devrim Kitabı“ da el altında yurtdışına ulaşmış, Yusuf Abi’yi de son derece etkileyip ve kısa zamanda pratik mücadeleyle bütünleştirmişti.  O günlerde yolu Braunschweig’tan geçenler; Yusuf Abi’yi, elinde  “Ziya Yılmaz’a özgürlük / THKP-C ” afişini duvarlara yapıştırırken ve Braunschweig’ta çıkarılan,  konsolos ve faşistlerin boy hedefi olan  “İleri” dergisini dağıtırken görebilirlerdi.
O, ülkede giderek yerleşen askeri diktatörlüğün, yurtdışındaki uzantıları olan ve darbe sonrası giderek daha da azgınlaşan ülkücü faşistlerin püskürtülmesinde, geri adım attırılmasında da en fazla pay sahibi olmuş insanlardan biriydi. Daha sonraları bir Devrimci Yol Sempatizanı olarak, yurtdışında Devrimci İşçi çalışmalarına da elinden geldiğince “maddi ve manevi “ her türlü aktif katkıyı sundu.
Öyle ki çoğu kez toplantılardan, eylemlerden döndüğünde, çocuklarını ve ailesini dahi göremeden, direkt işe gittiği günler hiçte az değildi. O, aynı zamanda bilinçli bir işçi temsilcisi olarak, kendisini asla, sadece “sürgün devrimciliği „ ile sınırlamadı. Yetmişli yılların ortalarına doğru, kapılarını işçi göçüne kapatan ve buradaki insanları ülkelerine zorla ya da teşvikle sürmeye kalkan, sınırdışı etme operasyonlarının başladığı Almanya’da,  kahve sohbetleriyle insanları direnmeye çağıran ve bu direnişin (Braunschweig tarihinde belki ilk kez çoğu göçmen olan)  2 bin kişilik bir kitle gösterisiyle noktalandığı  “İşsizliğe ve baskılara karşı büyük yürüyüşün” de en önde gelen isimlerindendi.
Yusuf Abi, iyi dinleyen, yerinde konuşan, ama her eylemliliğin içinde olmaya çalışan  ender rastlanan bir insandı. 80 li yıllarda devrimci saflardaki ayrılmalar ve kopuşlar ve geçirdiği kalp krizi  onu çok yıprattı ve yordu. Ama o, herkesin “artık köşesine çekilir” dediği dönemlerde bile, kalan enerjisi, zengin tecrübesiyle ihtiyaç durumunda bir hızır gibi ortalıktaydı.
Hararetli tartışmaları büyük bir hünerle yatıştıran, insanları sürekli yapıcı bir diyaloga çeken özellikleri onu, özellikle Braunschweig’lıların unutulmaz Yusuf Abisi yaptı. O yurtdışındaki jenerasyonlar arasında  bir köprü idi. İşte böyle bir İhtiyarı yitirdik. Kaybımız ve acımız büyük. Ancak içinde yaşanılan süreç ve onun tabiatı ve özellikleri bugün yas tutmamıza engel.
Ömrünün son günlerinde, ölüme meydan okuyan duruşundan da anlaşabileceği gibi, onu unutmamak, ancak onun yaşamını örnek alabilmekle mümkün. Onu ancak,  “haksızlığa, sömürüye, ırkçılığa, faşizme” karşı  verilen ve verilmekte olan mücadelede duyarlı ve aktif  roller alarak yaşatabiliriz.
Hoşça kal sevgili İhtiyar. Bugün çok yalnızız, ama seni asla unutmayacağız
Onu çok seven ve özleyecek olan
devrimci arkadaşları