Darbeciler Kimlerdir

|

Darbeciler Kimlerdir A Darbeciler Kimlerdir

12 Eylül faşist askeri darbesi 31. yılını dolduruyor. Darbenin muhaliflere, halklarımıza yaşattığı zulme ve hala varlığını devam ettiren sonuçlarına ilişkin çokça yazıldı çizildi. Henüz köklü bir hesaplaşma yaşanmasa da darbecilerin zihniyetleri ve mezalimi önemli ölçüde teşhir edildi bu 31 yıl içerisinde. Darbe anayasasını bir bütün olarak yırtıp atamasak da, işçi sınıfının ve diğer ezilenlerin mücadeleleri irili ufaklı birçok değişiklik yapmak zorunda bıraktı egemenleri. Zonguldak maden işçilerinin yürüyüşü, 87-91 işçi eylemleri, 1994 Emeğe Saygı mitingi/grevi, kadınların 1987 “Dayağa karşı kampanya” ile başlayan feminist direnişler, TCK’nın 438. maddesini hedef alan  “iffetli kadın olmayacağız (diğer adıyla Mor İğne)” kampanyasından bugüne dek alınan yol; ve tabi ki Kürt halkının 30 yıldır sürdürdüğü özgürlük mücadelesi faşist 12 Eylül anayasasını tam 17 kere değişikliğe uğramak zorunda bıraktı.
Gelinen noktada sermaye, AKP hükümeti aracılığıyla tüm bu değişimleri ve daha önemlisi “değişim isteğini” kendi hanesine yazdırmaya çalışmaktadır. Bırakalım bütünsel bir kavrayış yoksunluğu, yakın tarihe birazcık objektif bakan bir göz bunun ne kadar büyük bir yalan olduğunu görür elbette. Ancak, sermaye ve AKP ellerindeki devasa medya imkânları ve ideolojik aygıtlarla (ve tabii ki Uluslararası sermayenin desteğiyle) demokrasiyi en çok isteyen, askeri darbelere en çok karşı olan kendileriymiş algısı yaratmaya çabalıyorlar. Ve itiraf etmek gerekir ki bunda oldukça da başarılılar. En son 12 Eylül anayasa değişikliği referandumunda aldıkları %57’lik destek bunun en somut göstergesi oldu.
1980 24 Ocak kararlarını yürürlüğe sokabilmek için askeri darbeyi devreye sokan sermaye bugün orduyu siyaset iktidar alanının tamamen dışına itmek ve mutlak iktidarını kurarak küresel sermayenin yeni ekonomi politikalarına tam entegrasyonu sağlamak için terbiye edilmiş siyasal İslami (FethullahGülen asıllı AKP’yi) kullanıyor. Bir yandan orduyu siyasal iktidar alanının dışına, kışlasına sürerken, diğer yandan da bölgenin güçlü devleti olabilmenin olmazsa olmaz şartı olarak ordunun vuruş gücünü arttırmayı ihmal etmiyorlar elbette. Asgari ücretin 630 Lira olduğu, gerçek işsizlik oranının %20’leri bulduğu günümüzde, üç buçuk milyar doları gözlerini kırpmadan Skorsky helikopterlerine yatırıveriyorlar.
Kabaca böyle özetleyebileceğimiz mevcut duruma ilişkin olarak sorulacak soru, bunlara rağmen siyasal ortamda nasıl oluyor da “AKP ve sermaye darbelere karşı” algısının oluştuğu değil midir? Göstermelik anayasal düzenlemeler, 12 Eylül darbecilerinden sağ kalanların “ ölseler de bu davadan kurtulsak” hissiyatıyla ifadelerinin alınması “darbelerle hesaplaşmak” için yeterli midir? Bu gazetenin okurlarının hemen “tabii ki hayır” cevabını yapıştıracağından eminim elbette. Bu yüzden büyüteci kendimize doğru tutmalıyız ve 12 Eylül ile hesaplaşma çerçevesinde oluşturduğumuz dili gözden geçirerek yeni duruma adapte etmeliyiz. Bu sene de ülkenin dört bir yanında “12 Eylül darbecileri yargılansın” başlığıyla birçok miting ve etkinlik düzenleniyor. Sermaye ve bu dönemki siyasi temsilcisi AKP, yukarıda özet olarak bahsettiğimiz siyasal hamleleri yapmamış olsa bu slogan kendisini kolaylıkla sermayenin tüm eğilimlerinden ayırabilirdi. Ancak gelinen noktada bu slogan bir miktar flu kalıyor ve asıl yapması gereken vurucu etkiyi yapamıyor.
Gelinen noktada bizim “darbeciler yargılansın” sloganımız, artık mutlaka “darbenin önünü açan TÜSİAD, darbeci generaller ve darbeyi destekleyenler yargılansın” genişliğiyle yeniden formüle edilmelidir. Bugün 12 Eylül ile hesaplaşmaktan bahsederken darbeyi gerçekleştiren generallerin yanı sıra darbeye davet çıkaran Koç’u, Sabancı’yı, darbeye alkış tutan Fethullah Gülen’i, medya patronlarını ilk elden hedef tahtasına koymayan tüm yaklaşımlar eksik kalacak, darbecilerin bir kısmının kendilerini aklamaya yardımcı olacaktır.
Darbecilerin hesabını, darbecilerin mahkemelerinin sormayacağından adım gibi emin olmakla birlikte teşhir ve propaganda için yapılabilecek bir faaliyet önerisi ile bitireyim yazımı. 12 Eylül darbecilerinin yargılanması için suç duyurusunda bulunanlar, bu sene 12 Eylül’de gitsinler ve darbeci generallerin yanı sıra “darbe davetçisi olarak” TÜSİAD ile “darbe destekçisi” olarak da Fethullah Gülen ile ilgili suç duyurusunda bulunsunlar.
Belki yeni bir tartışmanın önünü açar.
 
Tuncay Yılmaz  Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi Sözcüsü Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi