12 Eylül Tiyatrosu Ankara Sahnesi (birinci perde)

|

 12 Eylül Tiyatrosu Ankara Sahnesi (birinci perde) A  12 Eylül Tiyatrosu Ankara Sahnesi (birinci perde)

12 Eylül; 1974’lerde başlayıp bugüne kadar uzanan bir süreçtir. 74’lerden 80’lere Amerikasever paşanın yıllar sonra itiraf ettiği gibi darbenin koşulları olgunlaştırılmıştır.
Darbenin koşullarının olgunlaştırılması pahasına 1 Mayıs’larda, Maraş’larda, Çorum’larda, üniversitelerde, ana caddelerde, sokak aralarında onlarca yurtsever aydın, devrimci katledilmiştir derin devlet görevlilerince.
Amerikan ajanlarının derin devlet görevlileriyle “derin dayanışmalı” balayı günlerinde meclis-ordu-polis üçgenleriyle koşullar olgunlaştırılırken, darbe süreci hızlandırılmış, halk bezdirilmiş ve darbe ister hale getirilmiştir.


Sonrası malum, “our boys” lar yönetime el koyarlar, ne hikmetse daha 5 Amerikasever maşa paşa süslenip püslenip siyah-beyaz TRT 1 ekranında boy göstermeden önce okyanus ötesi bir yerlerde darbe kutlamaları başlar. Yaygın gözaltılar, işkenceler, işkencede ölümler, gözaltında kaybolmalar sıradan olaylar haline gelir. Raporlarda darp izine rastlanmaz, raporlarda sıkça merdivenden kaymalara bağlı ölümlere rastlanır. Ölüm raporlarını başhekimler imzalar, savcılar ve valiler onaylar. Yargılamaları süren, yaşı 17’iyi geçmeyen gençler idam sehpalarında ölümle kucaklaşırlar. “Ne yani, asmayalım da besleyelim mi?” diye sorar meydanlarda halkına Kenan Evren, alkışlarla tempo tutar meydanları dolduranlar; “as, as, as,as….”


Aklın tutulduğu bir dönemdir; asılanlar, asılmayıp da sağ kalanlar, sağ kalıp da sakat kalanlar, sakat kalıp da bunalıma girip intihar edenler, intihar etmeyip de hala bunalım içinde yaşayanlar, bunalım içinde yaşayıp da yüzleri gülmeyen insanlar, yüzleri gülmeyip de her gün yaşadığına kahreden insanlar. İşte benim kuşağımın parçalı bulutlu ruh hali, 12 Eylül’ün yok ettiği kuşağımın.
12 Eylül yargılanıyormuş, bunamak üzere olan iki generalin yattıkları yerlerde ifadeleri alınıyormuş, ikisi de mışıl mışıl uyumuşlarmış.


-Bir zamanlar bizim de ifadelerimizi almışlardı, o gün bugündür ben hiç mışıl mışıl uyuyamadım ki, hep kâbuslarım böldü uykularımı, hep sıçrayarak uyandım kâbuslarımdan.
-Yaşamım hep genç yaşlarda kaybettiklerimi anarak ve özleyerek sürdü, ne zaman gülmek istesem onların artık gülemeyeceği aklıma geldi, gülmek istediğimden utandım.
-Yaşamayı hiç ama hiç istemedim o gün bugündür, ama kinim yaşamım oldu, bir gün darbecilerden, tüm darbe suçlularından hesap sormak yaşam motivasyonum oldu.
Ama, bu darbe tiyatrosu hiç mi hiç rahatlatmıyor beni, tersine kinim artıyor. Alzheimer’in en yakın adayları 2 maşa paşa darbe suçlusudur ve rolleri önemlidir. Ancak, darbeyi olgunlaştıran amerikasever derin devlet görevlileri, parlamenterler, MHP yöneticileri ve tetikçileri hesaba alınmamıştır.
Darbe sürecinde görevlerini eksiksiz! yerine getiren sıkıyönetim komutanları, üst düzey askeri yetkililer, valiler, savcılar, hakimler hesaba alınmamıştır.


Eksik hesaplı darbe yargılaması suçluların büyük bir bölümünü aklamaya hizmet etmekten öte bir anlam taşımamaktadır. Darbe suçlularının büyük bir bölümünün AK pastanın üst katında yaşamlarını sürdürmeleri de, darbelerin ürünü AK’ların darbeci AK’larla derin tarihsel bağlarının ve bağlılıklarının göstergesidir.
Ben gerçek bir yargılama istiyorum, tüm darbe suçlularını kapsayacak genişlikte bir yargılama.
Ben gerçek bir yargılama istiyorum, çalınmış gençliğim geri gelmez, ama darbe öncesi kabussuz uykularım belki geri gelir diye.


Ben gerçek bir yargılama istiyorum, çalınmış duygularım geri gelmez, ama belki gülmekten utanmam diye.
Genç yaşlarda gidenlerimizin hesabı biraz olsun soruldu diye, gülmesem de gülümserim belki diye…
FATİH AYDIN faydinus@yahoo.com