Biliyorum zor bir yazı, biliyorum zor bir soru...

|

Biliyorum zor bir yazı, biliyorum zor bir soru... A Biliyorum zor bir yazı, biliyorum zor bir soru...

Öncelikle; yazımın sonunda soracağım soru için bir şeyler yazmalıyım. Yalnızca basit bir soru soru soruyorum ve yanıtını bekliyorum. Başkaca hiçbir gayem yok. (...)
Efendim ben kendini bildim bileli, kendini demokrat, aydın ve solda sayan kitlenin içinde oldum. Bu kitlenin çıkardığı gazete ve dergileri 10-12 yaşından beri izlemeye çalıştım. Ehh yaşım 45 olduğuna göre, 30 yıldan fazla bir süre demokrat, aydın ve sol gazete ve dergileri izliyorum. Ayrıca kamu çalışanıyım. Bir kamu çalışanın  aldığı emekli ikramiyesiyle bir ev alınamadığına göre.... Varın siz çıkarın demokrat, aydın ve sol gazete ve dergilere verdiğim maddi katkıyı.
Benim 8 yaşında bir oğlum var. Oğlum dünyaya gözünü açtığından beri, kendini kitapların, gazetelerin ve dergilerin içinde buldu. Oğlumu kitap fuarlarına götürdüm. Yazar ve şairlerle tanıştı.

Elbette bunlar da yetmez. Oğluma; her bakımdan yaşadığı dünyaya saygılı bir insan olarak yetiştirmeye gayret ediyorum. Kimseye haksızlık yapmamasını ama haksızlığa da boyun eğmemesini öğütlüyorum. Yaşadığımız apartman dairesinden çıkınca, apartman kapısına kadar gürültü yapmamasını, apartmanda yere atılmış çöpü alıp çöp tenekesine atmasını öğretiyorum. Karşı cinse saygılı olması, kadınları aşağılayıcı küfür etmemesini, kimseyle kavga etmemesini, barışçıl olmasını istiyorum ondan örneğin.... Kuyrukta sırasına saygılı olmak, trafik kurallarına dikkat, televizyonda seçici davranmak gibi başka yüzlerce örnek sayabilirim.

Kuşkusuz kendi yolunu kendi çizecek. Ama ona babası olarak yukarıda saydığım şeyleri vermenin gönül rahatlığı olacak her zaman içimde. Grup Yorum'un şarkısında dendiği gibi '' Bir oğul yetiştirmelisin / Kavgada yiğit olmalı ''. Aynen öyle.
''Eee sorunu sor hadi '' dediğinizi duyar gibiyim. Peki benim bu denli özenle yetiştirdiğim, gün içinde defalarca sarılıp kokladığım; gözüm gibi sakındığım oğlum var ya. Diyelim öğretmen oldu, askerlik yaşı geldi askere gitti. Ve öğretmen ya da ne bileyim asker iken katledildi. (Burada belirtmeden geçemeyeceğim, Amacım polemik canavarlarının tartışmalarında sıkça zikredilen bitmez tükenmez; Türk, Kürt, Ulusalcı, Sivil, Vesayet vs tartışmalarını yeniden alevlendirmek asla değil.)
Sorumu şimdi soruyorum. Benim yaşamda tek çocuğum oğlum katledildiğinde bunca yıl içinde bulunduğum demokrat, aydın ve sol kitleden birileri acımı paylaşmak için bana sarılacak mı? 30 yıldan fazla bir süredir izlediğim demokrat, aydın ve sol yayın organları beni dinlemek için muhabirlerini yollayacak mı,  mikrofon uzatacak mı?

Bana ne olur kimse; tribünlere oynuyorsun, yok şehit edebiyatı yapıyorsun demesin. Dünyada en büyük acı sanırım evlat acısıdır. Evlat acısı çeken bir insan neyin edebiyatını yapacak ? Ben sorumun yanıtını arıyorum. Ama bu sorumun yanıtı olumsuz olacak sanırım.
Çünkü, belki evladımı yitirmedim. Ama; arkadaşlarını, dostlarını yitirmiş bir insan olarak bu konularda umudum yok ne yazık ki!... Ve alıcı soruyu soruyorum.  İnsanın ciğerini yakan en büyük acıların bile paylaşılmadığı bir ortamda siz hangi çözümden medet umuyorsunuz acaba? İnsanın ciğerini yakan bütün acıların çekinmeden paylaşabildiği bir ortam sağlayalım ki; bir çözümden, bir barıştan umudumuz olsun...
İBRAHİM ORMANCI ibrahimormanci45@gmail.com