Taşova Boğalı Yaylası

|

Taşova Boğalı Yaylası A Taşova Boğalı Yaylası

1965 yılı genel seçimlerinden önce Türkiye İşçi Partisi’ni kurmak için Şerafettin Atalay’a Genel Merkez yetki verir. Hazırlanan her liste geri gelir , yetkili ve etkili kişiler devrededir, kişiler markaja alınır, tehditler savrulur, yine de  il yönetiminin oluşumu engellenemez. TÖS Başkanı Ali Şimşek ve yönetici İbrahim Hizan’ın eşleri TİP yönetimi listesindedirler.    
Milletvekili adayı Taşova’nın Sonusa köyünden Naci Eren’dir. TİP adına radyodan konuşmalar yapmaktadır. Konuşmaları etkileyicidir. Süleyman Demirel, Naci Eren’e ‘’imam mıymış, imam bayıldı mıymış’’ diye cevap vermek zorunda kalır. Naci Eren alaylı bir imamdır. Sonusalı Bahri Hafız’ın oğludur. İki ablası Ladik Köy Enstitüsü’nü bitirmiştir. Seçimlerden sonra  Naci Eren’e en iyi Hatip ödülü verilir.

Şerafettin Atalay 27, Naci Eren 28 yaşındadır. Taşova İlçe Başkanı Belevi Köyünden Kadir Aytaç’tır, lakabı Deli Kadirdir. Ailesi Trabzon kökenlidir. Düşündüklerini alenen söyledikleri için çoğunun isminin başına ‘’deli’’ sıfatı konmuştur (İstanbul Barosu Avukatlarından Kemal Aytaç’ın Ailesi). Seçimler yapılır. TİP Amasya’dan 5.250 oy alır. Milli Bakiye sistemine göre, Genel  Merkez artan oylarını Amasya’ya aktarsa Naci Eren milletvekili olacaktır. Urfa’ya aktarır ve Behice Boran milletvekili olur.
Alınan oy sayısı herkeste şok etkisi yaratır. Şerafettin Atalay’ı ekonomik olarak bitirmek için kampanya başlatılır, öyle an olur ki sahibi olduğu otobüs işletmesine şoför bulamaz. O yıllarda ağır vasıta ehliyeti çok kıymetlidir. Naci Eren’in ağır vasıta ehliyeti vardır. Otobüslerden birisinin direksiyonuna Naci Eren geçer. Günler günleri kovalar, Naci Eren 1968 yılında TİP Genel Yönetim Kurulu üyesi olur.

1969 yılında ODTÜ öğrencileri CIA ajanı Commer’in arabasını yakar.  Aranan öğrencilerden Taylan Özgür, Yusuf Aslan, Halim Çelimli, İbrahim Seven THKO’lu Şeref Gürle tarafından Ankara’dan Amasya’ya yollanırlar. Onları Amasya’da Ali Şimşek ve İbrahim Hizan karşılar. Kadir Aytaç’ın Belevi Köyü’ne , oradan da Boğalı Yaylası’na giderler ve 10 gün sonra tekrar Ankara’ya dönerler.

MEZARLARI BAŞINDA...
1971 yılının 27 Ocak günü Şerafettin Atalay bizce kim oldukları belli katiller tarafından katledilir. Resmi kayıtlara faili meçhul olarak geçer. 7 yıldan bu yana Şerafettin Atalay’ı Amasya’daki mezarı başında anmaktayız. Mustafa Atalay’ın (Şerafettin Atalay’ın kardeşi) önerisi ile bu sene, bitkisel hayata giren ve yaşamını makineye bağlı olarak sürdüren Kadir Aytaç’ı ziyaret etme ve 1988 yılında kanserden yitirdiğimiz Naci Eren’i mezarı başında anma kararı aldık. İlk durağımız Kadir Aytaç’ın Belevi köyündeki eviydi. Kadir Abi hiç tepki vermeden yatıyordu. Odadan çıkan bir arkadaş üzgün bir şekilde “Gözleri kapalı yatıyor’’ dedi. 12 Eylül’de gördüğü işkenceler sonucu tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş Fazlı Kuru “Abi hepimizde keleş var deseydiniz ayağa bile kalkardı’’ diye espri yaptı.

 Kadir Aytaç ve Naci Eren köyleri belde olduktan sonra üçer dönem belediye başkanlığı yaptı. Naci Eren’in mezarı başındayız. Çam ağaçları içinde bakımlı güzel bir mezarlık. Bir arkadaş İstanbul’daki Rum mezarlıklarına benziyor diyor. Bölge, Niksar’dan Karadeniz bağlantılı eski Rum yerleşim yeri. Köy isimlerini değiştirmişler. Sonusa’yı Uluköy, Zuday’ı Alparslan yapmışlar. Alparslan yapınca başları göğe değmiş sanki. Mezarlıktan çıktık, Şerafettin Atalay ve Naci Eren’in arkadaşı Eşkıya Gazi Amca’yı ziyaret edeceğiz. 80 yaşındaki Ali Şimşek ile yan yana yürüyoruz. Ali Abi karşımızdaki dağları göstererek ‘’Taylanları bu dağlardaki Boğalı Yaylası’nda sakladık’’ diyor. Ali Abi’nin öyle içten, öyle hüzünlü bir söyleme şekli var ki, hani derler ya “tüylerim diken diken oldu’’ diye gerçekten tüylerim diken diken oluyor. Dağlarda yitirdiğimiz yüzlerce yiğit insan geliyor aklıma.

Dağlar gizemli dağlar, Taşova’dan Niksar’a kadar uzanan bin yılların yaylaları. Ve Enver Gökçe’nin şiirlerine konu olmuş Taşova. BirGün yazarlarından Melih Pekdemir ve Doğan Tılıç’ın çocuklukları ve gençliğe ilk adım atışları bu bölgede gerçekleşmiştir. Melih Pekdemir Taşova’da, Doğan Tılıç Niksar’da yaşamıştır. Naci Eren mezar taşına yazılacak yazıyı ölmeden önce kendisi kaleme almış ve bu yazıda Efsane Başkan Fikri Sönmez ile benzer duyguları paylaşmış: “Ben ne yaptıysam halkım için yaptım. Bedenim sizden ayrılıyor, kalbim sizinle’’ diyor Naci Eren.
Sizler de bizlerin kalbimizdesiniz. Işıklar içinde yatın bu ülkenin tüm yiğit çocukları.
GALİP YAZGAN  galipyazgan1@hotmail.com