KTÜ Farabi Hastanesi’nde işten atılan sağlık işçileri direniyor!

|

 KTÜ Farabi Hastanesi’nde işten atılan sağlık işçileri direniyor! A  KTÜ Farabi Hastanesi’nde işten atılan sağlık işçileri direniyor!

Bir sabah her günkü gibi bir güne uyandınız. İşe gitmek için giyindiniz. İşyerinize gittiniz ve sabah işlerini toparladınız. O sıra şefin sizi odasına çağırdığına dair bir telefon aldınız. Şefinizin (her kimse) odasına girdiğinizde ciddi ve mesafeli bir yüzle karşılandınız.
İşinize son verildiğini; mekanik bir sesle öğrendiniz. Yanlış anladığınızı düşündünüz, şaşkınlıkla ‘anlayamadım’ dediniz ve aynı kelimeler yinelendiğinde başınızdan dökülen suyun derecesini tahmin etmeye gücünüz kalmadı. Hatta yerinize çakılıp kaldınız. Hemen aklınıza ödenecek kredi kartı borçları, çocuklar, ev kirası vb geldi, büyük bir çaresizlik hissettiniz belki. O odadan yıkılmadan, gözlerinize dolan yaşları akıtmadan çıkmak için sizi hareket ettirecek enerjiyi aradınız bünyenizde. Bir şekilde kapıya yöneldiğinizde ise yapılan haksızlığa karşı yükselen öfkenizle bağırarak haykırmak isteğiyle dolup taştınız…

YENİ YILA İŞSİZ GİRDİLER
Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nden 31 Aralık’ta evlerine gelen telefonla işten atıldığını öğrenen taşeron şirket aracılığı ile çalışan 85 sağlık işçisi bu durumu duyduğu o anda yukarıdaki sayılan bütün duyguları çok yoğun şekilde, belki de daha fazlasını yaşadılar. 31 Aralık’ta tüm dünyada yeni bir yıl için iyi dileklerin tutulduğu, beklentilerin arttığı zamanda işten atıldığını öğrenmek...
Ama onlar yaşadıkları duyguları birlikte isyana dönüştürdüler.
KTÜ Farabi hastanesinden işten çıkartılanların gerekçesi; hastanenin zarar etmesi olarak gösterildi. Sayın Rektöre sormak gerekir, asgari ücretli çalışanların işten atılmasıyla hastane şu anda düzlüğe çıktı-kurtarıldı mı? Yangında ilk kurtarılacak en değerli nesnelerin üzerine yazılar yazılır. Kurum zararında ise kapının önüne ilk koyulan nesneleştirilen insan=güvencesiz çalıştırılanlar. Oysa bahsettiğimiz; aldıkları asgari ücretle zaten borç-harç içinde yaşamını devam ettirmeye çalışan ve kışın ortasında işinden, aşından edilen İNSANLAR.

 İnsanlık; en kötü durumda dahi onuruna sahip çıkabilenlerin üzerinden yaşar. KTÜ Farabi hastanesi önünde 33 günü aşkın süredir kurulu çadırda ‘işini geri isteyen’ on yedi onurlu direnişçi var. Onlar en kötü anlarında birlikte direnmede buldular umudu.
 Bu on yedi direnişçinin onu kadın. İlk eylemlerinde ilk sloganlarını kendileri üreten, pankartlarına sermayenin kalınlaşmış, paslanmış vicdanlarına inat, vicdanı olanlara seslenmek için ‘SİZ TOKKEN, BİZ AÇIZ’ yazdırdılar. SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) örgütlülüğünde devam eden direniş, taşeron çalıştırılan işçilerin ne ilk ne de son direnişi olacak.
Taşeron şirket aracılığı ile çalıştırmanın insan hayatını, insanı yok sayan örnekleri ne kadar çok; geçen hafta Gaziantep’teki patlamada ölen 8 işçi, öncesi madenlerde ölen canlar, OSTİM, Davutpaşa, Bursa’da koza işçileri, Tuzla… Taşeron cehennemine dönüştürülen ülkede; öl(dürül)en insanların sayıları artarken; değeri azaldı, nesneleştirildi insan. Kapitalizmin her türlü aracıyla ördüğü tüketmeye-piyasaya endeksli dünya;  hayatları taşeronlaştırıyor.

DİRENENLER ANLATIYOR
KTÜ Farabi Hastanesi önündeki çadırda direnişi sürdürenlerden;
Ayşe Akyüz 50 yaşında. Eşinden ayrılmış üç çocuğu var. Kış günü bizi bu durumlara düşürenlerin vicdanı sızlamıyor mu? diye soruyor.
51 yaşındaki Hatice Yılmaz 12 yıldır aynı hastanede çalışıyor, emekliliğine 8 yıl kalmış. Eşi emekli. Bankaya borçlu olan, üç kişinin yapacağı kadar işi yapan Hatice Yılmaz’a işten atma gerekçesi olarak orta yaşta olması gösterilmiş.
Emeklilik yaşını 65’e çıkarıp, insanların orta yaşa geldiği gerekçesiyle işten atılmasını seyreden, sermaye yanlısı yasa yapıcılar bu durum karşısında kendilerinden beklendiği üzere üç maymunu oynuyorlar..
28 yaşındaki Emine Aslan; eşinden ayrı ve üç çocuğu var. Çocukları küçük, biri okula gidiyor. Çalışırken hiçbir sendikaya üye olmayan Emine Aslan; SES’ ten çok destek gördüklerini ifade ediyor.

Güner Yılmaz 47 yaşında, 5 çocuğu var. Eşi günlük işlerde çalışıyor. Kirada oturuyor, emekliliğine iki yıl kalmış. Tazminatlarını almak istediklerinde yasal yollardan alın cevabını aldıklarını belirtiyor.
13 yıldır aynı hastanede çalışan 45 yaşındaki Yılmaz Altuntaş’ın 3 çocuğu var. Kirada oturuyor. Kendisi işsiz kalınca eşi temizlik işlerine gitmeye başlamış. Hiçbir zaman ek mesai almadan ayda 224 saat çalıştıklarını belirten Yılmaz Altuntaş, 340 işçiyle dönmeyen hastane işlerinin 272 kişiyle nasıl döneceğini merak ediyor. Battığı söylenen döner sermayenin faturasının 85 işçiye kesildiğini belirtiyor.

İşten çıkarılan bu insanların her biri yaşam öykülerinin kahramanıyken, şimdi işe dönmek için yürüttükleri onurlu direnişin kahramanlığına eviriliyorlar. KTÜ Farabi Hastanesi önündeki direniş çadırından çıkacak kazanım; taşeron cehenneminden çıkış kapısına bir adım daha yaklaşmak anlamına gelecek. Bu direnişi yürütenlerle dayanışmak, onların mücadelesini yaymak, mücadelelerinin mücadelemiz olduğunu göstermek; kendimizin ve çocuklarımızın taşeron cehenneminde yaşamasına izin vermemek anlamına gelecektir. Farabi Hastanesi önünde kazanım için kararlılıkla direnen tüm yüreklerle birlikte atan yüreklere selam olsun…
İLKNUR BAŞER - KESK Genel Meclis Üyesi