İkinci Boğaz projesi Sam Amca’nın

|

 İkinci Boğaz projesi Sam Amca’nın A  İkinci Boğaz projesi Sam Amca’nın

Başbakan Erdoğan çılgın proje olarak ortaya attığı Kanal İstanbul projesinin hazırlanmakta olduğunu ve böylece tarihi İstanbul Boğazı’nın sadece “tenezzüh” gezilerine  kalacağını  tekrarladı. Çok büyük bir maliyetle yapılacak bu  kanal,  İstanbul  ve Çanakkale boğazlarının  yerini alacağı için  zamandan da yakıttan da tasarruf sağlayacak.  Karadeniz’i doğrudan Ege’ye bağlayacak. Hani riskli de olsa  “İstanbul ve Çanakkale boğazlarından yürümekte olan bir deniz trafiği var,  şimdi böyle bir kanal açmanın zamanı mı?“ diye soranlar da çıkar elbette. “Durup dururken bu nerden çıktı?” diyen de oluyor. Geçenlerde bir dostum bu soruya, “Washington böyle istiyor” diyerek cevap verdi.


 Boğazlardaki seyrüsefer sistemini oluşturan Montreaux  antlaşmasına ABD taraf değil. Yıllardır taraf olmak için çok uğraş veriyor. Ama antlaşmanın tarafları, Montreaux’ye bir dokunulursa 40 yerinden kopacağını, herkesin farklı şeyler koparmak isteyeceğini bildikleri için şimdiki sisteme dokundurtmuyorlar. Artan petrol trafiği Boğazların güvenliği için  ve özellikle İstanbul için çok büyük tehlike yaratıyor. Bu da doğru! Yeni kanal bu riski, tarihi bölgeden uzaklaştıracak. Kanal İstanbul,  o bölgede inanılmaz bir arsa değerlenmesine de yol açacak ve büyük rant oluşacak.
 Ama Washington’un planı arsa spekülasyonu değil tabii.


 Yeni sağlanacak statüyle savaş gemilerini rahatça Karadeniz’e sokacak. Hem Rusya’yı güneyden kontrol edecek, hem de Hazar denizi, Azeri ve Kazak petrol bölgelerine deniz kuvvetleriyle de yaklaşma olanağı bulacak.  Gürcüleri kontrol etmek için Türkiye’nin kuzeydoğusunda üs kuracağına, yüzer gezer üslere sahip olacak.  Hasılı kelam, Washington her zamanki gibi karlı çıkacak. Peki, Türkiye’nin avantajı ne olacak?


Kanal İstanbul, bir kaza ve yıkım tehdidini tarihi boğazlardan uzaklaştıracak. Bu yabana atılmayacak bir avantaj. Çok büyük harcaması var. Sadece kanal açmak değil, çıkacak taş toprağı bir yere yerleştirmek ve iki yakanın elektrik, su, gaz gibi bağlantılarını, asıl karayolu ve demiryolu bağlantılarını sağlamak öyle kolay bir şey değil.
 Washington bu iş için kesenin ağzını açar mı? Doğrudan açmayabilir. Ama, taşıyıcı petrol şirketlerinin iknasını sağlayabilir. Onlar kıyıdan köşeden işin ucunu tutabilirler.  Kanalı, ne bileyim,  25 yıl işletme garantisi karşılığı bazı dev Amerikan şirketleri bu işe girebilirler.  Türkiye’nin fazla masrafı olmaz. Buna bozulacak olan Rusya ne yapar?  İşte burada fal bakamıyoruz.  Çünkü, Washington – Moskova ilişkilerinin üç beş yıl sonra ne görünüm alacağını tam bilmiyoruz. Hem Şanghay Beşlisi’ne göz kırpıp, hem Washinton’a boğaz açmak ne iş, o da anlaşılır şey değil. Bir de şu var; kanalla boğaz arasındaki Rumeli toprakları Avrupa’dan mı sayılacak, Asya’dan mı? Belki de Amerika’dan!
RECEP GÜVELİOĞLU – Gazeteci