AKP anayasası ve sol

|

AKP anayasası ve sol A AKP anayasası ve sol

AKP anayasayı değiştirebilecek mi, kendi başına mı değiştirecek diğer partilerin katılımıyla mı, hangi partiler ne kadar etki edebilecek, Kürt sorununu çözme yönünde adım atabilecek mi vb sorular basında uzun süredir soruluyor.
Önce en baştan başlayalım: Anayasanın değişmez, hatta değiştirilmesi teklif bile edilemez hükümleri var. Peki ''değiştirilmesi teklif bile edilemez'' maddeleri olabilir mi bir anayasanın? Bir nesil, gelecek onca neslin isteklerini ve zamanın değişiminin getireceği yönelimleri umursamadan, kendi görüşlerine göre değişmez maddeler koyarak herkesin hayatını ipotek altına alabilir mi? Gelecek nesillerin yaşamı, geçmişte yaşamış bir neslin kendi döneminin ufkuna göre oluşturduğu kurallar tarafından hapsedilebilir mi? Dejure olan, de facto olanı zapturapt altına alabilir mi? Zamanın ve dünyanın değişimini, gelecek nesillerin istek ve özlemlerini umursamadan kendi fikirlerini yasalaştırıp 'değiştirilmesi teklif bile edilemez' şekilde dayatmaya hiç hakkı yoktur. Halk değişmesini istiyorsa değişir. Doğru olan tutum, halka güvenmeyip onun için neyin doğru olduğuna ilişkin kararı dayatmak değil, halkın kendi iradesine sahip çıkmasını teşvik edip toplumun aktifleşmesini ve siyasallaşmasını sağlamaktır. Anayasalar devlet içindir; toplumsal özyönetimi savunan özgürlükçü devrimcilerin anayasa yapım sürecinden ziyade toplumsal mücadeleyi yükseltmeyi başa yazması daha akıllıca görünüyor.

Halkımız erklerini temsilcilerine devredip karara bağlanmayı beklemek yerine, temsilcileri aradan çıkarıp erklerine kavuşmak üzere sokağı örgütlese çok daha özgürlükçü ve sağlıklı bir yaşamımız olurdu. Bunun olamadığı mevcut durumda ise anayasayı halkın kendini yönetmesinin önünü açacak biçimde, halkın hazırlanışına doğrudan katılabildiği, her kesimin görüşlerini sunup aktif biçimde tartışabildiği ve maddeleri tek tek halkın onayına sunulan bir süreç içinde hazırlamayı önermek gerekiyor. Meclis‘teki, iradesini parti başkanlarına teslim eden ''temsilciler'' ve para babaları halkı ne kadar temsil edebilir? Zaten halkın dahil olmadığı bir anayasayı halk içselleştirmez.  Halkı işe karıştırmadan anayasa yapan temsilciler, yeri gelince o anayasayı delmekte de sakınca görmezler elbet! Anayasada kamulaştırma-özelleştirme v.b. konularda halk oylaması yapılmasını, gelir ve servetin vergilendirilmesini, temel hizmetlerin parasız olarak sunulmasını, yerinden yönetimin güçlendirilmesini, seçilmiş bir vekilin görev süresi dolmadan halk isterse geri çağırılabilmesini, özgürlükçü bir laikliği v.b. konuları gündeme getirip tartışılmasını sağlayabiliriz. Zaten bu süreci ancak böyle değerlendirirsek sosyalist hareket için bir anlamı olur.

YENİ DÖNEM, YENİ ANAYASA
12 Eylül anayasası, soğuk savaş döneminin ihtiyaçlarına göre kaleme alınmış, ulus devletin anayasasıydı. Küreselleşmeyle birlikte kapitalizm her yeri pazar haline getirdi, sermaye elini kolunu sallayarak dünyayı dolaşıyor, artık üretim bakımından da bir dünya ekonomisi söz konusu. Emperyalizm, ulusal çitleri kırıp global boyut kazanarak bir tür 'emperyal faşizm' biçimini alıyor. Melih Pekdemir'in ''taşeron tipi demokrasi'' kavramını ödünç alırsak, -demokrasi de bir devlet biçimi olduğu için diyebiliriz ki-, emperyalizmin son halinde bizzat ulus devletler taşeronlaştı. AKP'nin muktedirliğini pekiştirdiği, piyasacı ilişkilerin daha da yayılıp sosyal kazanımların hepten törpülendiği, yürütme erkinin öne çıkıp merkezileşmesini sürdürdüğü, emekçilerin sindirilmesi için dinin ve polis gücünün daha da öne çıktığı bir süreç olacak. ''Türkiye'ye özgü'' bir başkanlık veya yarı başkanlık sistemine doğru bir yürüyüşün adımları bunlar.

AKP'NİN MİSYONU
Burjuva partilerinin amacı, halkı anayasa yapım sürecinin dışında tutarak bu işi vekaleten kendileri yürütmektir. Böylece oligarşinin ve emperyalizmin yeni ihtiyaçlarına göre bir anayasa hazırlayabilecekler.  Anayasalar masa başında yazılmaz, toplumsal mücadeleleri yansıtır. Halkın anayasanın hazırlanışına müdahil olması ve katılımcılığının artması yönünde çabalar göstermemiz gerekiyor. AKP muhtemeldir ki Kürt sorununda çözüm olmasa da eskiye göre daha olumlu görünen adımlar atacak ama bunun yanına emeğe ve seküler yaşama dönük olumsuz maddeler serpiştirecektir. Bunların tümünü bir paket halinde onaylatmaya kalkacaktır. Böylece (HDK başta olmak üzere) sol yine yıpratıcı bir evet-hayır tartışması yaşayacaktır. Bunun için şimdiden ve yüksek sesle anayasa maddelerinin tek tek tartışılıp oylanması gerektiği belirtilmeli, halkın katılımı sağlanmalı, bağımsızlık vurgusu yükseltilmeli ve iktidarın merkezileşme eğilimi hedef alınmalıdır.

AKP'yi ancak emekçi halkımız durdurabilir. AKP anayasayı halkı karıştırmadan ve halkın çıkarlarına karşıt biçimde 'tepeden' yapmak istiyor. Bu aslında bir tür toplum mühendisliği örneğidir. Muhalefet yaparken bizim vurgumuz ise -Fatsalı Fikri gibi- ''halkla beraber ve halk için'' şiarı olmalı. FIRAT BAYRAM