Barışa taş atanlar!..

|

 Barışa taş atanlar!.. A  Barışa taş atanlar!..

Bir yılan deri değiştirdiğinde kısmen korumasızdır. Bir yılan büyük bir av yakaladığında, avını tam anlamıyla yutana kadar korumasızdır. Bu aşamada yılana her şeyi yapabilirsiniz çünkü en güçsüz olduğu anlardan biridir. Kaçamadığı için taşlayanlar olur yılanı.  Ben Türkiye’de Kürt sorununa getirilmek istenen çözüme, barış  çabalarına, sürece “engel olmak isteyenleri” korunmaya muhtaç bu yılana taş atanlara benzetiyorum. Barışı, gelecek barışı sindiremeyenler var! Barışa taş atanlar var.

Barış süreci kırılgandır, korunmaya muhtaçtır, hassastır. Ortada büyük bir sorun var ve bu sorunu çözmek isteyen siyasiler var. Sürece destek olan yazarlar, sanatçılar var. Bir de barışın en güçsüz olduğu anları yakalamak için uğraşan siyasiler, siyasilerin gaza getirdiği kitleler var.
“Barışın güçsüz olduğu anlar” diyorum çünkü barışa giden süreç her zaman zordur, kırılgandır. Kolay olan barışmak değil savaşmaktır ama zor olan her zaman güzeldir. Zor olanda gelecek vardır, yeni umutlar vardır.
Peki çözüm sürecine, müzakerelere “karşı” olan siyasilerin, partilerin (meclis içi ve dışı) çözüme yönelik başka planları var mıdır? Varsa nedir?


1. Kürt sorunu yok, hiçbir zaman da olmamıştı diyen siyasiler, gruplar!
Şu anki çözüm sürecine, BDP ile yürütülen müzakerelere, İmralı sürecine tamamen karşı olan siyasiler var. AKP ve BDP’yi, müzakerelere destek veren yazarları, sanatçıları sert dille eleştiriyor bu siyasiler. Peki çözüm nasıl olmalı dendiğinde, ortada bir Kürt sorunu yok ile başlayıp devam ediyorlar dolayısıyla çözüm de gerekmiyor bunlara göre. Bu siyasiler çözümün önünde en büyük engel. Konuşmalarında zekâ kırıntısına rastlayamıyoruz.
2. Bir sorun var ama muhatap alınan kişiler yanlış diyen siyasiler, gruplar!

Bu grup ilk grupla tam olmasada kanka sayılır ama ortada bir sorun var diyebiliyorlar, bu yönleriyle ilk gruptan ayrılıyorlar. Bunlara da şunu sormak gerekir; Kiminle görüşülecek? Fildişi Sahili Cumhuriyeti vekilleriyle mi? Ya da Papua Yeni Gine Başbakanı? Belki de Ukrayna bu sorunu çözmemizde yardımcı olabilir? Rusya ucuza gaz satsa bu sorun çözülür mü? En iyisi bu sorunu çözmek için Filipinler ile temasa geçelim. Muhatap alınan kişiler yanlış demek işte bu kadar komik! Fazla söze gerek var mı?

3. Sorun var, muhatap alınması gereken kişiler de doğru “ama” diyenler!
Bu grup aslında söylemleriyle çözüme karşı görünmüyor gibi algılanabilinir lakin unutmamak gerekir bünyelerindeki paranoya psikoloji adım atmalarını, sürece destek olmalarını engeller. Sonuç olarak desteklemedikleri mevcut çözüm sürecine karşıdırlar diyebiliriz.
Peki nedir bu ‘ama’dan sonrası; Ama halk bu sürece hazır değil! Ama bu sürecin sonunda farklı istekler doğacak! Ama belki de başka bir çözüm yolu vardır!

Aslında barışın önündeki en tehlikeli  grup budur. Fazla konuşmazlar, genelde sessizdirler ve “amacıdırlar”. Barış isteyenler ile istemeyenler arasında kalmıştırlar demek abartılı olmaz bence. Arasında diyorum çünkü sürece tam destek de veremiyorlar. Amacılar içinde her şeyin güçlü bir ekonomi ile çözüleceğine inananlar ve emperyalist güçlerden çok fazla bahsedenler de fazla.

Bu ekip ekonomi diyor başka bir şey demiyor. Her biri birer ekonomi profesörü. Daha fazla yol yapalım, bütçe den fazla pay ayıralım, fabrikalar yapalım vs. Tamam güçlü bir ekonomi , istihdam çok önemli ama soruna yalnızca ekonomi temelli bakmak, kültürel sorunları görememek, geçmişin getirdiği eşitsizliklere, haksızlıklara göz yummak hiç inandırıcı olmasa gerek. (Aslında ikinci ve üçüncü grup sorunun ekonomi temelli olması konusunda ortak paydada birleşiyorlar)
Peki halk bu sürece hazır mı?

Bu soruyu soranlara sormak gerekir? Halk bu kanın durmasını istemiyor mu? Dostluğa, kardeşliğe aç değil miyiz?
Ama bu sürecin sonunda farklı istekler doğacak!
Bunlara da şunu demek gerek;
Eşit haklarla doğup eşit haklarla ölen insanların olduğu bir ülkede kuşkusuz her gün aynı güneş doğar ama kimse gölgede kalmaz. Eşit bireylerin doğması, eşit hakların olması, kimsenin gölgede kalmaması en güzel istek değil midir?
“Belki de başka bir çözüm yolu vardır demek” ise yol alamamaktır, nasıl yol alınacağını bilememektir ve alamadığımız her yol bizi ancak eski çıkmazlara geri götürür.

EMRAH ÖZ, Fizik Mühendisi
emrah@emrahoz.com.tr