hAPİSHANEDEN

|

 hAPİSHANEDEN A  hAPİSHANEDEN

Merhaba BirGün emekçileri;
Hapishanelerdeki sorunlar her geçen gün artıp, daha ibretlik biçimlere bürünüyor. Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishane ‘Eğitim Kurulu’nun 11.01.2013 tarihli 2013/8 sayılı kararı bu ibretlik durumlardan sadece bir tanesine örnek teşkil ediyor. Bu durumu sizlerle de paylaşmak istedik.
Hapishane ‘Eğitim Kurulu’nun, söz konusu kararına göre genel aramaların yapılmasını engellediği, kurumun fiziki yapısını bozduğu (artık bu ne demekse) ve güvenliği tehlikeye düşürdüğü için tutsaklar artık hücrelerinde kişi başına 10 kitaptan fazlasını bulunduramayacak. ‘Fazlalık’ kitaplar zorla alınacak. Dini inançla ilgili olan ve lise, üniversite ders kitaplarına bir sınırlama getirilmeyecek. Dışarıdan, bilgisayar çıktısı alıp yakınlarımızın adına gönderdiği yazılar tarafımıza verilmeyecek. Ayrıca, Dünya Atlası ve Türkiye haritası gibi harita ve coğrafya bilgileri içeren vb şeyler örgütsel amaçlı kullanılabilecek materyaller olarak değerlendirilmiş, tutsaklara verilmemesi ve hücrelerde 10 adet dergiden fazlasının arşiv olarak bulundurulması yasaklanmıştır.

‘Eğitim Kurulu’nun kararında evet, bunlar var. Daha önce de hapishanede üç kitap sınırlaması vardı. Üç kitaptan fazlası tutuklu, hükümlülere verilmiyordu. 2005 yılında bu uygulama kaldırıldı. Sekiz yıldır kitaplara herhangi bir sınırlama konulmadan tarafımıza veriliyor. Hücrelerde bu zamana kadar kitaplardan ya da dergilerden kaynaklı herhangi bir güvenlik sıkıntısı oluşmuş değildir, bunun olması da imkânsızdır. Çünkü kitaplar sürekli sirkülasyon halindedir. Araştırma, inceleme, siyasal, politik, sanatsal,edebi, kültürel olanlarda okuma yazma faaliyetleri açısından gerekli olan kitap, dergiler gerek tutsaklar açısından gerekse de yakınlarıyla sürekli sirkülasyon halindedir. Bu zamana kadar (8 yıldır) güvenlik vs açısından sorun yaratmayan kitaplarımız için, şimdi ‘böyle olabilir’ denilerek olumsuz bir algı yaratılmaya, bu algı da tutsakların aleyhine yöneltilmeye ve sonuçlandırılmaya çalışılıyor.
‘Eğitim Kurulu’nun kararı tutsaklar arasındaki paylaşımın önüne geçme amacı taşıdığı gibi bilgiye ulaşma imkânlarını sınırlamak ve fiili olarak engellemeye dönüktür. İçerik olarak baktığımızda zihin haritasının orta çağın engizisyon mahkemelerine dayandığı ve yakın tarihte de 12 Eylül faşizminin ruhuna rahmet okuttuğu görülecektir. Bugün en üst düzeyde devlet bürokrasisinden 12 Eylül faşizminin kitap yakma faaliyetleri, yasaklamalarına veryansın edilirken, hapishanelerde dünya atlası, Türkiye haritası gibi haritalar ve coğrafya bilgisi içeren şeyler ‘örgütsel amaçlı kullanılabilecek materyal’ olarak yasaklanıp mahpuslara verilmiyor. Kitap okuma oranlarının çok düşük olduğu Türkiye’de, bir de hapishanelerde kitap okunması, bilgiye ulaşılması en alt düzeye çekilmekte ve fiili olarak engellenmeye çalışılıyor.

Kitap hayattır, bilgidir, aydınlanmadır. Tutsaklar için kitap-dergiler dışarıda olduğundan çok daha önemlidir. ‘Eğitim Kurulu’ 10 kitap, 10 dergi (10 adet arşiv) sınırı koyuyor ve fazlasını dışarı göndereceksiniz diyor. 10 kitap okuyacak, onları dışarı göndereceksin, posta ya da ziyaretçi yoluyla yeni bir 10 kitabın gelmesini bekleyeceksin ki bu süre en az iki aydır. Çünkü kitapların buradan çıkması ve dışarıdan gelen kitapların ‘Eğitim Kurulu’nun incelemesinden geçmesi kolay olmuyor. Bu müthiş bir zaman kaybı, maddi-manevi zarar demektir. Tutsakların yaşamlarının daraltılması, bir cendereye sokulmak istenmesiyle aynı anlamı ifade etmektedir. Ve bizlere, ailelerimize ek olarak ekonomik külfet yaratmaktadır. Duyarlı olacağınıza inanıyoruz. Çalışmalarınızda başarılar.

HAYDAR BAYAR, 1 Nolu F Tipi Hapishane/Tekirdağ
 

***

AKP barışından sonra aklıma gelenler

M. Karayılan, Hasan Cemal ile konuşmasında, "Biz bu konuda eskiyi aşan düzeyde, Türk devlet sistemini Kürdistan’da felç etmeyi planladık ve gerçekleştirebileceğimize de inanıyorduk. Bence Türk devleti ve hükümeti, bu izah ettiğim dış ve iç koşulların savaşa uygunluğunu gördüğü içindir ki, politika değişikliği yaptı” demiş.
Buyur.  Ben demedim mi şimdi iki taraf da biz yendik tartışmasına girecek diye? Aynı Kadeş savaşında Hitit'lilerle, Mısır'lılar gibi... Bir anlaşmaya  mecbur kalmışlardı; çünkü kuzeyden Asurlular yeni bir tehlike olarak gelmeye başlamışlardı. Bölge üçüncü bir imparatoru kurtarmaz diye düşündüler. 15 yıl süren savaş sonunda, II Ramses ile Hitit Kralı III Hattusili anlaşmayı imzaladı. Sonra herkes "Biz kazandık" demeye başladı ve savaşı "kutsal savaş" olarak ilan etti. (Bkz. Kitabeler)
 Bugün de aynısı. Şimdi kimse ABD istedi de böyle oldu demeyecek. "Biz kazandık!" demeye başladılar bile. Birisi Kürtlerin kutsal savaşından, diğeri İslamın kutsal hedeflerinden ve hoşgörüsünden söz edecek. Asıl gerekçe ise: Bir nükleer güç olma yolundaki İran'ın, ABD tarafından Türkiye ve İsrail ittifakı ile dizginlenmesi.
 40-50 sene sonra herkes anlar ve doğru cevap yazan çocuklar tarih sınavından iyi not alır.
 Sonuç iyi yani !!!
TANER ADAY taner.aday@yahoo.de