İttifakın öteki yüzü; yatırım ve enerji

|

İttifakın öteki yüzü; yatırım ve enerji A İttifakın öteki yüzü; yatırım ve enerji

2010’da yaşanan Mavi Marmara olayının ardından gerilen İsrail-Türkiye ilişkileri geçtiğimiz günlerde İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu’nun özrü sonrası tekrar rayına oturmaya hazırlanıyor. Sürecin başında ‘one minute’ ile sarsılan ve Mavi Marmara olayı ile ekseninden tamamen çıkan diplomatik  ilişkiler, tazminat görüşmelerinin başlamasıyla birlikte düzeleceği yönünde bir imaj çiziyor. Kamuoyu; Suriye’deki direnişin bir türlü sona ermemesi ve İran’ın ABD’ye karşı olan duruşu sebebiyle İsrail ile Türkiye arasında bir ittifaka gidildiği ve bunun da ABD Başkanı Obama aracılığı ile olduğu konusunda hemfikir görünürken, bambaşka bir sektörde yapılan girişimler ve ortaya çıkan raporlar bu ittifakın farklı nedenleri olabileceğini de gösteriyor.


Başbakan Erdoğan özür görüşmesine değinmekten çok ‘Obama’nın sesini özlediğini’ öne çıkarmayı tercih ederken, İsrail tarafında ise Başbakan Bünyamin Netanyahu ülke basınına yaptığı açıklamada ‘’Değişen gerçekler, bölgedeki ülkelerle ilişkilerimizi yeniden ele almamızı gerektirdi. Suriye krizinin sürekli kötüleşmesi en önemli kaygımız’’ şeklinde konuşmuştu. Netanyahu’nun, onca çabaya rağmen yıkılmayan Esad rejimine karşı Türkiye ile ittifaka girmek için özür dilediğini belirtmesi üzerine AKP iktidarı bu konuda sessiz kalmayı tercih etmiş, başta Davutoğlu olmak üzere birçok bakan dikkatleri Kıbrıs sorununa çekmeye çalışmıştı.


GAZZE PAZARLIĞI OLACAK MI?

2012 yılı başlarında yasal olarak Filistin’e ait olduğu reddedilmeyen doğal gaz rezervleriyle ilgili olarak İsrail’in niyeti, savaş başından bu yana ortadayken, Hakan Fidan’ın Kahire'de Mossad Şefi Tamir Pardo ile yürüttüğü iddia edilen görüşmeler sonrasında şeridin tamamen askeri hale dönüşeceği İsrail basınında açıkça dile getirilmişti. İsrail’in kıyı rezervleri konusunu sıcak tutması ve enerji sevkiyatı konusunda kendi basınında Türkiye ittifakı ile ilgili nabız yoklatması, akıllara bir enerji projesinin hayata geçip geçmeyeceği sorusunu getiriyor. Zira İsrail’in, Kızıldeniz üzerindeki bir petrol boru hattı merkezi olan Eilat limanından bir diğer boru hattı terminali olan Aşkelon limanına ve diğer yönde Hayfa’ya kadar uzanan bir proje olduğu uzun yıllardır konuşuluyor.


Gerçekliğe dönüşecek bir İsrail-Türkiye boru hattı projesiyle Türkiye’nin Ceyhan limanına kadar uzanması muhtemel olan enerji sevkıyatı koridoru son günlerin ittifakı karşısında şüphe uyandırmakla kalmıyor, bu koridorun Ceyhan, Bakü-Tiflis-Ceyhan Hazar ötesi boru hattının son noktası olması da gözler önüne çıkıyor. Muhtemel projenin merak uyandıran kısmı ise asıl planın Gazze’nin yasal rezervlerinin olası değişimi sonrası Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının İsrail’in uç hattı olarak da bilinen Eilat-Aşkelon boru hattına bağlanıp bağlanmayacağı oluyor.


ABD’NİN MÜDAHALE NEDENİ

Yıllardır süregelen diğer bir konu ise Türkiye ile ABD’nin İran’dan alınan doğalgaz üzerinde anlaşmazlık yaşaması. Türkiye’nin ihracat rakamlarına ‘’ihraç malzemesi’’ olarak yansıttığı altınlar ile İran’dan alınan doğalgazın bedeli karşılanırken, ABD’nin 6 Şubat 2013 tarihinde doğalgazın karşılığının değerli metallerle ödenmesine karşı yaptırımlarını uygulamaya başlatması Türkiye’ye de verilen mesajın aşikârlığını gösteriyordu. İran’la yaşanan bu kriz neticesinde, Avrupa’ya açılacak alternatif bir gaz yolu ABD’nin itiraz etmeyeceği bu işbirliğini de beraberinde getirmiş oluyor.


‘ZORLU’ YATIRIMLAR

Geçtiğimiz dönemde İsrail ve Türkiye’nin enerji yatırımları haberlerinin içerisinde adına sıkça rastladığımız Zorlu Grubu ismi ve şirketin İsrail’de yürüttüğü haberlerle ilgili yeni bir bilgi, geçtiğimiz günlerde yine İsrail basınından geldi. İsrail’den Haaretz gazetesi Zorlu Grubu ile ilgili yaptığı haberde şu satırlara yer veriyordu: ‘’Zorlu Grubu, İsrail`in Hayfa kentine 130 kilometre uzaklıkta bulunan Leviathan Doğalgaz Sahası`ndaki gazı Akdeniz`in altına döşeyeceği boru hattıyla Türkiye`ye taşımak için İsrail ile görüşmeler yürütüyor. Projenin gerçekleşmesi halinde yılda 8-10 milyar metreküp doğalgazın Türkiye`ye taşınması gündemde.’’


Bir diğer nokta ise; Zorlu Grubu’nun halihazırda İsrail`de yatırımlarının bulunuyor olması. Grup, çoklu bir ortaklık neticesinde İsrail ve Türkiye’nin ortaya çıkan gaz projesinin muhtemel durağı olan Aşkalon’daki bir baraj inşasında görev üstlenmiş durumda.
Netanyahu-Erdoğan arasında gerçekleşen özür sonrası beklendiği üzere Zorlu Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu da sessiz kalmamış ‘’Hem Türkiye’nin hem de İsrail’in menfaatleri açısından son derece olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum’’ açıklamasında bulunarak sürecin her iki tarafı da memnun edeceğine inandığını söylemişti.


2016’YA ÇEKİLEN DİKKATLER

Zorlu Grubu’nun Ocak 2012’de Zorlu Enerji Genel Müdürlüğü’ne atanan ismi İbrahim Sinan Ak’ın açıklamaları bu 2016 yılına dair birtakım fikirler sunmakla kalmıyor, İsrail ile Türkiye arasında kurulan ittifakın hangi yöne doğru yol alacağına dair de ipuçları sunuyor.
İbrahim Sinan Ak ’’2016'ya kadar sadece Türkiye için 1 milyar dolar civarında bir yatırımın planlaması yaptık.  Özellikle İsrail’de önemli yatırım kararlarının alındığı bir dönemdeyiz. Doğalgaz santralları ve güneşe yatırım planımız var. Bu bölgede yaptığımız yatırımlar diplomatik ilişkilere göre daha çok şekillenebilir’’ açıklamasıyla, özür süreci sonrası yaşanacak muhtemel İsrail-Türkiye boru hattı projesine de göz kırpıyor.


PAZARLIK MASASINDA KİRLİ DÜZEN

Sonuç olarak; İsrail’in yönünü Türkiye’ye dönmesi neticesinde bu ikilinin savaş ortaklığının yanı sıra nükleer tehditlere de kulak asmadan ABD önderliğinde bir enerji ittifakına da girdiği aşikâr. İnsani bir tarafı olmayan bu ittifakın götürecekleri ise yukarıdaki satırlarda açıkça yer alıyor. 2016 hedefi ile kurulan bu enerji ittifakının birçok insan hayatının pazarlığına ve kaybına, bunun yanında doğal yaşamın katledilmesine neden olacağı ortaya çıkıyor.  Suriye’deki rejime karşı devam eden müdahale ve operasyonlar aynı emperyal düzenin farklı bir alandaki stratejisi olarak göze çarpıyor.
İsrail-Türkiye boru hattı projesiyle Türkiye’nin Ceyhan limanına kadar uzanması muhtemel olan enerji sevkıyatı koridoru ise tüm bu gelişmelerin ışığında öne çıkmaya hazırlanıyor.
CAN COŞKUN

***
İsrail’in özür gerçeği
İSRAİL’in 3 yıl aradan sonra barış görüşmelerinde bulunmaları, sürdürmekte oldukları politikanın yeni dünya düzenin de değişime uğradığını kendileri başta Suriye konusu olmak üzere farkındalar ve özür dilemeyi bir strateji hedef olarak, kendi çıkarları doğrultusunda kabul ettiler, Başkan Barack Obama şahitliğinde. Değişen dengeler ve Türkiye Strateji alanındaki öneminin artması, Ortadoğu politikasının değişmesi bölgede strateji önemi açısından da, İsrail’in her geçen gün Türkiye’nin hava ve ticaret alanlarına ihtiyacını artırdığından dolayı, Türkiye’ye özür dilemeyi kabul etmek zorunda kalmıştır.


İsrail’in özür dilemesi, bozulan siyasi, ticari ve askeri alanlardaki diyalogları yarım asır var olan müttefiklik ilişkilerini eskisi gibi devam etme çaba ve arzusundalar. Siyasi diyalog olmadığından dolayı bölgede var olma mücadelesini sürdürmesinin pek kolay olmadığını bu geçen sürede çok iyi analiz etmiş durumdalar.
Siyasetin olmadığı bir diyalogla, Türkiye pazar ve ticaret İsrail için büyük bir ticaret kaybıdır. 6 milyonluk nüfusun, 76 milyonluk genç nüfusa ithalat yapması kadar kazançlı hiçbir iş olamaz ve İsrail bunun bilincinde artık.
 İsrail’in ithalatının gelecekteki ticaretine Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Avrupa
ülkelerinin de önem verdiği enerji boru hatlarının güvenliği için İsrail Türkiye ilişkilerine büyük önem vermeleri ve var olan ilişkilerinin artmasını güvenlik alanlarında işbirliğine gidilmesi, enerji güvenliği açısından Batılı ülkelerin önemle istedikleri bir ilişkidir.


 NATO ve askeri alanlarında Türkiye’nin tavrı, İsrail’in tatbikat ve askeri işbirliğine büyük bir darbe vurmuştu. Askeri alanların en önemli kısmı ise istihbarat paylaşımıydı.
İsrail bu süreçte bunu da kaybetmişti. Şuanki gelişen sürecin önemini düşünürsek; Suriye ve İran konusunda yeterli istihbarat
bilgisine bölge ve sınır olarak Türkiye’yi dışarıda tutmak ve Türkiye’siz hiçbir bilgi ve lojistik anlamda yok saymak geleceğin tüm strateji hedeflerinde başarı Türkiye’siz olmayacağının da farkında İsrail hükümeti.
İBRAHİM TAŞKIRAN
itaskiran@windowslive.com