Emanetçi ÖSYM

|

Emanetçi ÖSYM A Emanetçi ÖSYM

(…)
Bildiğiniz gibi ÖSYM, içeriğinde yabancı dil sorusu veya testi bulunan, yabancı dil seviyesi belirlemeye yönelik olan KPDS ve ÜDS sınavlarını kaldırdı ve bunların yerine bu yıldan itibaren yapılması kabul edilen Yabancı Dil Bilgisi Seviye Belirleme Sınavı (YDS) getirildi. İlk YDS de 7 Nisan 2013 Pazar günü yapıldı. Sınava 330 bin 796 aday başvurmuş.
Sabah erkenden kalkıp gittim sınava gireceğim okula. Bina girişinde üstümüz arandı, kimliklerimize ve sınav giriş kağıtlarımıza bakıldı. Üzerinde metal olanlar, telefon gibi cihazlara sahip olanlar, yanlarında çanta getirenler sınava alınmadı. Eşyalar okulun orasına burasına atıldı ya da dışarıda bekleyenlere emanet edildi. Herkes elindeki giriş belgesinde yazan sınav salonuna girip yine numarasının yazdığı sıraya oturdu. Sınavda ilk 110 dakika ve son 15 dakika dışarı çıkmak yasak olduğundan sınav başlamadan önce tuvalete gidenler oldu.


KAMERA KAYITTA...

Yeni sınavla birlikte bazı yenilikler olduğunu gördük. Şimdi ise kağıt kutu gitmiş, yerine ÖSYM markalı plastik şeffaf kutu gelmiş. Bunun içine ÖYM markalı üç renk şeker ve bu sefer siyah renkli, üzerinde ( ÖSYM ve EMEĞİNİZ EMANETİMİZDİR) yazan iki kalem ve mavi renkli faber castel marka bir silgi koyulmuş. Ben naylon şeffaf kılıf içinde verilen kağıt mendillerin de bir tarafına ÖSYM markası basılmış mı diye baktım hemen. Hayır, onda bir değişiklik yoktu. Talebe zihni kımıl kımıl, durmuyor tabii! Kafamı kaldırdığımda yönü salona doğru bakan bir kamera olduğunu fark ettim. O sırada türbanlı bir kadın gelerek sınav gözetmenine kamera hakkında bilgi verip gitti. Atarlanma vakti gelmişti. “Pardon, bu kamera ne?” diye bağırdım. Görevli “Güvenliğiniz için” dedi. “Nasıl yani, kapıda bir sürü polis var, bize kim ne yapacak, ne demek güvenliğiniz için?” diye sordum. Şaşırdı, kem küm etti görevli: ”Hani kopya olayları olabiliyor ya, onu engellemek için, sizin için” dedi. “Olmaz öyle şey, resmen bizi fişliyorsunuz, gözetlemek ne demek, zaten her yerimizi arıyorsunuz, küçücük salonda iki görevlisiniz, böyle mi kopyaya engel olacaksınız, olamaz” diye ısrarla itiraz ettim. Kamera kayıtta olduğu için söylediklerimi ÖSYM de duysun istedim. Bu arada kendi kendimi yaktım galiba! Sonra “demek sınav ücreti boşuna 40 tl’den 50 tl’ye çıkmadı. Bu sefer görevli: “Ama bu kameraları satanları, kamerayı kuranları, kullananları düşünürseniz ne kadar çok kişinin bundan ekmek yediğini fark edersiniz, yazık onlar da geçim derdinde “ deyince, sinirim iyice tepeme çıktı. “Hadi ya, ÖSYM bizden kazandığı paralarla başkalarının geçimini sağlıyor demek, bu nasıl bir itiraf, senede kaç tane sınav yapılıyor ve bunlara girmek durumundayız, ya bir iş sahibi olmak için bizim harcadığımız kurs ve sınav paraları ne olacak, biz fakirleştikçe birileri zenginleşiyor, bizim cebimizden çıkanlar ÖSYM markası ve hizmetiyle bize geri sunuluyor güya, oh ne ala memleket, resmen paramız, emeğimiz gasp ediliyor” dedim. Bu arada sınav katılımcılarından ses seda çıkmadı. Her koyun kendi bacağından asılır ne de olsa, herkes kendi sınav stresi ile hayalleri ile öylece oturuyordu. İçlerinden “bu kadın da nereden çıktı, dırdırıyla konsantremizi bozuyor” diyenler de olmuştur mutlaka. Kamera ile kayıt altına alındı her şey, içimi döktüm, bari diğerlerini daha fazla germeyim” diyerek sustum, “nasılsa bu düzenin berbatlıklarıyla uğraşmaya, mücadeleye devam ediyoruz,edeceğiz” rahatlığıyla... (…)


Sınav biter bitmez doğum tarihiyle ilgili bölüm üzerine bir tartışma çıktı. Yetkililer “O,o önemli değil, nasılsa bizde bütün kimlik bilgileri var” diye açıklama yaptılar. Şimdi merak ediyorum, bu kameralar kaç paraya kimlerden hangi yöntemle alındı? Bunları kimler salonlara kurdu, kaldırdı; bunları kimler izleyecek, kayıtlar ne kadar süre ile elde tutulacak, nasıl imha edilecek,edilecek mi? Kamera kaydınızın yanlışlıkla silindiği, kaybolduğu, kameranın aslında çalışmadığı gibi şeyleri de duyacak mıyız? Ki bence çok mümkün. Nur topu gibi potansiyel bir dert daha bizi bekliyor.


BU SİSTEME MECBUR DEĞİLİZ

Sınavlar, rekabete ve ezbere dayalı eğitim sisteminin bir parçası olarak her zaman karşımıza çıkıyor. Bu sınav da kimilerine göre zor, kimilerine göre kolay geçmiştir. Ama insanın ömrünü, sağlığını tüketen, maddi boyutu özellikle aileler için yıkıcı olan bu sınavların da, bu sınavlar için açılan kursların da kalkması lazım. Tam fırsat eşitliği, bilimsel, çağdaş, demokratik, anadilde, nitelikli ve ücretsiz bir eğitim sistemi hayal değil. Öğrencilerin ve ailelerin müşteri, okulların şirket, eğitimin parayla alınıp satılan mal-hizmet haline getirildiği bu piyasacı düzenden ekmek yiyenlerin boğazındaki o emek bir gün kalır, hem de öyle bir kalır ki!..
DENİZ ÖZLEM BİLGİLİ