hAPİSHANEDEN

|

hAPİSHANEDEN A hAPİSHANEDEN

Merhaba değerli BirGün emekçileri,
Ben Eylem Mahanda. 22 yaşındayım. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk  Fakültesi 4. sınıf öğrencisiyim. Bu mektubu tutuklu yüzlerce öğrenciden biri olarak Aliağa Kapalı Kadın Hapishanesi’nden yazıyorum sizlere. 18 Ocak’ta yapılan sözde ‘büyük DHKP-C Operasyonu’nda onlarca memur, sanatçı, avukat, gazeteci ve öğrenciyle beraber ben de gözaltına alındım ve ardından tutuklandım.


18 Ocak’ta sabaha karşı saat 4’te ailemle birlikte yaşadığım evim onlarca polis tarafından basıldı. Kitaplarım, ders notlarım didik didik arandı, evim talan edildi. Beni annemin ve kardeşimin önünde büyük bir suç işlemişim havası yaratarak apar topar gözaltına aldılar. Neydi peki suçlarım? Sorguda öğrendiğime göre; 1 Mayıs 2012’de binlerce kişiyle birlikte Taksim’de bulunmak, İzmir’deki 8 Mart kutlamalarına katılmak, Ankara’da yapılan YÖK karşıtı bir eyleme katılmak ve ‘Tutuklu Öğrenciler Serbest Bırakılsın’ talebini dillendirmek.


Gözaltının ardından yabancısı olmadığınız bir soruşturma süreci yaşadım. Hakime de, savcıya da sordum, ‘Yıl kaybetmeden hukuk fakültesi 4. sınıfa geldim. Okulumun bitmesine 6 ay kaldı, bu sebeple çok yoğun çalışıyorum. Adresim belli, her akşam ailemle yaşadığım eve geliyorum. Bu yaşam tarzı içindeki bir insan nasıl örgüt üyesi olabilir?’ diye. Ancak beni dinlemeye niyetleri yoktu. Danıştay Başkanı’nın da itiraf ettiği gibi ‘polisin savcı, bilirkişinin hakim’ olduğu ülkemizde savcı ve hakim yine polis fezlekesinden bir santim bile şaşmadı.


Bir öğrencinin hayatını mahvetmenin ise anlaşılan hiçbir ‘sınırı’ yok. Tutuklanmamın ardından, dosyamda gizlilik kararı olmasına ve ne ile suçlandığım dahi bilinmemesine rağmen masumiyet karinesini öğrencilere derste öğreten hukuk fakültesi bu ilkeyi hiçe sayarak hakkımda tutuklandığım gerekçesiyle soruşturma başlattı. Yıllarca kazanmak için 4 yıldır da bitirmek için emek verdiğim okulumdan 6 ay sonra mezun olup, eğitimimi zorluklarla karşılayan yalnız yaşayan anneme destek olmayı beklerken bir gecede hayatım altüst oldu. Üstelik soruşturmada benle alakası dahi kurulmayan ‘suikast planı yapıyorlardı’ gibi iddialarla iktidarın medyasından hedef gösterildim.


Ben demokratik taleplerini dile getirdiği için uydurma gerekçelerle eğitimi engellenen ve tutuklanan 800’ün üzerinde öğrenciden sadece biriyim. Bir hukuk fakültesi olarak tutuklu öğrencilerin eğitim hakkının gasp edilmemesini ve hukuksuz tutuklamalara son verilmesini istiyorum.


Haksızlıklara duyarlı bir gazete olduğunuzu bildiğim için sesimi duyurabileceğim inancıyla sizlere yazmak istedim. Yaşadığım adaletsizliği, okuyanların da adaletsizliklere sessiz kalmaması dileğiyle hoşça kalın diyorum. Sevgi ve selamlarımla.
EYLEM MAHANDA
Aliağa Kapalı Kadın Hapishanesi, İzmir