AKP’nin ‘sadaka politikaları’ ve sadakayı muktedirlerin yüzüne vuran onurlu insanlar

|

AKP’nin ‘sadaka politikaları’ ve sadakayı muktedirlerin yüzüne vuran onurlu insanlar A AKP’nin ‘sadaka politikaları’ ve sadakayı muktedirlerin yüzüne vuran onurlu insanlar

Gazetelerden okudunuz, televizyonlardan izlediniz; Geçtiğimiz günlerde, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kanser tedavisi gören ve kendisinden ilaçlarının temini için yardım isteyen üniversite öğrencisi genç kızın cebine para koyup, ilaçları kendisinin almasını istedi ve 'düşürme' diye uyardı. Kendisine dilenci muamelesi yapıldığını söyleyerek alınan üniversiteli Dilek Özçelik, Selimiye Camii’nde namaz kılıp çıkan Bakan Bayraktar’a giderek, "Ben dilenci değilim, tedavim için yardım istedim" dedi ve cebine konulan parayı Bayraktar’ın eline tutuşturup ağlayarak uzaklaştı.
Bu haber çok konuşuldu, çok tartışıldı. Bazıları, bakan ayıp etti dedi, bazıları da genç kız gereksiz alınganlık gösterdi dedi. Ancak kimse bakanın bu davranışının aslında AKP’nin bilinçaltının bir yansıması olduğunu görmedi ya da görmek istemedi. AKP’nin 11 yıldır artarak süren sadaka politikalarının en saf, en kristalize örneğiydi bu hareket; Sadakacı devletin hal-i pür melali.

AKP’li belediyelerden ücretsiz tedavi, yaşlıya, özürlüye maaş. Valilikten, kaymakamlıktan Ramazan, Kurban bayramı öncesi erzak paketleri, giyecek, yer-yatak. Yerel ve Genel seçim dönemlerinde, beyaz eşya, makarna, kömür dağıtımı. Bunlar AKP rejiminde 11 yıldır gözümüze sokulan “sosyal yardım” görünümlü “sadaka” politikaları…
AKP’nin tabanını oluşturan topluluklar büyük ölçüde cemaat örgütlerinden gelmektedir. Cemaat kültürünün esasını oluşturan şey de sadaka ve rüşvettir.


Cemaatler üzerinden bu kültüre yabancı olmayan AKP kitlesi, AKP’nin iktidar olmasıyla bunu bir tür rejim olarak algıladı ve kabullendi. AKP kurmayları nasıl bir sosyaliteye dayandıklarını ya da dayanacaklarını bildiklerinden, daha en başından, henüz AKP belediyeler düzeyinde yönetimdeyken, cemaat örgütlenmesinde zaten var olan sadaka ve rüşvet yoluyla herkesi herkese borçlandırma, bağlama ve mahkûm etme ilişkisini siyasi bir kültür olarak esas aldı ve yıllarca uyguladı. Erzak ve kömür dağıttı, iftar çadırlar kurdu, belediyelerde insan istihdam etti, ihale verdi ve toplum içinde kendine bağlı bir toplum yarattı.

AKILLARI ALMIYOR
AKP’yi iktidara taşıyan motor güç olan cemaat ilişkisi, AKP’nin iktidarıyla birlikte kendisini de iktidar olarak hissetti. Geçmişte belediyeler düzeyinde yapılan artık doğrudan iktidar gücüyle her yerde ve yandan yapılmaya başlandı.
AKP politikalarının duvara tosladığı Roboski’de katliamda ölen -çoğu çocuk- 34 kişinin ailelerine birkaç kuruş tazminat (sadaka) vererek susturacaklarını düşündüler. Ancak hiçbir aile bu sadakayı kabul etmedi; Tıpkı Erdoğan Bayraktar’ın sadakasını kabul etmeyen Dilek gibi.

Birkaç gün önce de Kozlu Maden Ocağı’nda yaşamını yitiren 8 emekçinin ailelerine 25 bin TL tazminat verilmesi karara bağlandı. AKP kurmayları, emekçi ailelerine de birkaç kuruş sadaka vererek sustururuz diyorlar ancak kuvvetle muhtemeldir ki madenci aileleri de Roboskililer gibi ya da Dilek Özçelik gibi eğilip bükülmeyecek. Muktedirlerin onurlarını ayaklar altına almalarına, çiğnemelerine izin vermeyeceklerdir.
Dilek Özçelik örneğinde Erdoğan Bayraktar’ın anlayamadığı gibi AKP’lilerin ve tüm muktedirlerin anlayamadığı da budur zaten. Bu kadar muhtaç, düşkün, fakir, fukara olup da insanlar neden avuç açmıyorlar. Koca koca inşaatçılar, işadamları, gazeteciler bile karşılarında kırk atarken bu Kürtlere, madencilere, emekçilere, öğrencilere ne oluyor du? Anlamıyorlardı, akılları almıyordu…
M. UTKU ŞENTÜRK