‘Geçmiş, insanın üzerine yürür‘

|

‘Geçmiş, insanın üzerine yürür‘ A ‘Geçmiş, insanın üzerine yürür‘

Karık, Uşak’taki Büyük Kayalı köyünü anlatan bir belgesel film. Nurşen Bakır yönetmenliğinde kolektif bir anlayışla çekilmiş olan belgesel, dünden bugüne devrimci ruhu benimsemiş bir köyün içinde gezdiriyor seyirciyi. Daha doğrusu, köy sakinlerinin geçmişe doğru çıktığı bir yola tanıklık ediyor izleyenler.
Karık’ta gizli bir durum var. İnsanlar adeta bir ağızdan anlatıyor tarihi. Sanki köydeki herkesin geçmişi bir gibi.
Bir cümle bir sürü farklı insanın biraraya gelmesiyle kuruluyor filmde.
Bu durumun köyün düzene karşı direniş hikayesiyle mutlaka bir bağı var. Her işin üstesinden birlik duygusuyla gelmiş bir dolu insanın sesini duyuyoruz, filmde. Ancak dikkatle baktığınızda filmdeki görsel ve işitsel verilerin iki ayrı nehir gibi birleşip bir denize aktıklarına şahit olabilirsiniz.
Direnişin ölümle, zulümle son bulduğu bir köyün şimdiki hali, Karık.
Değişen yalnızca köy meydanının yeri değil. Kayıpların izi duvarlarda, çatılarda, anlatıcıların gözlerinde.
Birinin görüntüsünü izlerken diğerinin hikayesine kulak veriyoruz filmde. Şimdiyi görürken geçmişi duyuyoruz. Geçmişe bakarken, şimdidin sesi takip ediyor bizi.

Film boyunca belirli aralıklarla beş anlatıcı kameraya doğru yürüyerek süreci paylaşıyorlar. Filmin varmak istediği yere dair en belirgin resimlerden birisi bu.  Çünkü onlar anlattıkça yürüyorlar ve biz onlar anlattıkça geriye doğru çekiliyoruz. Öyle bir his ki bu, sanki geçmiş seyircinin üzerine yürüyor, sanki ‘geçmiş tüm gücüyle insanın üzerine yürür’ diyor onlar. Birlik olup hayat mücadelesini ortaklaşa göğüsleyen bir köyün sevdiklerini, kendilerini, umutlarını, geleceklerini feda etme pahasına sapasağlam yan yana, sırt sırta, cinsiyet, yer yön ayırmaksızın verdikleri mücadeleyi hissetmemek mümkün değil.
Film bir yolun hikâyesi. Bu yolda önce onların doğayla ve birbirleriyle uyumuna dikkat kesiliyor insan, sonrasında anlattıklarıyla köyde eksilen bir şeyler olduğunu farkediyor. O yol seyirciyi öyle bir yere taşıyor ki…
Mücadele esnasında yakalanıp yıllarca zulüm görmüş ve köye sonrasında hiç ayak basmamış devrimcileri alıp, köye götürüyor. Kendi köylerine… Seneler sonra. Yaşları ilerlemiş, yaşadıklarıyla doğru orantılı içlerindeki ateş sönmeye yüz tutmuş bir grup devrimci biraraya geliyor. Yakalandıkları, kaçtıkları yerleri görüyoruz ormanın içinde, onlarla birlikte. Keşfediyoruz. Yalnızca bir arada her şeyi konuşarak, yardımlaşarak, öğrenerek, öğreterek, koruyarak, severek, sayarak, hayatı paylaşmayı kendilerine hedef edinmiş umudun taşıyıcılarının nasıl yerle yeksan edildiğini, yüreklerindeki acının seneler içinde nasıl hiç dinmediğini görmek, bir keşif.
Görmek, bir keşif. Karık, bunu sağlıyor. Dünyanın neresi
nden olursanız olun, bu belgeseli izlediğinizde benimle ya da bir diğeriyle aynı şekilde hissetmenize engel olmayacak bugüne kadar getirdikleriniz, diliniz, renginiz, fikriniz... Bir oluyoruz. Her ne olursak olalım, bir oluyoruz, Büyük Kayalı köyünde ve bunu sinemaya, Nurşen Bakır ve kıymetli ekibine borçluyuz.
ECE GER  ece.ger1@gmail.com