HAPİSHANEDEN

|

HAPİSHANEDEN A HAPİSHANEDEN

Siz hiç 9 yaşındaki kızınızın göğsüne silah dayandığını gördünüz mü?


Merhabalar BirGün Emekçileri;
Siz hiç sıcak yatağınızda uyurken, kapınızın kırılırcasına dövülmesiyle uyandınız mı? Siz hiç gece yarısı yatağından sizden koparılan çocuğunuzun çığlığını duydunuz mu? Siz hiç dokuz yaşındaki küçük kızınızın göğsüne silah dayandığını gördünüz mü? Siz hiç uzun namlulu silahların gölgesinde çocuklarınızın gözlerine baktınız mı? Siz hiç o gözlerdeki korkuyu gördünüz mü? O gözleri yeniden görmek için on gün yüreğinizde, bilincinizde sakladınız mı?
Bir savaş anında değil, Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de değil; demokratikleşmenin en yüksek seviyeye ulaştığını söylenen, insan hak ve ihlalleri ile ilgili en büyük adımların atıldığı söylenen, en demokratik anayasanın yapılmaya başlandığı, sık sık demokratikleşme adına hazırlanan ve hemen kabul edilen yargı paketlerinin çıkarıldığı, komşu ülkelerdeki insan hakları ihlallerine karşı en yüksek tepkinin verildiği ve oralara müdahale edilmesi gerektiğinin bağıra bağıra anlatıldığı…Türkiye’de devletin, 15 yıllık memurunun evinde gerçekleşti.
Sizler televizyonlardan izlediniz, 19 Şubat sabaha karşı ’28 ilde eşzamanlı gerçekleştirilen dev operasyonu’. Devletin her gün 08.00-17.00 arası kamu kurumlarında çalışan memurlarına gerçekleştirdiği dev operasyon. Dört saat aramanın ardından evinizden alınanlar; çocuklarınızın kamera görüntüleri, bilgisayarınız, oyun, müzik, film CD’leriniz, üyesi olduğunuz sendikanın faaliyet raporu, oğlunuzun oyuncağı, not defteri, ders kitabı, herhangi bir kitapçıdan aldığınız dünya klasiklerinden kitaplar…

Siz hiç çocuklarınızın korkulu bakışları arasında kelepçelenerek evinizden çıkarıldınız mı?
Yıllardır memuru olarak hizmet sunduğunuz devlet, sizden işkenceyle parmak izinizi, tükürük örneğinizi aldı mı? Siz hiç üç gün siyasi şubede tutulduktan sonra hakim karşısına çıkmak için Avrupa’nın en büyük ‘ adalet sarayında’ 26 saat beklediniz mi? Siz hiç gece 03.45’te uyuklayan bir hakim karşısında ifade verdiniz mi?
Siz hiç konsere gittiğiniz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü eylemlerine katıldığınız, resmi tatil ilan edilen 1 Mayıs eylemlerine katıldığınız için tutuklandınız mı? Siz hiç sendikanızın eylemlerine gittiğiniz, iş güvencenizin elinizden alınmasına karşı çıktığınız için tutuklandınız mı? Siz hiç çocuklarınızla tatile gittiğiniz için tutuklandınız mı? Hayır mı? O halde siz demokratikleşmenin doruğundaki Türkiye’de yaşamıyorsunuz.
Yaralı ve yavru bir serçeyi alıp annesi gelene kadar onu nasıl beslediğini, aç ve yaralı o serçe yavrusunun günlerce kendisini ve tüm ailesini nasıl da etkilediğini anlatan bir köşe yazısı okudum geçen haftalarda. Anne serçenin yavrusunu nasıl da aradığını, onu beslemek için nasıl da çırpındığını anlatıyordu. İyileşince serbest bırakmışlardı yavruyu. Annesine kavuşmuştu serçe. Tüm yavruların annelerine ihtiyacı var, yaşama tutunabilmek için. Doğada onlara bu hakkı veriyor. Sadece zalimler yavruları annelerinden ayırır.
Çocuklarımızın geleceğini çalmalarına izin vermeyeceğiz! diyen, 4+4+4 eğitim sistemi çocuklarımızın eğitim hakkının gasp edilmesidir diyen, baskılara boyun eğmeyeceğiz! diyen, AKP’nin kölesi olmayacağız! diyen… annelerin yavrularını ayırıyorlar.

Oysa tüm bunlar yasal değil mi? Anayasal haklarımızı kullanmak suç mu? Yoksa demokratikleşme denen şeyi yanlış mı anladık? Kim için demokrasi? Yoksa bizim için emekçiler, öğrenciler, işçiler, köylüler, avukatlar… halk için değil miydi? AKP kimin için demokrasi istiyor? Adaletin olmadığı bir ülkede demokrasi olur mu? Siz hiç bu ülkede adalet istediniz mi? Ben istedim, istiyorum ve istemeye devam edeceğim, alana kadar!
SEVİM KAYHAN
Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi