Kim çapulcu?

|

Kim çapulcu? A Kim çapulcu?

Bu aralar memleketimin hali hal değil.  On binlerce gösterici sokaklara dökülmüş hükümeti ve Başbakan’ı protesto ediyorlar. Havada gaz, sokaklarda tansiyon, gencecik bedenlere düşmanca uygulanan şiddet! Her kafadan farklı bir ses çıkıyor. Hükümet kanadında bile birbirine tamamen zıt yorumlar yapılıyor. Başbakan ise her zamanki gibi,” ben yaptım oldu” havalarında. Ancak kendisi bu havada olsa da, epeyce yıpranmış ve protestocuların hedefi haline gelmiş durumda. Şöyle bir yaşananlara baktığımızda şu ana kadar ülke çapında 700 protesto gösterisinin yapıldığı, bunun sonucunda üç göstericinin öldürüldüğü, 600’ünün yaralandığı, yaralıların 13’ünün ise gözlerini kaybettiği iddia edilmektedir.  Gidişata baktığımızda uzlaşma belirtisi bir yana,  Başbakan’ın ortamı germeye bizzat devam etmesi son derece vahimdir.  Çünkü her ölüm ya da yaralama haberi toplumsal kin ve intikam duygusunu daha da artırmaktadır. Bunun en büyük sorumlusu ise başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir. 

Olup bitenleri yazmadan önce aklıma bir deveci hikâyesi geldi. Duruma uygun olduğunu düşündüğüm bu hikaye yi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle ki: Günlerden bir gün develerini otlatmak için dereye götüren deveci ıssız bir kayanın hemen önünde yüzlerce sahipsiz altın bulur ve almak için hamle yapar. Ancak tam o sırada kocaman bir aslan ortaya çıkar ve altınların üzerine yatıp, kükreyerek onları adeta korumaya alır. Aslanı alt edemeyeceğini anlayan kurnaz deveci, hayvanın neden böyle davrandığını anlamaya çalışır ve sonunda onunla dostluk kurmayı dener. Sağdığı bir kase deve sütünü uzun sopasının ucuna takarak aslanın önüne koyar. Aslan ikram edilen sütü içtikten sonra boşalan kaseye borcunu ödercesine bir altın bırakır. Deveci sopasını uzatarak kaseyi geri çeker. Bu ilginç alışveriş günlerce devam eder ve bu durum aralarında bir sır olarak kalır. Derken günlerden bir gün deveci hasta olur ve develeri otlatma görevi oğluna düşer. Bu kez kibirli ve son derecede dik başlı olan devecinin oğlu babası gibi aslanla karşılaşır. Ancak o babasından farklı bir yol izler ve uzlaşma yerine, kılıcını çeker ve aslanı kuyruğundan yaralar. Sinirlenen aslan ise intikamını delikanlıyı oracıkta parçalayarak alır. Cenaze kayanın önüne defnedilir. Günler sonra deveci iyileşir ve mağaranın önüne gelerek aslanla barışmak ister; ona şöyle der: “oğlum kuyruğunu kesti, sen de oğlumu öldürdün. Gel bu küskünlüğü ortadan kaldıralım ve eski günlerde olduğu gibi dost olmaya devam edelim” Küskün ve yaralı olan aslan şu cevabı verir: ”Ben şu kesik kuyruğumu, sende oğlunun mezarını gördükçe dost olmamıza imkân yok artık” der.  Bana göre hükümetin, özellikle de Başbakanın, Gezi Eylemcileri ile ilişkisi de aynen deveci ile aslanın hikâyesine dönüşmüştür. Başbakan çizilen karizmasını, eylemciler de kendilerine karşı takınılan küçümseyici ve şiddet içerikli tavırları, hayatını kaybeden yoldaşlarını ve onlarca yaralı arkadaşlarını hatırladıkça eskisi gibi olmalarına imkân kalmamıştır.

Gerçek şu ki; gelişmekte olan ülke liderlerinin tipik davranış biçimi ile karşı karşıyayız. Muhalefet hareketlerini üç beş çapulcunun işi olarak karalamak, ikinci adımda ise bir dış mihrak uydurmak. Saddam da, Kaddafi’de hepsi böyle davrandılar.  Hepsinin ortak noktası kibirleri ve kabadayılıklarıydı.  Elbette her ülkenin kendine has gelişmişlik düzeyleri ve demokrasi anlayışları vardır. Bizdeki parlamenter demokrasiyi ya da seçim sistemini küçümsediğimiz anlamı çıkmamalıdır, kastedilen şey; demokrasinin sadece seçim sandığından ibaret olmadığı gerçeğidir.

Yıldız teknik.ünv.Öğ.Grv A.Hadi AKMUGAN
hakmugan@hotmail.com