Gezi Parkı son damladır, deniz taşmıştır

|

 Gezi Parkı son damladır, deniz taşmıştır A  Gezi Parkı son damladır, deniz taşmıştır

Gezi Parkı olayı denizi taşıran son damladır. Son 10 yıl içersinde deniz nasıl dolmuştur, nelerle doldurulmuştur, bunları anımsamak gerekir.
»Askeri vesayetin geriletildiği oranda demokratik hak ve özgürlükler alanında genişleme olmamıştır.
»Sivil bir dikta rejimi kurulmuştur.
»4+4+4 Eğitim yasasıyla tüm okulların imam hatipleştirilmesi hedeflenmiştir.
»Yazarlar, gazeteciler, avukatlar yandaş olmamaları nedeniyle tutsak edilmiştir.
»Medya kuruluşları yandaş hale getirilerek ya da susturularak toplumun haber alma ve bilgilenme hakları gasp edilmiştir.
»Sendikal hakların kullanılması önlenerek emekçiler köleleştirilmiştir.
»Kadın haklarını gerileten yasalar(kürtaj yasası vd.) çıkartılarak kadın onuruyla oynanmıştır.
»Peşi sıra içki yasakları gelmiştir.

»İktidar 12 Eylül darbesine karşı bir duruş gösterirken, 12 Eylül darbesinin kurumlarına (HSYK-YÖK-Seçim sistemi-Partiler kanunu)dayanarak toplum üzerinde baskıları artırarak sürdürmüştür.
»Başbakan “Osmanlı ruhunu” canlandırmaya çabalamış, toplumu kulları gibi görme yanılgısına düşmüş  ve kullarına her fırsatta hakaret etmiştir.
»Ayyaş, çapulcu vd. aşağılayıcı saldırılar söz konusu yanılgının sonucudur.
»Geniş toplumsal kesimler onursal sıkıntıya düşmüşlerdir.
»Türkiye dünyanın en mutsuz insanlarının ülkesi olmuştur…
Gezi Parkı’na gece yarısı yapılan gazlı, tomalı saldırı faşist diktatörlüğün açığa çıkmasına, suçüstü yakalanmasına neden olmuştur. “Doğaya ve yeşile tutkusunu dile getirmeye çalışan insanlara bile bunlar yapılabiliyorsa” sorusu toplumu şoklamış ve bu şok dalgası bir anda tüm dünyaya yayılmıştır. Gezi Parkı şoklaması toplumsal belleği uyarmış;

*polis terörü-hukuksuzluk-yaşam biçimlerine müdahale sorgulanır hale gelmiş, suskun yığınlar meydanlara dolmuştur…
*Gezi Parkı polis baskısıyla ya da uzlaşmayla bugünden yarına boşalabilir, ancak sorunların çözümsüzlüğü devam eder…
*Türkiye’de ve tüm dünya kamuoyunda dikta rejimi deşifre olmuş, maske düşmüştür…
*Türkiye de uzun soluklu bir demokrasi mücadelesi yeniden alevlenmiş, iktidardan demokratik hak ve özgürlükler alanındaki beklentiler ve umutlar sona ermiştir…
İçinde bulunduğumuz süreç demokratik hak ve özgürlük alanlarını korumak için toplumsal muhalefeti yaşamın tüm alanlarında yükseltme ve geniş kitleleri muhalefetin içine çekme sürecidir.
Geniş toplumsal kesimler onurlarına yönelik saldırılara karşı onursal tepkilerini ortaya koymuşlardır, bundan sonra önemli olan bu tepkilerin demokratik hak ve özgürlükler mücadelesine dönüşebilmesidir. Başarı ya da başarısızlıktan algılanması gereken de budur…
faydinus@yahoo.com