'Benim şu halime ağlamayan yar'

|

A

LENİN'in "Ne Yapmalı" kitabını okuyalı yıllar oldu, hep yeniden okuyayım diye düşünürüm ama bir türlü elime alamam. Şimdi "Ne Yapmalı" kitabından aklında ne kaldı diye sorsanız, doğrusu fazla bir şeyler söyleyemem ama orada okuyup da unutamadığım bir örneği, derdime tercüman olacağını düşündüğüm için burada anmak istiyorum.

Lenin, 'nasıl çalışacaklarını' anlatırken aklımda kaldığı kadarıyla şöyle bir örnek veriyordu: "Bizde Alman sosyal demokratları gibi yapmalıyız. Alman sosyal demokrat partililer haksızlığa uğrayan bir vatandaşları olduğu zaman, o vatandaş hangi partiden olursa olsun, onun yanında oluyor, hatta o davasından bir gün vazgeçse bile davasının mücadelesini yürütüyordu. Bu yüzden de haksızlığa uğrayan her vatandaş savcıya gitmeden önce sosyal demokrat parti şubelerinin kapısını çalıyor onlara uğruyor..."

UFUK NEDEN YOKTU
Almanya'daki devlet kanalı ART'de yayınlanan bir televizyon dizisinde Alevilere hakaret edilince Aleviler tepkilerini Almanya'da bir mitingle gösterdi. Yol, Cem, Su, Düzgün TV'ler bu mitingi canlı olarak yayınladı. Gidebilenler bu mitinge gitmişlerdi, gidemeyenlerde benim gibi televizyonlardan bu anı izliyordu. Mitinge Türkiye parlamentosundan Maraş milletvekili olan bir kişi katılmıştı. Bu milletvekilini dinlerken acaba 'Bizim Ufuk niye katılmadı?' diye düşünmeden edemedim.

Alevi toplantılarından bilirim bu insanlar Ufuk Uras'ı sever. 'Nereden biliyorsun' derseniz şunu diye bilirim; diğer konuklar konuşacağı zaman "Sayın filan falan bey" diye onun adına soyadına sayın takısını ilave ederek anarken Ufuk konuşacağı zaman büyük bir memnuniyetle hadi "Bizim Ufuk" konuşuyor onu dinleyelim derler. "Bizim Ufuk", "Bizim Yunus" der gibi, anlamlı özel, güzel, herkese nasip olmayan, içten bir benimseyişin ifadesidir, bunların literatüründe...

Alevilerin bu haklı gününde yanlarında olmak gerekirdi diye düşünenlerdenim. Genel başkanımızın hangi önemli işleri vardı, neden katılmadı ya da katılamadı gerekli görürse bunu bize açıklar ise bizlerde bilgilenmiş oluruz. Tabi sadece genel başkanımız değil, parti meclisinde üst yönetimimize seçilen arkadaşlarımızdan da kimse yoktu. Bu konuda genel başkanımızı uyarmamışlar mıydı acaba! Hiç bir şey bilemiyoruz belki birgün öğreniriz... Belki bilirsiniz bu kültürel iklimde yetişen insanlarının ilginç bir huyları vardır, onlar 'istemezler ama beklerler' niye -böylesiniz- deyince de "ağzımızla isteyip de neremizle yiyelim" derler. Aleviler bu günlerinde "Bizim Ufuk'un" yanlarında olmasını beklemiştir, bunu hissediyorum, ama gelmediğine kırılmışlar mıdır, bu kırgınlıklarını bundan sonraki toplantılarda "hadi Sayın Ufuk Uras Bey'i" dinleyelim diye gösterirler mi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa oda şu, bugün onların yanında olsaydık iyi olurdu. Ne yapalım, bir dala dokunuyorsun bin dal inciniyor, içimden bu yazıyı fazla uzatmadan, Pir Sultan Abdal'in bir dörtlüğü bitirmek geçiyor içimden. "Coşkun sular gibi çağlamayan yar Gönlünü gönlüme bağlamayan yar Benim şu halime ağlamayan yar Daha ağlamasın öldükten sonra..."

RIZA AYDIN irizaaydin@hotmail.com