Emek mücadelesi devam ediyor

|

Emek mücadelesi devam ediyor A Emek mücadelesi devam ediyor

1 Mayıs, Emeğin Bayramı. Tüm çalışanlara ve emekçilere kutlu olsun!..
Birçok dünya ülkesinde bu bayram, farklı ve anlamlı bir şekilde kutlandı.
Emeğin en yüce değer olduğu, emekçinin kutsandığı, alın terinin insan onurunu yarattığı ve insan varlığının gerçekleri üzerinde duruldu.
Üreten ve yöneten olmanın vazgeçilmezliği dile getiriliyor!..
• • •
Bu sözleri içtenlikle söyleyenler, yaşam kalitesinin emeğe saygı ile oluşacağını bilirler…
Çünkü onların inandığı iki şey vardır.
Biri insan, diğeri insanın emeği!..
Onlar bilir ki; Düşünen ve yaratan insanın erdemi, yaşamın varlık göstergesidir.
Bu nedenle, dünyanın varoluşundan bu yana yılmadan emek mücadelesi sürmektedir!..
• • •
AKP zihniyetinin yönettiği  ülkemizde ise, iki şeyin değeri yoktur.
İnsan ve zaman!..
Zaten hayatın bu iki temel direğine değer verilmezse orada, insanla ilgili hiçbir adım atılamaz.
Demokrasi, hak, özgürlükler, eşitlik, adil paylaşım, adalet, emek, yeni anayasa, barış vs kelimeleri sadece sözcük olarak kalır!..
Hedeflenen talepler olarak görülmez ve bir toplumun yaşam biçimi olarak algılanamaz!
İnsana değer verilmeyen, zamanı önemsemeyen ülkede sömürü vardır!..
Sömürü baskıyı, baskı korkuyu ve korkuda diktatörleri yaratır…
Tıpkı şimdi Türkiye de olduğu gibi…
• • •
Türkiye, sosyal haklarda yapılan kısıtlamalarda, kemer sıkma politikaları, emekli yaşı ve işsizlik konusunda Avrupa’da birinci ülkedir.
Emeğe saygı duymayan bir ülke haline gelmiştir.
Yoksulluk ve örgütsüzlük özellikle emekçileri ezmektedir.
• • •
“Aç ve cahil bırakılan bir toplumun yönetilmesi kolaydır” anlayışı, AKP iktidarının uyguladığı politikadır!..
Sosyal devletin yapması gerekenleri “AKP ve RTE yapıyor” gibi gösterilmesi ve bu illüzyonun “algı yönetme” yöntemleriyle desteklenmesi iktidarı güçlendirmektedir.
Bu güçle AKP, “vahşi bir emek sömürü düzeni” oluşturmaktadır!..
• • •
Değersizleştirilen emek, sahipsiz de kalmıştır.
Sol, değişime yeterince müdahale edememiş, bölünmüş, yaşlanmış emeğin yanından ayrılmıştır.
Son 10 yılda toplam 10.723 işçi, iş kazalarında hayatını kaybetmiştir.
AKP iktidarı işçi ölümlerindeki artışla dünyada rekor kırmış, 1.3 milyar nüfuslu Çin’i bile geçmiştir.
Öyle ki; 2012 yılında yalnızca 323 günde, iş kazalarında 878 işçi ölmüştür.
• • •
Taşeronlaşmayı yöntem olarak kabul eden, çalışanların sosyal güvenceden uzaklaştıran, işyerinde yeterli güvenlik önlemleri almayan, işçiyi insan olarak görmeyen zihniyet emekçileri ölüme terk etmektedir.
İktidarın dayandığı şirketlerin aç gözlülüğü, işçi ölümlerinin artışına, yoksulluğa ve işsizliğe yol açıyor…
• • •
AKP iktidarı işçilerin ve sendikaların üzerinde müthiş bir baskı uyguluyor.
Ülkede her vesileyle sendikalar kapatılıyor. Ya da kapatılmak zorunda bırakılıyor…
Türkiye’nin nüfusu 45-50 milyonken sendikalı işçi sayısı 2 milyon 800 bin idi.
Şimdi nüfusumuzun 75 milyon olduğu söyleniyor.
Sendikalı işçi sayısı 650 bin!..
Arada kalan fark, taşeron firmalarda her türlü haktan mahrum ve asgari ücretle çalışan işçi sayısıdır.
• • •
Oysa sendikalar  dünyanın her yerinde sosyal adalet için mücadele ederler. Açgözlü sermayenin emekçi çoğunluğu sömürmesine karşı çıkarlar… Çalışanlar alın terlerinin karşılığını alırlar, adil paylaşımın oluşmasını sağlanır.
Kısaca, Dünya’yı yaşanılır bir yer haline getirmek için mücadele ederler…
HEDİYE ÖZBAYRAM hediyeozbayram@gmail.com

***

Biz marjinal değil işçi kızlarıyız!..


Babalarımızın kızlarıyız. 20 yılını madene veren ve şans eseri(!) hayatta olan babam gibi Dilan Alp'in babası da işçidir. HEY Tekstil'den atılan ve 1 yılı aşkın bir süredir direnen bir baba. Kızına "marjinal örgüt üyesi" diyen Valiye karşı "kızım benim için 1 Mayıs'a geldi, babası işten atılan, işsiz kalan bir kız marjinal olamaz" dedi. Kızlar anneleriyle iyi anlaşır ama babaları da ayrıdır onlar için. İşçi kızlar da babası işçi olanlar da o gün Taksim'deydi. fiüphesiz salt baba sevgisinden değil. Ernesto Che Guevara gibi devrime âşık oldukları için, onun gibi birer yiğit devrimci oldukları ve olmak istedikleri için, bilinçleri sınıf bilinci, kalpleri insanlık-halk sevgisi ile dolu olduğu için. Annemin bir sözü vardır Denizler için:"Fidanları kestiler, ışkınları milyonlarca çoğaldı" der. Siz, bizleri katletmekle bitiremezsiniz efendiler. O kızlar birer birer ölse de biner biner çıkacak karşınıza. O babalar da
o analar da rahat bırakmayacak sizleri. Çünkü onlar bize,çocuklarına onurlu bir gelecek bırakma davasındalar, peki siz neyin davasındasınız? Çünkü onurlu
olmadığınız kesin. ÖZLEM DENİZ BİLGİLİ