Akşam'dan futbola para çok, çalışana ücret yok

|

Akşam A Akşam

ZEYNEP KURAY/BİRGÜN

Herkes onların çok iyi para alan, her istedikleri yere ulaşan, şanlı şöhretli insanlar olduklarını sanadursun, büyük medya holdinglerinin plazalarında çalışan basın emekçilerinin o çok mükemmel gözüken vitrinlerin arkasında neler yaşadığı aslında hiç bilinmez. Çünkü en çok sömürünün de orada yaşandığı hep gözlerden kaçar. Forbes dergisince Türkiye’nin en zengin ikinci adamı olarak gösterilen, Türkiye ligi futbol maçları ihalesini 4 milyar dolara yakın bir parayla alan Digitürk’ün de patronu olan Mehmet Emin Karamehmet’e ait Akşam Gazetesinde yaklaşık 2 senedir çok az para alarak çalışan ve 3 aydır hiç maaş almadıklarını belirten bir basın mensubu, insanlara Amerikan rüyası gibi sunulan bu plazaların maskesini verdiği röportajla indirdi. İsminin gizli kalmasını isteyen basın mensubu, gazetecilerin nelerle karşılaştığını BirGün’e anlattı.

ŞATAFATLI PLAZALARIN ARDINDAKİ DRAM !
Her şeyin 2008 yılında Amerika’da patlak veren  krizle başladığını anlatan Akşam Gazetesi Çalışanı, kriz bahane edilerek muhabir, matbaa,  yazıişleri gibi bütün birimlerden yaklaşık 350 kişinin işten çıkartıldığını belirtti. Her yıl enflasyona göre maaş artışı yapılması gerekirken, bu prosedürü hiçe sayan gazete yöneticilerinin  2 yıl boyunca kendilerinde herhangi bir maaş artışı yapmadıkları gibi masrafları ödemeye yetmeyen maaşı ikiye bölerek bir çok çalışanı zor durumda bıraktıklarını vurguladı. İşten çıkartılan arkadaşlarının gitmesiyle sayının azalmasına rağmen ücret artışı bir yana, yaşamak için gereken ücretlerini de alamaz olduklarına dikkat çeken Akşam Gazetesi Çalışanı,” 2008’de 2006 krizinde olduğu gibi bir kısmını ayın sonunda diğer kısmını ise diğer ayın belirsiz bir gününde vermek üzere maaşımızı ikiye böldüler. Ancak bu durumun en iyi haliydi. 2009 yılının başından itibaren maaşımızın 500 TL’sini yatırıp gerisini belirsiz bir tarihe erteliyorlardı.Biz bu parayla 60 gün idare etmek zorunda bırakılıyorduk’ ‘diye ekledi.

OLAYI YANSITAN, KAPI DIŞARI
Başlangıçta spor servisinde haftada bir gün köşe yazan editörlerden birinin yaşanılan bu durumdan köşesinde bahsederek yönetime tepki gösterdiğini aktaran Akşam Gazetesi Çalışanı, bu yüzden editörün tazminatsız işten kovulduğuna dikkat çekerek, bunun aslında diğer çalışanlara bir göz dağı niteliği taşıdığını belirtti. Çalışanlara bu durumun ne zaman düzeleceği hakkında hiç bir açıklama yapmayan gazete yönetiminin, sanki her şey yolundaymış gibi aynı kaprisli ve anlayışsız  tavırlarını sürdürdüklerini dile getiren Akşam Gazetesi Çalışanı, bu tavırlara karşılık bir sene geçtikten sonra Skytürk ve Akşam gazetesi çalışanlarının bir kereliğine bir sigara molası havasında 15 dakika iş bırakarak tepkilerini gösterdiklerini belirtti. Ancak bu protestoyu bile sindiremeyen gazete yönetiminin iki çalışanı çağırarak, ‘ Ne istiyorsunuz kovulmak mı?’ diye tehdit ettiklerini sonradan öğrendiklerini aktardı. Bu durumun zaten yeterince hak arama bilincine ve cesareti olmayan çalışanları iyice sindirdiğini ifade eden Akşam Gazetesi Çalışanı, sözlerini şöyle sürdürdü, “ Sonradan koşullar giderek ağırlaştı .Ama buna rağmen çalışanlar en küçük tepkilerini bile yönetime yansıtmadılar.Çalışanların hiç birinin işini kaybetmeye tahammülü olmadığını bilen yönetim yaşanan bu suskunluktan  sonuna kadar faydalanıyor” diye konuştu.

SENDİKALI OLMAK MI? NERDE ....
Büyük Medya  Holdinglerinde yaşanan hak ihlallerini sıralamaya devam eden Akşam Gazetesi Çalışanı , gazetede yönetimin sendikalı olduğunu öğrendiği her çalışanı çeşitli baskı ve uygulamalarla işten keyfi ve gerekçesiz bir biçimde çıkarttığına dikkat çekti. Akşam Gazetesi Çalışanı, eyleme geçmenin yolu sendikalı olmaktan da geçse Gazeteciler sendikasının Sabah-Atv grevcileri örneğinde görüldüğü gibi  maalesef yeterince üstüne düşeni yapmadığını belirtti. Sabah-Atv basın emekçilerinin bir boşluktan istifade ederek sendikalaştığını hatırlatarak sözlerini sürdüren Akşam gazetesi çalışanı,” TGS bu süreci iyi yönetemedi.Orda sendikalı olan sadece 10 kişi kaldı. Patronaj her olanağı kullanarak bu grev hareketini bastırmayı başardı.Bu tabii ki diğer gazetecileri de hayal kırıklığına uğrattı çünkü şu bir gerçek ki en kötü örgütlülük,örgütsüzlükten iyidir.Demode olmuş sendika yönetimleri olabilir ancak biz oraya sahip çıkıp,orada örgütlenip, hakkımızı koruyabilecek bir mücadele yöntemi yerleştirmek zorundayız. Yoksa her zaman kaderimiz bir yöneticinin iki dudağı arasında olacak” diye konuştu.