Direnen TEKEL işçilerinden mektup var

|

Direnen TEKEL işçilerinden mektup var A Direnen TEKEL işçilerinden mektup var

Tekgıda-İş Genel Merkezi önünde 22 gündür direnişlerini sürdüren TEKEL işçileri BirGün'e bir mektup yollayarak eylemlerinin amacını anlattılar. Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel'in bazı yayın organlarında çıkan iddialarına yanıt verdiler.Tekgıda-İş Sendikası yönetimine ve  Mustafa Türkel'e çarpıcı sorular yönelttiler.

Bugün itibariyle, Tekgıda-İş Sendikası Genel Merkezi önünde kurduğumuz çadırlarımızda direnişimizi sürdürüyoruz. Kamuoyuna amacımızı ve niyetimizi defalarca deklare etmemize rağmen, Tekgıda-İş Sendikası ve Mustafa Türkel yaptıkları yalan beyanlarla bizi gayri meşru gibi göstermeye çalışarak kendi ihanetini gizlemeye çalışıyor.

21.10.2010 tarihli Cumhuriyet gazetesinde çıkan habere göre, Türkel, Cumhuriyet’i arayarak bizim neden burada olduğumuzu bilmediğini iddia etmiş ve hakkımızda, “Ne olduğu belli olmayan bir grup”  vb ifadelerle karalamalarda bulunmuştur. Oysa ki; Türkel ve Tek Gıda- İş yöneticileri bizleri iyi tanımaktadır. Tanışmışlığımızı kamuoyunun da bilmesi açısından birkaç örnek verelim:

Örneğin, 2010 1 Mayıs’ında kürsüye fiilen çıktığımızda, şube başkanları ve yöneticileri de vardı. Ve Mustafa Türkel kürsü işgalinin ardından arayarak “elinize sağlık”  diye kutladı.

26 Mayıs grevinden önce yaptığımız Türk-İş binalarının işgallerini şube başkanları ve genel merkez yöneticileriyle beraber organize edip gerçekleştirdik. İşgallerde yer alan yöneticilerden; Genel Sekreter Mecit Amaç, Sayman Mustafa Akyürek başta olmak üzere 10 Nolu şube başkanı Muzaffer Dilek, 8 Nolu Şube başkanı Dursun Şahinyılmaz,  2 Nolu Şube başkanı Yunus Durdu sayabileceğimiz isimlerden sadece birkaçıdır.

Ayrıca, 21 Ekim  tarihinde yapılan yazılı açıklamada; “TEKEL mücadelesinin takipçisi” oldukları iddialarında bulunarak, bizim mücadelemizi karalamıştır. Yapılan açıklamada: “ Tekgıda-İş’in TEKEL işçilerini sahipsiz bıraktığı iddialarıyla yola çıkan bazı kişiler, sendikamızın tüm mücadeleci geçmişini ve sınıfsal çıkarlar adına başardıklarını yok sayıp, TEKEL işçilerinin mücadelesini kendilerinin sürdürdüğü söylemleriyle bu mücadeleye gönül ve destek vermiş emek dostlarını da yanına alma girişimlerinde bulunarak, kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadırlar. Tüm kitlesel eylemler ve mücadeleler esnasında, hareketi amacı dışına çıkarmak isteyen veya bu işten kişisel hesaplarla nemalanmaya çalışan bir takım art niyetli kişilerin olması son derece olağan bir durumdur” denmiştir.

Hareketin amacı nedir? Tekel işçisinin özlük haklarını elde ederek çalışması değil mi? Hal böyleyken mücadeleyi Anayasa Mahkemesi’ne havale ederek sonucu bir bilinmeze iteleyen, mücadelenin karşısına hükümetten önce dikilen siz mi; yoksa size güvenerek işsiz, parasız kalan biz mi amacından saptırmış oluyoruz?

Sözlerinizin hiçbirinin arkasında durmadınız?

14 Haziran’da sendikada yaptığımız görüşmede, Mecit Amaç bize “Tatilinizi yapın gelin, Ağustos’ta çok büyük eylem planı ile çıkacağız” demedi mi? Mustafa Türkel ANKA’ya yaptığı açıklamada yine, “öyle bir eylem olacak ki yollar insanları taşımayacak, bir gece ansızın çıkacağız yola”, demedi mi? “Tek kişi kalsa da 4-C'ye karşı mücadele etmeyen şerefsizdir, namerttir” sözü kime ait?

“Türk-İş işçinin evidir, burası işçinin aidatıyla kurulmuştur, bizi buradan kimse atamaz.” derken, dün karşı çıktıklarının aynısını neden kendiniz yapıyorsunuz? Neden biz evimize giremiyoruz da polis barikatıyla karşılaşıyoruz? 14 Haziran’da Tek Gıda-İş’e görüşmek için geldiğimizde kime zarar verdik ki, bizi içeriye almaya korkuyorsunuz?

Hukuğun üstünlüğü kavramını ihanetinize kılıfı mı yapıyorsunuz?
Yapılan açıklamada: “Sendikamız, hukukun üstünlüğüne ve hukuk devletine saygısı nedeniyle, Anayasa Mahkemesi’nde devam eden yargılama süreci boyunca, itidal ve sağduyu ile bekleme kararındadır” denmiştir.

Soruyoruz: Madem yargıya güveniyordunuz, eylem yapmaya gerek var mıydı? 78 gün bizi Ankara’nın karında soğuğunda perişan etmeyip sadece yargıya bıraksaydınız sorunu.

İhalenin olacağı gün işçiyi özelleştirme binasının önüne dökmesinin anlamı neydi?

İş akitlerimizin feshi ve 4-C’ye geçmeye ilişkin yazılar geldiğinde, işe iade davaları açtıktan sonra eylem kararlarını neden aldınız?

Ankara’da eylem sürecinde, Danıştay’da dava sürerken neden eylemi sürdürüyordunuz? O zaman yargıya güvenmiyor muydunuz?

Tekgıda-iş öncelikle şuna cevap vermelidir? Sınıf mücadelesinin neresindeler? Sermayenin mi yoksa emeğin mi yanındadır?

Yaptığınız açıklamada: “Sendikamız, özelleştirme karşıtı mücadele ve Yörsan, Çizmeci, Marsan vb. gibi sendikal örgütlenme ile işçi hak ve özgürlükleri bağlamında yıllardır üstlendiği öncü rolünü geçmişte olduğu gibi bugün de sürdürmekte kararlıdır” diyorsunuz.

O halde cevap verin:
   1. Tütün kotasından buyana aradan geçen yıllar içinde Tekgıda-İş yönetimi bir mücadeleye girişmiş midir?
   2. Sendikayı polis karakoluna çeviren bir sendika yönetimi “onurlu bir sendikal duruş” sayılır mı?
   3. “Evi” olan (Türkel’in sözüdür) sendikalarına işçileri almayan Tekgıda-İş yönetimi “İşçi hak ve özgürlüklerine” saygılı mıdır?
   4. Mustafa Türkel Anayasa Mahkemesiyle görüşmeden, mahkemenin karar vereceğini açıklayarak işçileri yanıltmış mıdır?
   5. İşçileri yanıltıp, hak kaybına uğrarsınız, 4-C’yi imzalayın diye baskı yapmış mıdır?
   6. Tek Gıda-İş yönetimi hukuk bürosu görüşü diyerek yayınladığı 29 Temmuz tarihli üst yazısı olan 27 Mart tarihli yazıyı, yeni bir durum diye işçilere aktararak işçileri yanıltmış mıdır?
   7. 1-2 Nisan’da eylem kararı açıklamış ve sonradan işçilere sormadan vazgeçmiş midir?
   8. Haziran ve Temmuz’da yine eylem kararları açıklayıp, kamuoyunda TEKEL mücadelesinin sürdürüyormuş gibi hava yaratıp, açıklamadığı hiçbir tarihte eylem yapmış mıdır?
   9. Tek Gıda-İş yönetimi mücadele etmek isteyen işçileri “provokatör, sapık, hain, terörist, eşkıya” demiş midir?
  10. İşçilerin birliğini düşünen, sendikal ilkelere uyan bir sendika yönetimi üyelerine karşı mücadele eder mi? Üyelerini bilerek yanıltır mı?
  11. Türkel, 4-C’ye karşı mücadeleyi yürüteceğim, yürütmezsem şerefsizim, demiş ve mücadeleyi bırakmış mıdır?
  12. Kongre hesaplarıyla Tek Gıda-İş TEKEL şubelerini birleştirip, kapatıp, atama yönetimlerle şube kongreleri yaparak, TEKEL işçilerinin yasal sendika üyeliklerini ve delege olma haklarını ellerinden almış mıdır?
  13. TEKEL işçilerinin son toplusözleşmeden kalan farklarının (12 bin 500 işçiye ait, kişi başına 300-350 TL) para nerededir?
  14. TEKEL işçileriyle ilgili toplanan dayanışma paraları nasıl ve nerelere harcanmıştır?
  15. Tekgıda-İş’in son 2 yılda satılan arazi ve binalarının miktarı ve paranın kullanıldığı yerler nereleridir?
  16. 2008 Ocak ayında yapılacak olan Sigara Pazarlama A.Ş. ihalesi  Şubat ayına ertelendiğinde 1 ay boyunca bunları sattırmamak için neden çaba sarfetmediniz?
  17. Bugün Çizmeci Gıda’da, Tekgıda –İş’te örgütlendikleri için işten atılan 33 işçiye; “mücadeleyi alanlarda sürdüreceğiz” diyerek direnişi 16. gününde bitiren yine Tekgıda – İş Sendikası değil midir?
İşçisini yarı yolda bırakıp, işçinin kendi sendikasına girmesini polis barikatı kurarak engelleyen, üstüne bir de yalan ve demagojik açıklamalar yapan ve bunu da çok şey başarmış gibi gösteren, yıllardır aidatlarını aldığı işçisini provakatör ajan, ne olduğu belli olmayan bir grup, art niyetli kişiler olarak nitelendiren Mustafa Türkel’i kınıyoruz…
Türkel hala neden burada olduğumuzu bilmiyorsa tekrar ediyoruz. Verdiğiniz sözleri tutun diyoruz! İşimizi ve haklarımızı istiyoruz, diyoruz! 4 C iptal edilsin, diyoruz!
İşçi sınıfından ve emekten yana tüm sendikaları, meslek örgütlerini, siyasi partileri, platformları, kurumları, aydınlarımızı birleşik mücadeleye çağırıyoruz.

DİRENİŞTEKİ TEKEL İŞÇİLERİ