İleri demokrasinin yeni dönemi

|

İleri demokrasinin yeni dönemi A İleri demokrasinin yeni dönemi

AKP hükümetinin 2011 için öncelikli iki hedefi olduğunu söylemek mümkün. İlki, seçimlerden yeniden tek başına iktidar olarak çıkmak. Bugünden bakıldığında, bu hedefin önünde ciddi bir engel görünmüyor. Tabii burası Türkiye; önümüzdeki altı ayın ne göstereceği belli olmaz.

İkinci hedef, devlet kurumlarını bütünüyle kontrol altına alma politikasını tırmandırmak. Son gelişmeler, sıradaki kurumun Yargıtay olduğuna işaret ediyor. Tutukluluk sürelerinin yeniden düzenlenmesinin ardından gerçekleşen tahliyeler kamuoyunda tartışmaya sebep oldu. Ama AKP medyası okları Yargıtay’a yöneltiverdi. Akit’in, Yeni Şafak’ın, Sabah’ın manşetlerine, haber diline bakın anlarsınız; sıranın hangi kurumda olduğunu... Adalet Bakanı “işini iyi yapamayan” Yargıtay’a 80 yeni üye atanacağını söylemiş. Bakanlığın HSYK seçimlerindeki tercihi, Yargıtay için öngörülen yeniden yapılanmanın ipucunu veriyor.

* * *

Artık, AKP’ye yakın olmak bu kurumlarda görev ya da yetki almaya yetmiyor. Diyanet İşleri’nde yaşanan son operasyon bunun ilk işareti oldu. Bakın, şimdi Topkapı Sarayı’nı kimin idare edeceği tartışılıyor. İktidara karşı hayırhah bir tutum içinde olan İlber Ortaylı, artık AKP’yi “kesmiyor”. Müze Müdürlüğüne Yusuf Benli atanmış; Benli Zaman gazetesinden ilân ediyor: Burada artık benim borum öter! Akıbet malum. Birilerinin yetkisi Zaman gazetesi üzerinden deklare edilmişse, o iş bitmiştir. Hasılı Ortaylı’ya da yol göründü.

Bu hâl, etki alanını genişleterek sürecek gibi. Yani... AKP seçimlerden tekrar galip çıkarsa, bir kez daha tesis ettiği güven ve bunun beraberinde getireceği kibir sebebiyle kendinden olmayıp kendisine yakın duranlarla arasındaki mesafe açılacak. İktidara ideolojik payandalık yapan sağ ya da “sol” liberallerin de muhtemelen herhangi bir kıymeti harbiyesi kalmayacak. Kanaat üretim merkezinin ağırlığı, bugüne kadar AKP’nin “alter ego”su olarak faaliyet yürüten Akit-Yeni Şafak çizgisine kayacak. Bu durumda, liberal çevreler içinde bir ayrışma beklenebilir. “Ruhunu bütünüyle teslim edenler” ve “Hay Allah! Böyle mi olacaktı diyenler” şeklinde... Neyse, bu onların sorunu...

AKP’nin önünde engel olarak gördüğü medya kuruluşlarına yönelik yıpratma, ele geçirme, mümkün değilse yok etme savaşı, 2011’de hız kazanacağa benzer. Geçenlerde Ertuğrul Özkök işaret etti; Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’nin 2011 kehanetine: “12 Haziran 2011 genel seçimlerinden sonra, Türkiye’de büyük değişimin, asıl medyada devam edeceğini hep birlikte göreceğiz.” 2011, AKP’nin geçtiğimiz yıl vergi cezalarıyla hizaya soktuğu Doğan Grubunu dize getirdiği yıl olabilir. Muhtemelen Gülerce’nin kastettiği de bu. Bu noktada, birkaç köşe yazarı dışında Hürriyet’in (ve grubun diğer yayınlarının) süngüsü epey düşmüşken, iktidarın bunu yeterli bulmaması ve bütünüyle kendi dümen suyunda bir medya yaratma kararlılığı dikkat çekici. Doymuyorlar yani...

* * *

Bunlar, AKP’nin niyetleri ve buna bağlı olarak muhtemel gelişmeler... Peki 2011, iktidar için dikensiz gül bahçesi mi olacak? Biraz zor. Bir kere Kürt meselesini neredeyse bütünüyle din kardeşliği üzerinden çözme, paralelinde PKK’yı (BDP’yi) tasfiye etme politikasının karşılık bulacağına dair herhangi bir belirti yok. Aksine, demokratik özerklik ve buna bağlı talepler üzerinden yürüyen tartışmada inisyatif Kürt hareketinde... AKP’nin bütün yaptığı, Kürtlerden gelen her öneriyi kadim devlet refleksiyle savuşturma çabası... Seçimlere doğru yeniden ısınacak olan Anayasa tartışmalarının Kürt sorununu merkeze alan bir hat üzerinden yürüyeceğini tahmin edebiliriz.

Hasılı, doğuda işleri zor. Ya batıda? Orada da sıcak günler bekliyor hükümeti... Başta Torba Yasa meselesi var. Esnek üretimin, özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın önündeki son pürüzleri de temizlemeye dönük, kısacası emek üzerindeki sömürüyü yoğunlaştırma yasası, sessizce geçip gitmeyecek. İşçiler ellerindeki son mevzileri tevekkülle terketmeleri beklenemez. Bunun sonuçları, iktidarın daha fazla polis gücüne, daha fazla devlet terörüne yaslanması olacak. “İleri demokrasi kutlamaları” 2010 biterken başlamıştı; 2011’de yeni bir ivme kazanacak.